Kategori arşivi: Genel

Her Yeşil Işıkta Tek Araç Geçişi

Yollardaki işaret levhası, yol çizgisi ve trafik lambası gibi üst yapı ya da bir başka ifade ile donanım sürücüler için adeta birer can simididir. Bunların olmadığı yerlerde özellikle ‘başkasına saygı gösterme’ zaafiyeti de varsa ‘gözü açık’ davranma adına trafik tehlikeye düşürülmektedir.

Sürücüleri en zora sokan hususlardan biri, tali yoldan ana yola katılımdır. Hem tali yolda hem de ana yolda şayet trafik lambası varsa mesele yok; sürücüler kendi yönlerindeki trafik lambasının ışığına göre davranırlar ve büyük oranda bir sorun çıkmaz. Ancak tali yolun katıldığı yol bir otoyol ya da yüksek yoğunluklu bir yol ise özellikle ana yola trafik lambası kurulamaz, zira ana yolda trafik kesintisiz devam etmelidir.

Bu durumda en uygun çözüm ne olabilir? Bu konuda ABD’de başarı ile uygulanan ‘her yeşil ışıkta bir araç geçişi’ kuralı dikkate değer bir `iyi uygulama örneği`dir. Tali yoldan ana yola katılımda uygulanan ‘her yeşil ışıkta tek araç geçişi’ kuralı sadece hafta içi günlerde, sabah ve akşam trafiğin yoğun olduğu birkaç saat diliminde güvenli sürüş ve katılım imkanı vermektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki ana yolda, tali yol katılımı olmadan önce sağ şerite bir fazla şerit daha eklenmiştir ki katılım noktasında trafik şişmesi ve sıkışıklığı olmasın.
Ayrıca tali yol kesinlikle tek şeritlidir, bu da katılım noktasında yığılmayı onlemektedir.

İkinci olarak, tali yolun ana yola katılım noktasında yolda kesintisiz bir çizgi bulunmaktadır, bu çizgi araçların duracağı noktadır ve trafik işaret levhası ile de desteklenmiştir.

Üçüncü olarak tali yolda, sol tarafta iki adet trafik levhası bulunur ki bunlardan biri kesintisiz bir çizgiyi destekleyen ‘kırmızı ışıkta dur’ ikazıdır, diğeri de ‘her yeşil ışıkta tek araç geçecek’ uyarısıdır.

Dördüncü olarak, tali yolun sol tarafında, trafik levhalarının yanında bir de trafik lambası vardır; bu lamba periyodik olarak ‘kırmızı’ ve ‘yeşil’ yanar.

Tali yolda seyreden bir araç, ana yola katılım noktasına yaklaştığında kesintisiz çizgiye geldiğinde `kırmızı` ışıkta durmak zorundadır, ancak trafik lambası ‘yeşil’ yandığında hareket eder. Bu yeşil ışık sadece tek bir araca geçiş hakkı verir. Bir başka aracın sürücüsünün ‘uyanıklık’ yapması söz konusu olamaz, ‘erken öten horoz’ misali kamera kaydına dayanan ‘ceza makbuzu’ kural ihlali yapan her araç sahibinin adresine gelir.

‘Trafikte saygı’ sürücüler için gereklidir; öncelikle ‘kurallara saygı’ ki her kural özenle belirlenmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak “özellikle yaya`ya ve sonra da diğer sürücüye saygı”.

Trafikte bir başka husus bundan daha da önemlidir ki o da yollarda işaret levhası, yol çizgisi ve trafik lambası gibi üst yapı ya da bir başka ifade ile donanımın eksiksiz olarak tesis edilmesi. Bu konuda o yolun bakım ve onarımından sorumlu olan karayolları idaresi ya da özel idare ve belediye gibi yerel yönetim. Bu konuda eksiklik ve ihmal söz konusu ise sürücülerin saygılı olmalarını beklemek beyhudedir.

En nihayetinde ise kural ihlallerini fotograf ile tespit etmek ve kural ihlal eden herkese, kartvizitine bakmaksızın gerekli müeyyideyi uygulamak gerekir.

20130504-231152.jpg

 

Değişimin Hikayesi

DEĞİŞİMİN HİKÂYESİ

Halil YILMAZ∗

“Türk’üm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi Osmanlı İmparatorluğu’nun ölüm fermanıydı. İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla hızla harekete geçtiler;Fransızlar Antep ve çevresini işgal etti. İşgale katılan Fransız askerleri arasında bölgeden daha önce göç etmiş Ermeniler de bulunuyordu.

Ancak Antep Halkı, dışarıdan hiçbir yardım alamadan mücadele etti. Gaziantep Savunması son günlerini yaşarken, bunun olağanüstü anlam ve önemini takdir eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyada başka hiçbir şehre nasip olmayan “GAZİ”lik unvanını bu şehre verdi.

Londra’da Türk ve Fransız delegasyonunun Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda anlaşmaya varmaları üzerine Ankara Antlaşması son şeklini almış ve 25 Aralık 1921’de son Fransız askeri Gaziantep’i terk ederken kahraman Türk ordusu halkın coşkun sevinç gösterileri içinde Gaziantep’e girmiştir.

Kurtuluş Savaşında İtilaf Devletlerinin Ankara Hükümetini muhatap almasında katkısı olan Gaziantep Halkı, tarihin her döneminde bir “var oluş savaşı” vermiş ve Gaziantep’i her zaman bir adım daha ileriye götürmüştür. Nitekim günümüzdeki ekonomik krize rağmen Gaziantep, sanayisi ile ciddi bir yara almamıştır.

Peki, niçin ve nasıl?

Yakın geçmişte imajı “kaçakçılık” olan bir şehir, günümüzde “sanayi” ile özdeş hale nasıl gelmiştir? Bugün Gaziantep ve Gaziantep Sanayisi ile övünebiliyorsak, Ülkemizin ilk 1000’inde 31 şirketi varsa, bunun bir vizyonu, stratejisi ve uygulama öyküleri mutlaka olmalıdır. Umarım Büyükşehir Belediyesi, Sanayi ve Ticaret Odaları ile üniversiteler bu konuda eserler ortaya koyabilir.

Kurtuluş Günümüz kutlu olsun.

Polis Dernekleri…

Polis Dernekleri

Bilindiği üzere Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Emniyet Teşkilatı (ET), dış ve iç güvenliğimizi sağlamak üzere kurulmuş, üniformalı ve silahlı birer kuruluştur. Bu kuruluşların temel vasıfları arasında disiplin ve mensupları arasındaki sevgi ve saygıya dayanan dayanışma duygulan önde gelmektedir. Bu özelliklerin mevcudiyeti ve devamı; çalışanların ve ayrılanların mesleğe ilişkin ortak anılarını yaşatmak, dayanışmalarını devam ettirmek, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamakla mümkün olacaktır. Bu nedenledir ki 2847 sayılı Türkiye Emekli Subaylar, Emekli Astsubaylar, Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul Ve Yetimleri İle Muharip Gaziler Dernekleri Hakkında Kanun ile, TSK’ dan ayrılanların askerlik mesleğine ilişkin ortak anılarını yaşatmak, dayanışmalarını devam ettirmek, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak gayesiyle kuracakları Türkiye Emekli Subaylar, Türkiye Emekli Astsubaylar, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri ile Türkiye Muharip Gaziler derneklerinin tabi olacakları esas ve usuller düzenlenmiştir (Md 1). Bu Kanuna göre kurulan dernekler kamu yararına çalışan derneklerden sayılmakta ve bu demekler için Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bütçesine ödenek konulabilmekte yani Devlet yardımı yapılabilmektedirler, hatta resmi binalarda faaliyet yürütülmektedir. Bütün bunlar gıpta ile baktığımız son derece yerinde düzenlemelerdir.

2847 sayılı Kanun, bu Kanuna tabi derneklerden biri olan Türkiye Harp Malulü Gazileri Şehit Dul ve Yetimleri Derneğinin harp ve vazife malulü olanlar tarafından kurulacağını belirterek (Md 2), bu Derneği kurma hakkına sahip olanlar ile bunların eşleri ile dul ve yetimleri ile şehitlerin dul ve yetimlerinin üye olabileceğini düzenlemiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri gibi üniformalı ve silahlı bir güvenlik kuruluşu olan Emniyet Teşkilatının ayrılan mensuplarının mesleğe ilişkin ortak anılarını yaşatmak, dayanışmalarını devam ettirmek, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarım karşılamak gayesiyle herhangi bir yasal çalışma ve destek ne yazıktır ki mevcut değildir. Yine de herhangi bir yasal destek olmaksızın birer sivil inisiyatif olarak demekler ve vakıflar kurulmuştur ve faaliyet göstermektedirler.

Türkiye Polis Emeklileri Demeği, 28 Şubat 1948’de kurulmuştur. Bu dönemde yasal kuruluşları yöneten bazı kişilerin kuşkular içerisinde kaldıkları, Dernek Kurucuları’nın toplumda söz hakkı sağlayabilmek için bu yolu seçtikleri düşencesine kapıldıkları, bu endişe ve kuşkuların zamanla ortadan kalktığı ifade edilmektedir. Emniyet Teşkilatı personeli ile ilintili sivil toplum kuruluşları içerisinde kamu yararına çalışan dernek statüsündeki tek kuruluş Türkiye Polis Emeklileri Demeğidir. Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki aynı amaçla faaliyet gösteren Türkiye Emekli Subaylar Derneği ile Türkiye Emekli Astsubaylar Demeğine tanınan kanunla kurulma, devlet yardımı alma ve resmi binalarda faaliyet yürütme imkânlarından yoksundur.

Polis Marşı: Yurtta Sulh Cihanda Sulh / Amacımız Her İşte / Türk Öğün Çalış Güven / Bekleyenin Var İşte / Hudutta Ordu Bekler / Dahilde Biz Bekleriz / Biz, Kanunun Rejimin Timsali Polisleriz

Kurucular Faik KÖKSAL, (e) Emniyet Müdürü Kerim MİLLAR, Samuel İZİSEL, Kemal NAYMAN, Zeki TAMER, (e) Emniyet Amiri Kemal ARUÇ, Nail SERDENGEÇTİ, (e) Emniyet Amiri Hidayet KOÇAK, Talat ALPER, Fahri KUNTER, Talat ÇİN, Kazım BÜYÜKAKINCI, Lami BÜYÜKÖZER, Muhittin KUTBAY, Nazif KANBAY, (e) Başkomiser Mazhar TEZBORA, Nuh Naci SÖZEN ve Kemal ERGÜN’Ü rahmet ve minnetle anmak gerekir.

http://www.tpolisdergisi.org/demek.aspx

2847 sayılı Kanun, TSK’dan ayrılanların askerlik mesleğine ilişkin ortak anılarını yaşatmak dayanışmalarını devam ettirmek, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak gayesiyle kuracaklar Türkiye Emekli Subaylar, Türkiye Emekli Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği de 1998 yılında kurulmuştur, genel merkez ve bazı illerdeki şubeleri ile faaliyet göstermektedir. Bu Derneğin mevcudiyeti dahi başlı başına yerinde bir oluşumdur, önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki bu dernek de aynı amaçla faaliyet gösteren Türkiye Harp Malulü Gazileri Şehit Dul ve Yetimleri Derneğine tanınan kanunla kurulma, kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahip olma, devlet yardımı alma ve resmi binalarda faaliyet yürütme imkânlarından yoksundur. Ayrıca Emniyet Teşkilatı mensuplarından görevi başında ve görevi nedeniyle yaralananların, bir uzvunu kaybedenlerin fedakârlıkları sanki vatanın ve milletin güvenliğinin sağlanması için yapılmamış gibi bir “Atatürk mirası” olan “Gazi” sıfatı ile değil de “vazife malulü” olarak değerlendirilmesi de bir başka üzüntü verici husustur. Zira 2847 sayılı Kanunda “Muharip Gazi” ve “Malul Gazi” için Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olma ön şartı getirilmiştir (Mükerrer Md 1).

Emekli Emniyet Müdürleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği de özellikle çağın Polisi Dergisi ile önemli bir misyon yürütmektedir.

Bu derneklerin hepsi polislik mesleğine ilişkin ortak anıları yaşatmak, dayanışmaları devam ettirmek, sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılamak gayesiyle kurulmuştur. Ancak yasal ve kurumsal destek olmadığı için yeterince faaliyet yürütülememekte ve hatta yaşadığımız ve katıldığımız bazı törenlerde olduğu gibi kamu yararına çalışan dernek statüsünde olmadıkları için temsil imkânı dahi bulamamaktadırlar.

Öte yandan Emniyet Teşkilatı ile ilgili, onu çağrıştıran isimlerle, bu isimlerin baş ve sonuna yapılmış ekler kullanarak dernekler de kurulmuştur. Bunların haksız kazanç ve imtiyaz elde etmek amaçlı olduğu herkesin malumudur. Ve bu yöntemle Emniyet Teşkilatı adeta sömürülmektedir ve bununla mücadele edilememektedir.
Emniyet hizmeti gibi en meşakkatli bir görevi başka kamu görevlilerinden iki misli daha fazla mesai harcayarak uzun yıllar yürütmüş, sonunda emekli, yasa izin vermediği için gazi diyemediğim vazife malulü ya da şehit mensuplarımıza karşı henüz bu güzel ve kutsal sıfatlardan biri ile taçlanamamış bir çalışan olarak tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmek ve onları terk edilmişlik duygusu ile yalnız bırakmayıp Emniyet Teşkilatı olarak her zaman ve her yerde destekleyebilmek için aynen emekli subaylar, emekli astsubaylar, harp malulü gaziler, şehit dul ve yetimleri ile muharip gaziler derneklerinin sahip olduğu yasal haklan bir yasa ile kendilerine tevdi edebilmek için tasan / taslak çalışması yapmak ve kamuoyu oluşturmak gibi bir mükellefiyeti yerine getirmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu noktada daha önce polis sıfatına haiz şimdilerde vali, genel müdür ve milletvekili olan eski meslektaşlarımıza da görev düşmektedir.

Bunu yap(a)madığımız takdirde yarın biz de emekli, malul ya da şehit olduğumuzda çok geç olacaktır.
Unutmayalım ki cenazelerimizi dahi hakkını savun(a)madığımız polis kaldırmaktadır.

Astsubaylar, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri ile Türkiye Muharip Gaziler derneklerinin tabi olacakları esas ve usulleri düzenlemektedir.

Sayılan dernekler de 2847 sayılı Kanunun tanıdığı olanaklarından yararlanmaktadırlar.

72847 sayılı Kanun, bu kanunla kurulması öngörülen derneklerin dışında; ayın amacı güden, bu derneklerin isimleriyle veya bunların isimlerinin baş ve sonuna ekler yaparak veya asker, gazi, muharip, askeri okul adlarını veya benzeri isimleri kullanarak dernek kurulmasını önlemiştir.