Yeni Yılınız Kutlu Olsun

Happy Holidays. Happy Chrismas, Happy Hanukkah or Happy End of World or whatever you celebrate

Felices Fiestas, Feliz Navidad, Feliz Hanukkah o Feliz Fin del Mundo o lo que quiera que celebréis.

Afrikaans: Een Plesierige Kerfees
African/ Eritrean/ Tigrinja: Rehus-Beal-Ledeats
Albanian: Gezur Krislinjden
Arabic: Saneh el-Djadid Mobarek
Armenian: Shenoraavor Nor Dari yev Pari Gaghand
Azeri: Tezze Iliniz Yahsi Olsun
Bahasa Malaysia: Selamat Hari Natal
Basque: Zorionak eta Urte Berri On!
Bengali: Shuvo Naba Barsha
Brazilian: Boas Festas e Feliz Ano Novo
Breton: Nedeleg laouen na bloavezh mat
Bulgarian: Tchestita Koleda; Tchestito Rojdestvo Hristovo
Catalan: Bon Nadal i un Bon Any Nou!
Chinese: (Cantonese) Gun Tso Sun Tan’Gung Haw Sun
Chinese: (Mandarin) Kung His Hsin Nien bing Chu Shen Tan
Columbia: Feliz Navidad y Próspero Año Nuevo
Corsian: Pace e salute
Crazanian: Rot Yikji Dol La Roo
Croatian: Sretan Bozic
Czech: Prejeme Vam Vesele Vanoce a stastny Novy Rok
Danish: Glædelig Jul
Dutch: Vrolijk Kerstfeest en een Gelukkig Nieuwjaar!
English: Merry Christmas and a Happy New Year!
Eskimo: (inupik) Jutdlime pivdluarit ukiortame pivdluaritlo!
Estonian: Ruumsaid juulup|hi
Faeroese: Gledhilig jol og eydnurikt nyggjar!
Farsi: Cristmas-e-shoma mobarak bashad
Finnish: Hyvaa joulua
French: Joyeux Noël et bonne année !
Frisian: Noflike Krystdagen en in protte Lok en Seine yn it Nije Jier!
Gaelic: Nollaig chridheil agus Bliadhna mhath ùr!
German: Froehliche Weihnachten und ein gutes neues Jahr!
Greek: Kala Christouyenna!
Hawaiian: Mele Kalikimaka
Hebrew: Mo’adim Lesimkha. Chena tova
Hindi: Shub Naya Baras
Hawaian: Mele Kalikimaka ame Hauoli Makahiki Hou!
Hungarian: Kellemes Karacsonyi unnepeket
Icelandic: Gledileg Jol
Indonesian: Selamat Hari Natal
Iraqi: Idah Saidan Wa Sanah Jadidah
Irish: Nollaig Shona Dhuit, or Nodlaig mhaith chugnat
Italian: Buone Feste Natalizie
Japanese: Shinnen omedeto. Kurisumasu Omedeto
Korean: Sung Tan Chuk Ha
Latin: Natale hilare et Annum Faustum!
Latvian: Prieci’gus Ziemsve’tkus un Laimi’gu Jauno Gadu!
Lettish: Priecigus Ziemassvetkus
Lithuanian: Linksmu Kaledu
Macedonian: Sreken Bozhik
Maltese: IL-Milied It-tajjeb
Maori: Meri Kirihimete
Norwegian: God Jul & Godt Nytt Ar
Papiamento: Bon Pasco
Papua New Guinea: Bikpela hamamas blong dispela Krismas na Nupela yia i go long yu
Pennsylvania German: En frehlicher Grischtdaag un en hallich Nei Yaahr!
Peru: Feliz Navidad y un Venturoso Año Nuevo
Philipines: Maligayan Pasko!
Polish: Wesolych Swiat Bozego Narodzenia or Boze Narodzenie
Portuguese: Feliz Natal
Rapa-Nui (Easter Island): Mata-Ki-Te-Rangi. Te-Pito-O-Te-Henua
Rumanian: Sarbatori vesele
Russian: Pozdrevlyayu s prazdnikom Rozhdestva is Novim Godom
Samoan: La Maunia Le Kilisimasi Ma Le Tausaga Fou
Sardinian: Bonu nadale e prosperu annu nou
Serbian: Hristos se rodi
Slovakian: Sretan Bozic or Vesele vianoce
Scots Gaelic: Nollaig chridheil huibh
Serb-Croatian: Sretam Bozic. Vesela Nova Godina
Singhalese: Subha nath thalak Vewa. Subha Aluth Awrudhak Vewa
Slovak: Vesele Vianoce. A stastlivy Novy Rok
Slovene: Vesele Bozicne. Screcno Novo Leto
Spanish: Feliz Navidad
Swedish: God Jul and (Och) Ett Gott Nytt År
Thai: Sawadee Pee Mai
Türkçe: Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Ukrainian: Srozhdestvom Kristovym
Vietnamese: Chung Mung Giang Sinh
Yugoslavian: Cestitamo Bozic

BİR MAHKEME KARARI ANALİZİ: EMNİYET TEŞKİLATINDA FAZLA ÇALIŞMA

MAHKEME KARARI

Bir Polis Memuru tarafından, 12/24 yani “12 saat görev, 24 saat istirahat” esasına göre çalıştığı 2007 yılından itibaren, büro hizmeti yapan bir Polis Memurundan daha fazla çalıştığı iddiası ile bu süreye ilişkin fazla çalışma bedelinin kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek Tokat İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmıştır. Mahkeme, 2011/804 Esas sayısı ile incelediği davayı 2012/656 Karar sayısı ile sonuçlandırmış, aşağıdaki hükümlere varmıştır:

1. Kamu hizmeti gereği haftalık 40 saatten fazla çalışan kamu görevlilerinin fazla çalıştıkları sürelerin maaş karşılığı çalışılan süreden sayılabilmesi için ilgili kanun, tüzük veya yönetmelikte bu fazla çalışma sürelerine ilişkin açık bir düzenleme olması gerekir. “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar” dışında EHS Personelinin çalışma saat ve sürelerinin belirlendiği bir düzenleme bulunmamaktadır.

2. Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar, bir tüzük veya yönetmelik hükmünde olmadığından, buna göre haftalık 40 saatten fazla çalıştırılan personelin, fazla çalıştığı sürelerin tamamının fazla çalışma süresinden sayılması ve bu fazla çalışma süresine karşılık 657 sayılı Kanunun 178. Maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Ancak Kanunun 178/A. Maddesinde, yapılan fazla çalışmaların ücretle karşılanacağı haller tek tek sayılmak suretiyle açıklanmıştır. Sayılanların içinde emniyet hizmetlerine ilişkin bir ibare bulunmadığından, EHS Personelinin yaptığı fazla çalışmanın karşılığında ücret ödenmesi mümkün değildir. Bu konuya ilişkin olarak Kanunun 178/B. Maddesinde, personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalıştıran kurumların, fazla çalışma ücreti vermeyeceği, ancak yaptırılacak fazla çalışmanın her 8 saati için 1 gün hesabı ile izin verileceği düzenlemesi yer almıştır. Buna göre ilgili kanun, tüzük ve yönetmelikte yer almadığı halde haftada 40 saatten fazla çalıştırılan personelin çalıştığı her 8 saat için 1 gün izin kullandırılması gerekir.

3. Danıştay 11. Dairesinin 23.06.2009 tarih ve E:2006/6559, K:2009/6677 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, Emniyet Teşkilatı personeline “fazla çalışma ücreti” adı altına ödenen meblağ, mesai dışında fazla çalışmanın karşılığı değil, görevin niteliği, yapılan işin zorluğu ve önemi doğrultusunda EHS kadrolarında bulunanlardan görev yapılan birime göre, salt bu görevi yerine getirmeleri nedeniyle her ay sabit olarak yapılan bir ödemedir. Bu ödeme, 657 sayılı Kanunun 178. Maddesinde düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışma ücretinden nitelik olarak farklıdır. Dolayısıyla maktu olarak belirlenen “fazla çalışma ücreti” bir “tazminat” niteliğindedir, yapılan fazla çalışmanın karşılığı değildir.

4. 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun K Cetvelinde yer alan “aylık maktu fazla çalışma ücreti alanlara, her ne ad altında olursa olsun ayrıca fazla çalışmaya yönelik olarak başkaca bir ödeme yapılmaz.” şeklindeki düzenleme özel bir düzenlemedir. Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü Orman Muhafaza Memurları ve Belediyelerde zabıta ve itfaiye hizmetlerinde fiilen çalışan personel ve kadrolu olarak fiilen çalışan koruma ve güvenlik personeline uygulanacak bir düzenlemedir.

MUHTEMEL GELİŞMELER

Anayasamıza göre, kesinleşen mahkeme kararlarının mutlaka uygulanması gerekir. Söz konusu İdare Mahkemesi Kararının da uygulanması Anayasal bir zorunluluktur, esasen yol gösterici hükümler de içermektedir. Bu karar ışığında kısa ve orta vadedeki muhtemel gelişmeler şunlar olabilir:

1. Mahkemenin; “Danıştay 11. Dairesinin 23.06.2009 tarih ve E:2006/6559, K:2009/6677 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, Emniyet Teşkilatı personeline “fazla çalışma ücreti” adı altına ödenen meblağ, mesai dışında fazla çalışmanın karşılığı değil, görevin niteliği, yapılan işin zorluğu ve önemi doğrultusunda EHS kadrolarında bulunanlardan görev yapılan birime göre, salt bu görevi yerine getirmeleri nedeniyle her ay sabit olarak yapılan bir ödeme olduğu, bu ödeme, 657 sayılı Kanunun 178. Maddesinde düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışma ücretinden nitelik olarak farklıdır. Dolayısıyla maktu olarak belirlenen “fazla çalışma ücreti” bir “tazminat” niteliğindedir, yapılan fazla çalışmanın karşılığı değildir.” hükmüne göre idari işlem tesis edilmeli, bugüne değin “yapılan fazla çalışmanın karşılığı” olarak ödenen “aylık maktu fazla çalışma ücreti” bundan sonra bir “tazminat” olarak ödenmeye devam etmelidir.

2. 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun K Cetvelinde yer alan “aylık maktu fazla çalışma ücreti alanlara, her ne ad altında olursa olsun ayrıca fazla çalışmaya yönelik olarak başkaca bir ödeme yapılmaz.” şeklindeki düzenleme, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü Orman Muhafaza Memurları ve Belediyelerde zabıta ve itfaiye hizmetlerinde fiilen çalışan personel ve kadrolu olarak fiilen çalışan koruma ve güvenlik personeline uygulanacak bir düzenleme olduğu için İdare tarafından EHS’na dâhil kadrolarda bulunanlara da uygulanmasından sarfınazar edilmelidir.

3. Bakanlık Onayı ile düzenlenen “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar” çerçevesinde haftalık 40 saatten fazla çalıştırılan personelin, fazla çalıştığı sürelerin tamamının fazla çalışma süresinden sayılması ve bu fazla çalışma süresine karşılık İdarece 657 sayılı Kanunun 178. Maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu konuda İdare Mahkemesinin de bir kararı söz konusudur. 657 sayılı Kanunun 178/A. Maddesinde, yapılan fazla çalışmaların ücretle karşılanacağı haller tek tek sayılmak suretiyle açıklanmıştır. Sayılanların içinde emniyet hizmetlerine ilişkin bir ibare bulunmadığından, EHS Personelinin yaptığı fazla çalışmanın karşılığında ücret ödenmesi (şimdilik) mümkün değildir. Bu nedenle, aynı Kanunun 178/B. Maddesindeki, personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalıştıran kurumların, fazla çalışma ücreti vermeyeceği, ancak yaptırılacak fazla çalışmanın her 8 saati için 1 gün hesabı ile izin verileceği düzenlemesi derhal uygulanmalı; kanun, tüzük ve yönetmelik düzenlemesi olmadığı halde haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele çalıştığı her 8 saat için 1 gün “izin” kullandırılmalıdır.

4. Haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele çalıştığı her 8 saat için 1 gün “izin” kullandırılmadığı takdirde, “izin” vermeyen yöneticiler hakkında, İdare Mahkemesinin kararını uygulamayıp personeli maddi ve manevi olarak zarara uğrattığı için “tazminat” davalarının açılması, hatta “ceza davası” söz konusu olabilecektir. Bugüne değin İdare ile davalı olan personelin bundan sonra yöneticileri ile de davalı hale gelmesinin esasen bir “disiplin mesleği” olan polisliğe vereceği vahim zararlar düşünülmelidir.

5. EHS Personelinin çalışma saatlerinin ve sürelerinin Bakanlık Onayı ile yürürlüğe konulan “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar” ile düzenlenmiş olması yeterli değildir. Kamu hizmeti gereği haftalık 40 saatten fazla çalışan kamu görevlilerinin fazla çalıştıkları sürelerin maaş karşılığı çalışılan süreden sayılabilmesi için ilgili kanun, tüzük veya yönetmelikte bu fazla çalışma sürelerine ilişkin açık bir düzenleme olması gerekir.

6. Haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele çalıştığı her 8 saat için 1 gün “izin” kullandırılması, Emniyet Teşkilatının personel sıkıntısı nedeniyle sürdürülebilir değildir.

7. Mahkeme, Polisin haftalık 40 saatten fazla çalıştığı sürelerin tamamının “fazla çalışma” süresinden sayılması gerektiğini de hüküm altına almıştır. Bu nedenle haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele, fazladan çalıştığı her saat için ücret ödenebilmesi için mutlaka yasal düzenlemeye gidilmelidir. Yapılacak olan yasal düzenlemede, hakkaniyet gereği fazla mesai, gece mesaisi, resmi ve dini bayram günleri mesaisi ayrı ayrı tanımlanmalıdır. Zira bu ayrım acil sağlık hizmetleri gibi günün 24 saatinde hizmet verilmesini gerektiren sektörlerde ilgili kamu kurumlarınca yapılmaktadır.

8. Mahkeme Kararında öngörülen hususlar yerine getirilmediğinde, personelin “hak arama” arayışları sürecektir. Bu noktada, gerek Kamu Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) gerekse Anayasa Mahkemesine ve ayrıca TBMM İnsan Haklarını Araştırma Komisyonuna da başvurmaları gündemde olacaktır.

9. Emniyet Teşkilatı ve bu teşkilatın personeli, temel hak ve özgürlüklerin kullanması ve Ülkemizin demokratikleşmesi sürecindeki en önemli aktörlerdir. Teşkilatın ve personelin temel hak ve özgürlüklere bakış açısı, Anayasal teminat altına alınmış olan temel hak ve özgürlüklerin kullanabilmesini etkilemektedir. Bunlara inanan polis, insanlara huzur ve güven verir ve sorunsuz kullanılmasını mümkün kılar. İdarenin de, Personelinin (Mahkeme Kararı ile de tescil edilen) fazla çalışma süresinden doğan haklarını teslim etmesi, çalışma barışının tesis edilmesini sağlayacaktır. Emniyet Teşkilatında tesis edilecek çalışma barışının Ülke barışına, temel hak ve hürriyetlerin korunup geliştirilmesine ve Ülkemizin demokratikleşmesine mutlak katkısı olacağından hiç kimsenin endişesi olmamalıdır.

Halil Yılmaz’ın Aksiyon Dergisi Röportajı

Halil Yılmaz ismi emniyet teşkilatında iyi bilinir. Yüksek rütbesi ve görevlerinden ziyade hukukçu kimliğiyle ortaya attığı tezler ve geliştirdiği projeler nedeniyle… yazdığı makaleler teşkilat içinde tartışmalara sebep oldu, ‘acaba’ dedirtti. Halen Bursa Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz’ın insan hakları, özgürlük, demokrasi ve polisin nitelikleri gibi konulardaki çabası dikkat çekiyor. Yılmaz, her ne kadar paradigmalardan yola çıkarak bir şablon ortaya koysa da iyi bir polisin her yönüyle donanımlı olması gerektiğini düşünüyor. Ona göre, teşkilatta değişimler yaşanıyor; ama henüz yeterli değil. Çünkü ortaya koyduğu kalite bareminin çıtası hayli yüksek. İstanbul, Osmaniye ve Gaziantep’te görev aldıktan sonra Bursa’ya atanan Yılmaz, burada sürdürdüğü ‘Güvenlik Özgürlüktür’ projesini anlatırken aslında toplumla teşkilatın bir bütün olduğunu ifade ediyor.

– Projenizin sloganı ‘Güvenlik Özgürlüktür’. Özgürlük ve güvenliğin yolları nerede kesişiyor?

Fark etmediğimiz ama önemli kavramlar bunlar. Hava ve su gibi… bulunduğumuz mekanda hava var ama kokusu rengi olmadığı için farkında değiliz. Ama nefes almakta zorlanırsak o zaman havanın farkına varırız. Güvenlik de böyle. İnsanlar güvendeyken, güvenliğin öneminin farkına varamıyor. Güvensizlik hissi oluşmaya başlayınca diyoruz ki ‘Güvenlik önemli bir şey’. İşte biz de ‘Güvenlik Özgürlüktür’ temasını kullanarak güvenliğin özgürlükle bağlantısını anlatmaya çalıştık.

– Bursa’da ne yaptınız bu anlamda?

Konuya ilişkin profesyonel kişiler tarafından hazırlanmış görsellerimiz var. iki tür görsel kullandık. Birincisi, ekstrem sporlarla ilgili. İnsanların özgürlüklerini tadacakları, adrenalini yükseltecekleri ve bunu hissedecekleri sporlar. Bu sporları yapabilmek için mutlaka en geniş anlamda güvenlik tedbirleri almak gerekir. Güvenliği sağlayamazsanız sporun vereceği özgürlüğü hissedemezsiniz. Diğer görsellerimizde sosyal hayattan kareler var.

– Güvenlik her şeyi kapsıyor mu?

Amerikalı sosyolog Maslow’un bir teorisi var: İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi… Ortaya koyduğu görüşlerinde en temel ihtiyaç fiziki ihtiyaçlardır. Bunlar yeme-içme gibi temel şeyler. Eğer sizin karnınız doymuşsa, güvenlik ihtiyacınız ortaya çakıyor, karnı tok olan insan barınma ihtiyacını hissediyor, güvenlik istiyor. O nedenle toplumun sığınacağı yer, güvenlik kavramı ve uygulamalarıdır. Görüldüğü gibi yeme-içmeden sonra ikinci temel ihtiyaç güvenlik.

– “Emniyet Müdürüyüm” yerine ‘Güvenlik yöneticisiyim’ diyorsunuz. Bu yeni bir kavram mı?

Her konunun bir siyaseti olmalı, stratejik bir yaklaşımı olmalı. Yapılacak bütün faaliyetler bu güvenlik siyasetine, stratejisine uygun planlanmalı ve icra edilmeli. İl Emniyet Müdürleri, sadece uygulayıcı değil, uygulama öncesinde belli bir stratejinin oluşmasında fikri katkıları olması gereken yöneticiler olmalı.

– ‘Güvenlik yöneticisi’ kavramının polis okullarında müfredata girmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

Şu anki müfredatlarımızın içinin doldurulduğunu düşünmüyorum. Bu konuda bir çalışma yok. Kaldı ki güvenlik çalışmaları, güvenlik stratejileri, güvenlikle ilgili altyapılar mesleği sadece polislik olan bizim gibileri değil, farklı meslek gruplarını da ilgilendiriyor. Antropologların, sosyologların, pedagogların, siyaset bilimcilerin düşünceleriyle oluşacak bunlar.

– Bir makalenizde zulüm ile anarşiden söz ediyorsunuz. Zulüm ve anarşi çizgisini nasıl ayırıyorsunuz? Çünkü iki kavram da negatif.

Polis, güvenlik personeli görevini yapamazsa o zaman toplumda anarşi olur; herkes istediğini yaparsa kaos oluşur ve bunun sonrası anarşidir. Öbür tarafta yasalara uygun olmayan şekilde ya da yasalarda olsa bile şartlar ortadan kalkmışsa ve siz halen bu yetkiyi kullanıyorsanız o zaman vatandaşa zulüm yapmış olursunuz. O bakımdan polis öyle görev yapmalı ki ne görevini yapmayarak anarşiye ne de görevini abartarak zulme sebep olsun.

– Bu uygulanmıyor mu?

Kavramları içselleştirmenizle ilgili. İçinde bulunduğunuz şartları yasal durumla iyi mukayese ederek hızlı karar vermekle ilgili. Polislik mesleği anında karar vermenizi gerektiriyor. Kararınızı öteleyemezsiniz. Anında karar vermesi gerekirken zulüm ve anarşiye sebep olmamak için de polisin her yönüyle donanımlı olması gerekir. Ona göre polis alımları yapılmalı veya polisler ona göre eğitilmeli.

– Makalelerinizde ‘güçlü polis’ tabirini kullanıyorsunuz. Bu nasıl olacak?

‘Güçlü polis’ denince, modern binalarda iş gören, teknolojik araçlar ve güçlü silahlar kullanan bir kamu gücü aklımıza geliyor. Evet, bunlar gereklidir; ama her şey değildir. Bu meslek ilim cürüm savaşıdır. Suç sahipleri teknolojiyi kullanıyorsa buna makabil polis de kullanmak zorundadır. Ama yetmez. Polis, kişisel nitelik, kavrama bilgisi, yüksek ahlak, özgürlük ve güvenlik dengesini kurmak zorundadır. Yani polisin teknolojik seviyesiyle nitelik seviyesini en üst düzeyde tutmak zorundasınız. Bunlarda bir aksilik varsa işi güvenli bir şekilde yönetemezsiniz.

– Fikriniz ve projelerinizle ‘köyün delisi’ gibi algılanıyorsunuz. Eleştiriler aldınız mı?

Anlatıyoruz. İlk yaptığım işlerden biri, bütün arkadaşlar için vizyon paylaşımı konferansları. Düşüncelerimi, stratejik unsurları arkadaşlarımla paylaşıyorum. Sonra kendilerine söz veriyorum, onlar düşüncelerini aktarıyor. Gaziantep’te görev yaparken 4 bin 500 polis vardı. 4 binine birebir ulaştım. 800 kişilik gruplar halinde personelimle birebir konuştuk. O toplantıda Emniyet Müdürü, memur yoktu. İlin güvenliğini üstlenen iki kişi vardı. Fikirlerimi paylaştık. Yetmedi; Ticaret Odası, İl Genel Meclisi’nde toplantılar yaptık. ‘Biz güvenliğe böyle bakıyorum’ diye anlattık. Polis memuru benim ortağımdır. Ortaklar aynı kazanç uğruna aynı ufka bakmak zorundadır. Belediye ile emniyet ortaktır. Birlikte o şehrin güvenliği için çalışmalar yapmak zorundadır. Şehirdeki değerlerin, ticaretin, turizmin, güvenliğin gelişmesi için bu gerekli. Aynı şeyi Bursa’da da yapıyoruz.

– Vizyon toplantılarında ana tema ne oluyor?

Öncelikle özgürlükler… 21. Yy. temel değerleri; demokrasi, insan haklarının korunması ve serbest piyasa ekonomisi. Güvenlik zafiyetinin olduğu yerde demokrasi kesintiye uğrar. Özgürlük dengesi sağlanamazsa insan haklarından söz edemezsiniz. İhaleye fesat karışır. Günümüzün bu üç temel kavramı doğrudan polis teşkilatıyla ilgilidir. Mevlana’nın bir sözü var: ‘Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım’… Biz bu doğrultuda hareket ediyoruz. Teşkilat olarak inovasyonun, yeniliği ilke edinmiş bir kuruluşuz. Eğer ben ‘Güvenlik Yöneticisi’ olarak sadece geçmişte aldıklarımla kalırsam olmaz. Üstüne bir şey koymamız lazım.

Geleceğin Dünyasını Şekillendirmeye Aday Türk gençleri

Haber Ara

New York’ta Türk polisine liderlik eğitimi

ABD’de Young Guru Akademisi’nin kurucusu Sinan Yaman bu ülkede lisansüstü eğitim yapan 15 Türk polisine liderlik semineri verdi.

Can KAMİLOĞLU / NEW YORK (DHA)

Sinan Yaman, 2020 yılında Türk Emniyetine yön verecek olan genç Türk Polisleriyle New York’ta gerçekleştirdikleri seminerin çok verimli geçtiğini söyledi.

Akademinin bugüne kadar bilim, iş dünyasından çok sayıda parlak Türk gencine ulaştığını belirten Yaman, ‘Bu seminerle geleceğin dünyasını şekillendirmeye aday Türk gençlerinin arasına Polis Teşkilatımızın mensupları da girmiş oldu’ dedi.

Emniyet Müdür Yardımcısı Halil Yılmaz’ın girişimleriyle gerçekleştirilen seminere yapımcı Osman Sınav da katıldı. Sınav, geleceğin güvenlik gurularına başarının sırrını, ‘hayal kurmak ve o hayale inanmış hayal ortaklarıyla küçük bir adım atarak yola koyulmak’ olarak açıkladı.

Tarih: 5/4/2005 9:38:31 AM Kategori : Güncel

Umut Vakfı “Bireysel Silahsızlanma Ödülü”

Tüm toplumların yasalarında, anayasalarında, insan hakları sözleşmelerinde ve kutsal kitaplarda teminat altına alınmış en temel hak, insanın yaşam hakkı ve vücut bütünlüğüdür. Çağdaş yaşamın öngördüğü ilkelerden birisi, bir başkasının haklarına saygı duyulmasıdır. Bu şekilde, toplumsal barış ve huzur da beraberinde gelecektir.

Ülkemizde futbol maçlarında, düğünlerde, asker uğurlamalarında, hemen her tür suçta silah kullanılmaktadır. Bu suçlarda vatandaşlarımız mağdur olmuştur. Aslında bu suçların faili olan vatandaşımızı da silah mağduru olarak kabul etmek gerekir.

2006 yılında Osmaniye 19 Mayıs Lisesi öğrencisi olan Hasan POLAT, sergilenen bir resminde, bir tüfeği 6 çizimle mutasyona uğratarak kalem haline dönüştürmüş ve toplumsal bir özlemi dile getirmiştir. Halil YILMAZ, Osmaniye İl Emniyet Müdürü olarak görev yapmakta iken bu resim Hasan POLAT tarafından kendisine hediye edilmiş, Halil YILMAZ’ın talimatları ile Osmaniye Emniyet Müdürlüğü olarak “silahlar kalem olsun” adı altında “toplumsal sorumluluk projesi” ve kampanyası başlatılmıştır. Kampanya ile bireysel silahsızlanmasının desteklenmesi, başta öğrenciler olmak üzere geniş toplumsal kesimlerin silah simgesinden kalem simgesini tercih etmelerini sağlamak ve böylece eğitimi destekleyerek karanlıktan aydınlığa geçişi özendirmek amaçlanmıştır.

Silahlar kalem olsun ki vatandaşlarımız silah nedeniyle mağdur olup hayatı kararacağına, kalem ile aydınlığa yönelsin.

Hazırlanan broşürler başta okullar olmak üzere değişik yerlere asılmış, halkla ilişkiler (PR) faaliyeti gerçekleştirilmiştir.

www.osmaniye.pol.tradresinde projeye e-destek portalı açılmış, ayrıca imza kampanyası yapılmıştır.

Başta Osmaniye ilinde olmak üzere lise ve dengi okul öğrencilerinin katıldığı konferanslar düzenlenmiştir.

Silahsızlanmayı arzulayan öğrenciler adına, Hasan POLAT’a plaket verilmiştir.

Grafik tasarımı kupa/bardak, mause pet, temizlik mendilleri gibi özendirme materyallerinde kullanılmış, başta öğrenciler olmak üzere geniş toplumsal kesimlere ulaştırılmıştır.

Bu kampanya nedeni ile Umut Vakfı tarafından Halil YILMAZ’a teşekkür plaketi verilmiştir.

20130416-190933.jpg

POLDES

EMNİYET HİZMETLERİNE FİNANSAL KAYNAK PROJESİ TEKLİFİ:

POLDES ya da GÜVENDES[1]

Emniyet Teşkilatı, ülkemizde genel güvenliğin sağlanması suç işlenmesinin önlenmesi, ceza adaletinin gerçekleştirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması, demokrasimizin geliştirilmesi adına kamu hizmeti sunan kuruluşlardan biridir.

Hizmetin kalitesinin daha da arttırılması, Emniyet Teşkilatına aynı oranda değer ve destek verilmesi ile mümkün olacaktır.

Emniyet hizmeti geçmişte insana dayalı bir sektör idi ancak günümüzde teknoloji yoğun bir sektördür.

Her biri 1 milyon TL’den fazla bütçe gerektiren MOBESE benzeri sistemleri, eğitim ve sağlık tesisleri gibi her bir yerleşim biriminde yaygınlaştırmadan suçların işlenmesini önlemede ve işlenmiş suçların faillerini belirlemede daha fazla başarılı olabilmek mümkün değildir.

Ayrıca “siber terörizm” kavramının yaygınlaştığı, bomba yapımının internetten öğrenildiği bir bilgi çağında bilişim sektörünü yakından takip etmeden “ilim-cürüm savaşında” da galip gelemeyiz.

Bu nedenle nasıl KÖYDES ile köy altyapı hizmetlerini tamamlıyor, BELDES ile finanssal gücü olmayan yerlerde şehir altyapısına destek olunuyorsa, bu kez de POLDES ya da GÜVENDES adı ile Emniyet Teşkilatına – Güvenlik Hizmetlerine Destek projesini hayata geçirmekte yarar görülmektedir.


[1] Halil YILMAZ’ın bu yazısı “Yenileşim Denemeleri Osmaniye Örneği” (Osmaniye Emniyet Müdürlüğü yayını – 2009) isimli yayında yer almaktadır.

Polis Gazetesi

EMNİYET VE ASAYİŞ HİZMETLERİNİN TANITIMI[1]

“Ne yaptığınız değil nasıl anlaşıldığınız önemlidir.”

Japon Uluslararası İşbirliği Organizasyonu (JICA) tarafından düzenlenen, Türkiye ve Japonya dışında Brezilya, Kolombiya, Costa Rika, Mısır, Fiji, Moğolistan, Pakistan, Filipin ve Tanzanya’dan 23 polisin iştirak ettiği, 10. Suç Önleme Polisliği Semineri kapsamında, meslektaşım Dr. Ömer GURULKAN ile birlikte 14-21 Şubat 1999 tarihleri arasında Tokyo / Japonya’da bulunmuş idik. Bu seminerde, katılımcı ülkeler tarafından kendi polis sistemi hakkında brifingler verildi, özellikle ev sahibi Japon yetkililerce Japonya Polis Teşkilatı hakkında ayrıntılı bilgi ve belgeler sunuldu, değişik Japon polis birimlerine ve kültürel mekânlara geziler düzenlendi.

Gezi süresince edindiğim izlenimler ve bizlere sunulan belgelere dayanarak Japonya’daki suç önleyici polis faaliyetleri (Community Policing), polis faaliyetlerine halkın katılımı ve sonuçları hakkındaki tespitlerimi paylaşmak arzusu ile bir makale hazırladım ve bunu Japon Polis Teşkilatı başlığı ile Avrasya Dosyasında (Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, Yaz 1999) yayınladım. Aynı yazı Toplum Destekli Polislik başlığı ile Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara 2003, ISBN 975-93859-1-0) kitabımda da yer aldı.

Japonya’da birçok Polis Noktası (Koban) ve İkâmetsel Polis (Chuzaisho), kendi görev bölgeleri ile ilgili haber bülteni yayımlamakta, meydana gelen suçlar, kazalar ile ilgili haberler ve önemli olaylar bu bültende yer almaktadır. Ani patlak veren olaylar, “flaş haber” olarak yayınlanmakta ve önemli olayları herkesin görebileceği sokak köşelerine, bil boardlara veya demiryolu istasyonları ile bankalara asılmaktadır. Yararlı bilgilerin herkese etkin şekilde ulaşabilmesi için TV kanalları ile de ortaklaşa yayınlanmakta ve kapalı devre yayınından yararlanılmaktadır.

O tarihlerde, bazı il emniyet müdürlükleri tarafından süreli veya süresiz olarak yayımlanan polis dergilerinin içeriğin bu anlamda değiştirilmesi, meydana gelen suçlara, kazalara yer veren çalışmalarla halkın bilgilenmesinin sağlanabileceğini önermiştim.

İl Emniyet Müdürü olarak çalıştığım illerde, bir anlamda Polis Gazetesi diyebileceğimiz çalışmaları mesai arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdik.

Günümüzde, bir sosyal sorumluluk olarak ilimiz ve ilçelerinde güvenlik hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi, toplumda “güvenlik sorumluluğunda sosyal paydaş” anlayışının oluşturulması için çalışmalar yapmak ve Polis Teşkilatına destek vermek amacı ile hemen her il ve ilçede bir Güvenlik Hizmetlerini Geliştirme Derneği faaliyet yürütmektedir. Bu kapsamda teşvik ve desteklerimizle 2008 yılı başından itibaren Osmaniye ilinde “Osmaniye’de HUZUR” adı ile bir aylık gazete, 2009 yılının sonundan itibaren Gaziantep ilinde Gaziantep EMNİYET, 2010 yılından sonundan itibaren Bursa ilinde Bursa Emniyet adları ile birer aylık gazete çıkartmaya başladık.

Bu gazetelerin, güvenlik konularında o illerin bilgilendirilmesi ile güvenlik sorunlarının çözümünde enteraktif katılımın sağlanmasına katkı sunacağına yürekten inanıyorum.


[1] Halil YILMAZ’ın bu yazısı “Yenileşim Denemeleri Osmaniye Örneği” (Osmaniye Emniyet Müdürlüğü yayını – 2009) isimli yayında yer almaktadır.

Emniyet ve Asayiş Hizmetleri İçin İl Özel İdaresi Kaynaklarından Yararlanma

BİR “MAHALLİ MÜŞTEREK HİZMET” OLAN “EMNİYET VE ASAYİŞ HİZMETLERİNDE”

İl Özel İdaresi Kaynaklarından Yararlanma[1]

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, il ve ilçelerin güvenliğinin sağlanması için vali ve kaymakamlara görev yüklemiştir. İl ve ilçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarruf emniyetinin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisini içeren emniyet hizmetleri vali ve kaymakamın görevidir. Vali ve kaymakam, suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. (Md 11 ve 32).

Valilik ve kaymakamlık yıllık faaliyet raporları, özel idare bütçesinin gerçekleştirilmesi faaliyetlerini içermektedir. Ancak bu raporlarda emniyet hizmetleri faaliyeti çoğu zaman göze çarpmamaktadır. Zira bu konulara ilişkin olarak İl Özel İdaresi bütçesinde bir harcama kalemi bulunmadığı için faaliyet de gözükmemektedir. Bu demek değildir ki vali ve kaymakamlarca hiçbir şey yapılmamıştır.

Söz konusu yanlış anlaşılmanın olmaması için İl Özel İdaresi bütçesinde emniyet hizmetleri için de bir harcama kalemi ve yeterli ödenek bulunması gerekmektedir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6. maddesi (Ek fıkra: 01/07/2006 – 5538 S.K/26/a.mad) “İl özel idaresi bütçesinden, emniyet hizmetlerinin gerektirdiği teçhizat alımıyla ilgili harcamalar yapılabilir.” imkânını getirmiştir.

Fakat kimilerince (GÜNGÖR Hayrettin, Açıklamalı, Yorumlu ve içtihatlı İl Özel İdaresi Mevzuatı, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Derneği Yayını, Ankara 2007) emniyet hizmetlerine teçhizat alımının il özel idaresinin asli görevi olmadığı, bu nedenle asli görevlerini aksatmayacak şekilde ve bütçeye yeterli ödenek konulması koşulu ile bu imkanın kullanılabileceği ifade edilmekte, ayrıca silah ve taşıt dışındaki demirbaş, makine ve cihazlar gibi taşınmazların “teçhizat” tanımı içine girdiği belirtilmektedir.

Ancak emniyet hizmetleri de (İl Özel İdaresi Kanununda düzenlenen sağlık, gençlik ve spor, tarım, sanayi ve ticaret, çevre düzeni plânı, bayındırlık ve iskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, kültür, sanat, turizm, sosyal hizmet ve yardımlar, yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları; ilk ve orta öğretim kurumları, imar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, … ; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisi hizmetleri gibi) mahallî müşterek niteliktedir. Zira huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarruf emniyetinin, kamu esenliğinin sağlanamadığı il ve ilçelerde esasen İl Özel İdaresi Kanununda sayılan hizmetlerin yürütülebilmesi de mümkün değildir.

Bu nedenle emniyet hizmetleri için arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması da belli / sabit bir oranda il özel idaresi bütçesinden karşılanmalı, bunun için yasa değişikliği yapılmalıdır.


[1] Halil YILMAZ’ın bu yazısı “Yenileşim Denemeleri Osmaniye Örneği” (Osmaniye Emniyet Müdürlüğü yayını – 2009) isimli yayında yer almaktadır.