Etiket arşivi: Mali mesuliyet

POLİS MÜDAHALESİNDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI: MESLEKİ MALİ MESULİYET SİGORTASI

Hiçbir kimse bir başkasına bilerek ve isteyerek zarar vermek istemez aksi halde bu suç olur, bunun karşılığı olarak hukukta müeyyide / ceza olarak düzenlenmiştir.

Ancak eylemin sonuçları öngörülemeden de bir başkasına zarar verilmesi mümkündür ki bunun karşılığında ‘tazminat’ öngörülmüştür. Modern hukuk sistemlerinde kişilerin uğrayacakları zararların karşılanması için sigorta sistemi geliştirilmiştir, çoğu gelişmiş ülkelerde bu sistem etkin olarak kullanılır, bu yolla kişiler arasında gelişebilecek husumet ta işin başında önlenir.

Türk Hukukundaki en yaygın ve mecburi sigorta 13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile getirilen mâli mesûliyet sigortasıdır (Madde 91). Her bir motorlu aracın trafiğe çıkabilmesi için bu sigortanın yaptırılması zorunludur. Motorlu aracın işletilmesi esnasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması durumunda zarar sigorta tarafından karşılanır, dolayısı ile bir taraflar arasında husumet oluşması önlenmiş ya da azaltılmış olur.

Bir diğer zorunlu sigorta 10.06.2004 tarih ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile düzenlenmiştir. Özel hukuk kişileri ve özel güvenlik şirketlerinin, istihdam ettikleri özel güvenlik görevlilerinin üçüncü kişilere verecekleri zararların tazmini amacıyla özel güvenlik malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur (Madde 21). Özel güvenlik görevlileri görevlerinin icrası esnasında şayet üçüncü kişilere bir zarar verirlerse bu zarar söz konusu sigorta kapsamında tazmin edilecektir. Bu, özel güvenlik görevlileri ile üçüncü kişiler arasında anlaşmazlık çıkmasını önleyen, bir taraftan her iki tarafı diğer yandan da özel güvenlik sistemini koruyan çağdaş bir yaklaşımdır.

Kamu hizmetinin yürütülüşü esnasında oluşabilecek hatalar nedeniyle personeli ile hizmet alan arasında yaşanabilecek sorunları öngören ve bunları gidermeyi amaçlayan Sağlık Bakanlığının doktor hatalarına karşı hastaları güvenceye almak için düğmeye bastığı, Tam Gün Yasası’yla hekimlere ‘meslekî sorumluluk sigortası’ yaptırılacağı gazete sütunlarına yansımıştır (16.4.2009 Zaman). Tabip, uzman tabip ve uzman doktorların hizmet kusurundan dolayı hastalara verdikleri zararın karşılanacağı; özel ve devlet hastanelerinin, çalıştırdığı hekime, meslekî malî sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlü olacakları, serbest çalışan doktorların ise kendilerini sigortalatacakları belirtilmektedir. Sigorta yaptırmayan kurumlara, hekim başına 5 bin TL idari para cezası verileceği, meslekî sorumluluk sigortasını, Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığının yetki verdiği şirketlerin yapacağı, özellerde çalışanların sigorta priminin yarısının hastane, yarısının hekim tarafından ödeneceği, kamuda ise bu primin yarısının döner sermaye, yarısının doktorlar tarafından karşılanacağı ifade edilmiştir. Nihayet, 21.01.2010 gün ve 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1219 sayılı Kanuna ek madde eklenmiş, kamu ve özel ayrımı yapılmaksızın sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar için tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorunluluğu / güvencesi getirilmiştir (Ek Madde 12).

Özel güvenlik görevlisi ve tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar gibi polis ve jandarma tarafından yerine getirilen görev ve hizmetlerde de hizmet kusuru diyebileceğimiz yanlışlıklar nedeniyle kişiler zarar görebilmekte, zor ve silah kullanma, arama ve el koyma başta olmak üzere kolluk yetkilerinin kullanılması esnasında ve / veya sonucunda zarar(lar) doğabilmektedir. Özellikle zor ve silah kullanma sonucu maddi zararlar yanında yaralanmalar meydana gelmekte, ölümler yaşanabilmekte, hatta üçüncü kişiler de zarar görebilmektedir. Biraz düşünüldüğünde bunun pekçok örneği hatırlanabilir. Bu konuda İçişleri Bakanlığı aleyhine acılan davaları ve verilen mahkeme kararlarını incelemekte ve hatırlamakta yarar vardır. Kimi zaman tazminat kararı verilmekle birlikte bazı davalar reddedilebilmektedir. Ancak davalar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın ironik olan, hizmet için var olan bir kurumun vatandaşı ile davalı duruma düşmesidir.

Bir yandan kolluk yetkisinin kullanımı nedeniyle üçüncü kişiler nezdinde oluşabilecek zararlarının karşılanması diğer yandan isabetli olmayan, kötü uygulama nedeniyle güvenlik personelinin kendilerinden talep edilebilecek zarar(lar) ile kurumlarınca polis ve jandarmaya yapılacak rüculara karşı meslekî malî sorumluluk sigortası müessesesinin güvenlik hizmetinde de kurulması, böylece hem güvenlik personeli hem de vatandaş güvenceye kavuşturulması gerekir. Bu yapıldığı takdirde; çok önceden motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibini, özel güvenlik hizmeti veren özel hukuk kişileri ve özel güvenlik şirketlerini, en son olarak da tabipleri, diş tabiplerini ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanları ve bunlardan hizmet alanları koruyan devlet, bu kez bizatihi kendisini ve kendi adına güvenlik hizmeti veren kurumları da korumuş, bunun da ötesinde devletin aslî görevlerinden biri olan güvenlik hizmetinin veriliş biçiminden zarar görenleri de önemsemiş ve korumuş olacaktır. (Yılmaz, 2009)