Kategori arşivi: Etkinlikler

Halil Yılmaz’ın Aksiyon Dergisi Röportajı

Halil Yılmaz ismi emniyet teşkilatında iyi bilinir. Yüksek rütbesi ve görevlerinden ziyade hukukçu kimliğiyle ortaya attığı tezler ve geliştirdiği projeler nedeniyle… yazdığı makaleler teşkilat içinde tartışmalara sebep oldu, ‘acaba’ dedirtti. Halen Bursa Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz’ın insan hakları, özgürlük, demokrasi ve polisin nitelikleri gibi konulardaki çabası dikkat çekiyor. Yılmaz, her ne kadar paradigmalardan yola çıkarak bir şablon ortaya koysa da iyi bir polisin her yönüyle donanımlı olması gerektiğini düşünüyor. Ona göre, teşkilatta değişimler yaşanıyor; ama henüz yeterli değil. Çünkü ortaya koyduğu kalite bareminin çıtası hayli yüksek. İstanbul, Osmaniye ve Gaziantep’te görev aldıktan sonra Bursa’ya atanan Yılmaz, burada sürdürdüğü ‘Güvenlik Özgürlüktür’ projesini anlatırken aslında toplumla teşkilatın bir bütün olduğunu ifade ediyor.

– Projenizin sloganı ‘Güvenlik Özgürlüktür’. Özgürlük ve güvenliğin yolları nerede kesişiyor?

Fark etmediğimiz ama önemli kavramlar bunlar. Hava ve su gibi… bulunduğumuz mekanda hava var ama kokusu rengi olmadığı için farkında değiliz. Ama nefes almakta zorlanırsak o zaman havanın farkına varırız. Güvenlik de böyle. İnsanlar güvendeyken, güvenliğin öneminin farkına varamıyor. Güvensizlik hissi oluşmaya başlayınca diyoruz ki ‘Güvenlik önemli bir şey’. İşte biz de ‘Güvenlik Özgürlüktür’ temasını kullanarak güvenliğin özgürlükle bağlantısını anlatmaya çalıştık.

– Bursa’da ne yaptınız bu anlamda?

Konuya ilişkin profesyonel kişiler tarafından hazırlanmış görsellerimiz var. iki tür görsel kullandık. Birincisi, ekstrem sporlarla ilgili. İnsanların özgürlüklerini tadacakları, adrenalini yükseltecekleri ve bunu hissedecekleri sporlar. Bu sporları yapabilmek için mutlaka en geniş anlamda güvenlik tedbirleri almak gerekir. Güvenliği sağlayamazsanız sporun vereceği özgürlüğü hissedemezsiniz. Diğer görsellerimizde sosyal hayattan kareler var.

– Güvenlik her şeyi kapsıyor mu?

Amerikalı sosyolog Maslow’un bir teorisi var: İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi… Ortaya koyduğu görüşlerinde en temel ihtiyaç fiziki ihtiyaçlardır. Bunlar yeme-içme gibi temel şeyler. Eğer sizin karnınız doymuşsa, güvenlik ihtiyacınız ortaya çakıyor, karnı tok olan insan barınma ihtiyacını hissediyor, güvenlik istiyor. O nedenle toplumun sığınacağı yer, güvenlik kavramı ve uygulamalarıdır. Görüldüğü gibi yeme-içmeden sonra ikinci temel ihtiyaç güvenlik.

– “Emniyet Müdürüyüm” yerine ‘Güvenlik yöneticisiyim’ diyorsunuz. Bu yeni bir kavram mı?

Her konunun bir siyaseti olmalı, stratejik bir yaklaşımı olmalı. Yapılacak bütün faaliyetler bu güvenlik siyasetine, stratejisine uygun planlanmalı ve icra edilmeli. İl Emniyet Müdürleri, sadece uygulayıcı değil, uygulama öncesinde belli bir stratejinin oluşmasında fikri katkıları olması gereken yöneticiler olmalı.

– ‘Güvenlik yöneticisi’ kavramının polis okullarında müfredata girmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

Şu anki müfredatlarımızın içinin doldurulduğunu düşünmüyorum. Bu konuda bir çalışma yok. Kaldı ki güvenlik çalışmaları, güvenlik stratejileri, güvenlikle ilgili altyapılar mesleği sadece polislik olan bizim gibileri değil, farklı meslek gruplarını da ilgilendiriyor. Antropologların, sosyologların, pedagogların, siyaset bilimcilerin düşünceleriyle oluşacak bunlar.

– Bir makalenizde zulüm ile anarşiden söz ediyorsunuz. Zulüm ve anarşi çizgisini nasıl ayırıyorsunuz? Çünkü iki kavram da negatif.

Polis, güvenlik personeli görevini yapamazsa o zaman toplumda anarşi olur; herkes istediğini yaparsa kaos oluşur ve bunun sonrası anarşidir. Öbür tarafta yasalara uygun olmayan şekilde ya da yasalarda olsa bile şartlar ortadan kalkmışsa ve siz halen bu yetkiyi kullanıyorsanız o zaman vatandaşa zulüm yapmış olursunuz. O bakımdan polis öyle görev yapmalı ki ne görevini yapmayarak anarşiye ne de görevini abartarak zulme sebep olsun.

– Bu uygulanmıyor mu?

Kavramları içselleştirmenizle ilgili. İçinde bulunduğunuz şartları yasal durumla iyi mukayese ederek hızlı karar vermekle ilgili. Polislik mesleği anında karar vermenizi gerektiriyor. Kararınızı öteleyemezsiniz. Anında karar vermesi gerekirken zulüm ve anarşiye sebep olmamak için de polisin her yönüyle donanımlı olması gerekir. Ona göre polis alımları yapılmalı veya polisler ona göre eğitilmeli.

– Makalelerinizde ‘güçlü polis’ tabirini kullanıyorsunuz. Bu nasıl olacak?

‘Güçlü polis’ denince, modern binalarda iş gören, teknolojik araçlar ve güçlü silahlar kullanan bir kamu gücü aklımıza geliyor. Evet, bunlar gereklidir; ama her şey değildir. Bu meslek ilim cürüm savaşıdır. Suç sahipleri teknolojiyi kullanıyorsa buna makabil polis de kullanmak zorundadır. Ama yetmez. Polis, kişisel nitelik, kavrama bilgisi, yüksek ahlak, özgürlük ve güvenlik dengesini kurmak zorundadır. Yani polisin teknolojik seviyesiyle nitelik seviyesini en üst düzeyde tutmak zorundasınız. Bunlarda bir aksilik varsa işi güvenli bir şekilde yönetemezsiniz.

– Fikriniz ve projelerinizle ‘köyün delisi’ gibi algılanıyorsunuz. Eleştiriler aldınız mı?

Anlatıyoruz. İlk yaptığım işlerden biri, bütün arkadaşlar için vizyon paylaşımı konferansları. Düşüncelerimi, stratejik unsurları arkadaşlarımla paylaşıyorum. Sonra kendilerine söz veriyorum, onlar düşüncelerini aktarıyor. Gaziantep’te görev yaparken 4 bin 500 polis vardı. 4 binine birebir ulaştım. 800 kişilik gruplar halinde personelimle birebir konuştuk. O toplantıda Emniyet Müdürü, memur yoktu. İlin güvenliğini üstlenen iki kişi vardı. Fikirlerimi paylaştık. Yetmedi; Ticaret Odası, İl Genel Meclisi’nde toplantılar yaptık. ‘Biz güvenliğe böyle bakıyorum’ diye anlattık. Polis memuru benim ortağımdır. Ortaklar aynı kazanç uğruna aynı ufka bakmak zorundadır. Belediye ile emniyet ortaktır. Birlikte o şehrin güvenliği için çalışmalar yapmak zorundadır. Şehirdeki değerlerin, ticaretin, turizmin, güvenliğin gelişmesi için bu gerekli. Aynı şeyi Bursa’da da yapıyoruz.

– Vizyon toplantılarında ana tema ne oluyor?

Öncelikle özgürlükler… 21. Yy. temel değerleri; demokrasi, insan haklarının korunması ve serbest piyasa ekonomisi. Güvenlik zafiyetinin olduğu yerde demokrasi kesintiye uğrar. Özgürlük dengesi sağlanamazsa insan haklarından söz edemezsiniz. İhaleye fesat karışır. Günümüzün bu üç temel kavramı doğrudan polis teşkilatıyla ilgilidir. Mevlana’nın bir sözü var: ‘Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım’… Biz bu doğrultuda hareket ediyoruz. Teşkilat olarak inovasyonun, yeniliği ilke edinmiş bir kuruluşuz. Eğer ben ‘Güvenlik Yöneticisi’ olarak sadece geçmişte aldıklarımla kalırsam olmaz. Üstüne bir şey koymamız lazım.

Halil YILMAZ “Çocuk Dostu” Ödülünü Aldı

Türkiye Çocuk Zirvesi Genel

Sekreterligi tarafından Çocuk Hakları Sözlesmesi`nin kanunlasarak 1995 yılında

yürürlüge girisinin 14. yılı kutlama etkinlikleri kapsamında düzenlenen

etkinlikte Gaziantep Emniyet Müdürü Halil Yılmaz`a çocuk ve kadın hakları konusunda

yaptıgı bilimsel çalısmalar nedeniyle “Çocuk Dostu“ ödülü verildi. Türkiye

Çocuk Zirvesi Genel Sekreteri Elbize Çeltikçi’nin yaptıgı açılıs konusmasının

ardından, TBMM Eski Baskanı Sayın Köksal TOPTAN konusmasında; Tüm dünyanın çok

önemli ve önde gelen konularından biri olan “Çocuk Hakları” ile ilgi bu

toplantıda bulunmaktan mutluluk duydugunu söyledi.
Açılıs konusmalarının

ardından yapılan ödül töreninde “Çocuk Hakları Ilk Adım Ödülü” kategorisinde;

Ailede Siddet Egitimi Seferberligi projesi ile Mardin Valisi Hasan Duruer,

Bilge köyünde ögrenci okutma projesi ile Darüssafaka Cemiyeti Baskanı Zekeriya

Yıldırım, Bakırköy’de kadın, çocuk, kitap seferberligi projesi ile Bakırköy-

Yerel Gündem 21 Baskanı Yard.Doç.Dr. Meltem Ünalersen ve Ailede Siddet Egitimi Seferberligi

Projesi ile HEGEM Dernegi Baskanı Adem Solak ödüllerini aldılar. “Çocuk Hakları

Çocuk Dostu Ödülü” kategorisinde; Çocuk ve Kadın Hakları konusunda yaptıgı

bilimsel çalısmaları ile Gaziantep Emniyet Müdürü Halil Yılmaz, Bir maç sonrası

imzasını isteyen bir kız çocugunu hırpalayan korumalara göz yummayıp çocukla

fazlasıyla ilgilenip onura ederek ve ertelemeden, çocugun derinden yasadıgı

üzüntüyü büyük bir sevince dönüstürdügü için eski Milli Takım Direktörü Fatih

Terim, Çocuk Hakları çalısmalarına katkıları ve Mardin’li çocukların gelisimi

ve egitimine çok özel katkılarından dolayı Marev Istanbul Baskanı Fehmi

Tahincioglu, Türk çocuklarının haklarını savundugu için Gümülcine-Türk Partisi

Eski Baskanı Isık Sadıkahmet, Türk ve Çocuk Zirvesinin Uluslararası

iliskilerine özenli katkılarından dolayı Milli Saraylar Daire Baskan Yardımcısı

Ersa Akça ve Çocuk Hakları çalısmalarına 2 yıldır verdigi destekten dolayı

AR-EL Egitim Kurumları Kurucusu Münevver Gözükara ödüllerini aldılar.
Ödül

töreninin ardından Çocuk Hakları Konulu panelde 1993’ten günümüze

yapılanlar,  yapılmayanlar ve yapılması

gerekenler konuları tartısıldı.Panelde konusan Emniyet Müdürü Yılmaz, Emniyet

teskilatının 1995 yılından buyana Çocuk Hakları Sözlesmesi de esas alınarak

yapılan hizmetlerin özetini sundu. ‘Sosyal sorunların tespitinde ve çözümünde

mutlaka polis teskilatı olmalıdır’.Emniyet Müdürü Yılmaz ‘Bütün dünyada

özellikle gelismekte olan Türkiye de sosyal sorunların tespitinde ve çözümünde

mutlaka polis teskilatı olmalıdır. Bu düsünce bizi de böyle bir çalısmanın

içinde olmamızı sagladı.
Böylece 2003 yılına kadar bir dizi çalısmalar

yürüttük. Yaptıgımız çalısmalardan bazıları UNICEF Türkiye temsilciligi ve daha

sonra Interpol uluslararası polis isbirligi mekanizması ve Türkiye’den degisik

akademisyenlerle bu sorunlar hakkında bilimsel çalısmalar yaptık. Ülkemizde

Çocuk Polisi biriminin kurulması neticesinde ‘öznesinde çocuk bulunan tüm

konularla ilgilenen bir birim haline gelmistir. Çocuk polisimizin logosu

misyonunu göstermektedir. Çocuk polisi logosu Japonya’da katıldıgım bir

bilimsel çalısmada tarafıma hediye edilen bir kravat ignesinde bulunan bir

gürden esinlenerek çok önemli bir birimimiz olan çocuk polisi birimimizin

logosu olmustur. Çocuklarımız kendilerini ziyaret eden Çocuk Polisi

arkadaslarımızın üzerinde bulunan logoda resmi üniformalı bir polisin çocuga

egilerek çocugun hizasına geldigi sembolize edilmistir. Bu tamamen Çocuk

Polisinin misyonunu göstermektedir.’ dedi.
Panelin ardından Gaziantep Emniyet

Müdürlügü Basın ve Halkla iliskiler Sube Müdürlügü tarafından hazırlanan

`Çocuklarımız` konulu gösterime sunulan kısalm katılımcılar tarafından büyükbegeni ile izlendi. Panel düzenlenen

kokteylle sona erdi.

Emniyet Müdürü Yılmaz Gaziantep’te Görevi Devraldı

İçişleri Bakanlığı’nın 17.06.2009 tarih ve 27262 sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanan 2009/10974 sayılı atama kararı ile Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü

görevinden Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü görevine atanan Emniyet Müdürü

Halil YILMAZ, 06.07.2009 tarihi itibariyle görevine

başlamıştır.

 

Gaziantep Ticaret Odası’nda saat 10.30’da başlayan

“Devir-Teslim ve Uğurlama Töreni”ne Gaziantep Valisi Sayın Süleyman KAMÇI,

Antalya Emniyet Müdürlüğü görevine atanan Emniyet Müdürü Dr. Ali

YILMAZ, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü görevini devralacak Emniyet Müdürümüz Sayın

Halil YILMAZ, Gaziantep Milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım GÜZELBEY ile Cumhuriyet Başsavcısı Kazım ARAPOĞLU’nun yanı sıra

daire amir ve müdürleri, sivil toplum örgütü yöneticileri, Gaziantep’li

vatandaşlar, Teşkilat mensupları ve basın mensupları

katıldılar.

 

Her iki İl Emniyet Müdürünün özgeçmişlerinin okunduğu

törende konuşan Sayın Dr. Ali YILMAZ, 4 yılı aşkın süredir yürütmekte olduğu

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü görevini Sayın Halil YILMAZ’a devir etmenin heyecanı

içerisinde olduğunu belirterek, “hizmet bayrağını devralan kardeşim Halil

YILMAZ’ın bu bayrağı daha da ilerilere taşıyacağına olan güvenim tamdır”

şeklinde konuştu.

 

Gaziantep gibi metropol bir kentin güvenlik

sorumluluğunu Sayın Dr. Ali YILMAZ’dan devralmanın onurunu yaşadığını kaydeden

İl Emniyet Müdürümüz Sayın Halil YILMAZ, “Bir polis ve aynı zamanda bir hukukçu

olarak devletimizin ve halkımızın emniyet, asayiş ve güvenlik alanındaki

beklentilerini en üst seviyede karşılamak amacıyla büyük bir heyecan ve gayret

içerisinde olacağız” dedi.

 

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü forsunu öperek

teslim alan ve Dr. Ali YILMAZ’a başarılı çalışmalarından dolayı şilt

takdim eden İl Emniyet Müdürü Halil YILMAZ, Antalya Emniyet Müdürlüğü

görevine atanan Dr. Ali YILMAZ’ı Gaziantep Ticaret Odası protokol

kapısından kalabalık bir heyetle uğurlamıştır.07.07.2009 19.15

Görev Teslimi Osmaniye…

İçişleri Bakanlığı’nın 17.06.2009 tarih ve 27262 sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanan 2009/10974 sayılı atama kararı ile Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü

görevine atanan sınıf arkadaşıma görevi devrettim Sayın Tayfur Erdal Ceren’ e

yeni görevinde başarılar dilerim.

30. Yıl Mezuniyet Buluşması…

 

‘1978 yılında kolejden mezuniyetimizin 20. yılı anısına 1998 yılının Haziran ayında, Ankara da buluşup devre olarak ilk etkinliğimizi gerçekleştirdik. 2003 yılında 25. yıl anısına arkadaşlarla bir araya gelme çabamız düşünce aşamasında kalırken,  2005 yılında ise Ankara da görev yapan arkadaşlarla  çay sohbetinden  öteye geçmez.. 2008 yılında 30. yılı geride bırakırken devre buluşması için bir yerden başlamak lazım diyerek öncelikle internet ortamında grup sitesi / iletişim portalı oluşturarak yola koyulduk. İçimizdeki o ruh: “kolejlilik”, iç dünyamızı tetikleyerek bu buluşmaya öncülük eder. Ve bu buluşma yeni bir dönüm noktası olarak bundan sonraki buluşmalarımızda zamanın bizlere bu kadar cömert davranmayacağını hatırlatır.’

 Henüz 14-15 yaşlarımızda ana kucağından, baba ocağından ayrılarak çoğumuz için gurbet sayılan Ankara’ya yepyeni bir yuvaya geldik. O yuva bizi başkentin puslu, soğuk günlerinde bağrına bastı, kucakladı. Hem akıl, hem fiziksel hem de duygusal olarak sere serpe geliştirdi.

Ergenliğe geçişin ne olduğunu anlayamadığımız gibi delikanlılığa geçişi de pek anlayamadık. Bir yerde duyguların bastırılması bizi ergenlikten olgunluğa taşımıştı. Yaşıtlarımızdan daha sorumlu, daha ciddi, daha farklı bir hal almıştık.

İlk günlerdeki kaynaşma hemşehrilik yakınlaşması olarak ortaya çıksa da aynı koğuş ve sınıflardaki birliktelik şeklinde bir bütünsellik yaşanacaktı. Bir üst sınıf, bir üst sınıf derken son sınıfa doğru dünya görüşü denilen yaşam felsefesinin ortaya çıkmasıyla arkadaşlıklar farklılaştı. Siyasi farklılıkların,  (Devrimci/demokrat/solcu, Ülkücü/milliyetçi/sağcı, Akıncı/İslamcı/muhafazakâr gibi ideolojilerin) Türkiye’yi kasıp kavurduğu yıllarda 78 kuşağı olarak bizlere de yansımaları oldu. Ancak bu yuvanın bize kazandırdığı kolejlilik ruhu farklı siyasi görüşlerin bir arada yaşamasına, arkadaşlıklarına tutkal olmuştu. İşte o ruh bizi bugünlere taşıyan Atatürk çizgisinden başka bir şey olmayan bu ülkenin kuruluş felsefesini oluşturan cumhuriyet ilkeleri ve devrimleri ortak paydamız olacaktı.

Okuduk! ‘Doğayı, Evreni, Emeği ve Yaradan’ı anlamaya çalıştık. Dünyayı, çevremizi, ülkemizi, halkımızı ve de kendimizi tanımaya çalıştık.

Adrenalin denilen salgının en yoğununu yaşadık. Spor salonunda, futbol sahasında, okul bahçesinde ve de kombinenin tepesinde.

Şakalar yaptık en ağırından, en eşekcesinden. Lakaplar taktık. Küfürler saydık, düellolar yaptık. Tartıştık, kavga ettik, küstük ve barıştık. Yen kırılır kın içersinde kalırdı. İspiyon kelimesi en nefret uyandıran şeylerdendi.

İnşaatta, zulada sigara-alkol kaçamaklarında bazen yakalandık, bazen de paçayı sıyırdık.

Hafta sonları Ankara’yı keşfe çıktık. Anıtkabir, Ankara kalesi, tarihi yerler, müzeler, parklar (AOÇ, Gençlik, Kurtuluş, Botanik) uğrak yerlerimizdi. Sinema, tiyatro, sergi ve kitapçılar gibi sanatsal etkinliklerden Kültürel açıdan nasibimizi aldık. Kalan zamanlarda da bilardo, okey ve kağıt oyunlarıyla kahve kültürümüzü geliştirdik.

Günlük notlar, şiirler, mektuplar, pul koleksiyonları, arkadaşlıklar paylaşılan daha neler neler.. O günlerde yurtdışından kız arkadaşlarımız bile oldu. Onlarla yazışarak uzun bir süre mektup arkadaşlığı yaptık.

Sabah sporu, etütler, geç gelen yemek sıraları ve gece yatakhane/koğuş sohbetleri. Bir yatağın etrafına bütün koğuş toplanır, onlarla, birbirimizin davranışlarını hicvederek güler, kahkahalar atardık.

En ağır gelenide gece nöbeti ve hafta sonları erken uyandırılmamızdı. Uykuya hiç mi hiç doyamazdık.

Gurbete bir çanta ile gelmiştik. Sonrasında bavulla tanıştık. Bize neler verilmedi ki! Çorabından gömleğine, dahili elbisesinden haricisine, diş macunundan sabununa, havlusundan bornozuna, kaleminden defterine tüm ihtiyaçlarımız devlet tarafından verildi. Bu arada harçlıkları da unutmamak lazım..

1975 yılında başlayıp sanki çok yıl geçmişçesine 3 yıla çok şey sığdırdık. Yuvadan ayrılanlar olsa da, fireler versek de büyük çoğunluk yola devam diyerek ayni kaderi paylaştık.

Yatılı okullar, Anadolu’nun ücra köşelerinde yaşayan alt-orta gelir düzeyindeki vatandaşlarının çocuklarını devletin kucak açarak, fırsat yaratarak sahiplenmesidir. Devlet, bu okullar aracılığı ile Genç yaşta insanlarını hayata hazırlayıp, meslek sahibi yaparak, geleceğini -kendisinin ve ailesinin- güvenceye alır. Ekonomik özgürlüğünü sağlamakla kariyer sahibi olmasına da fırsat tanır. Basamaklar bir bir çıkıldıkça bürokrasiye doğru tırmanarak yönetim kademelerinde yer alınacak; bu yuvadan yetişen çocuklar Emniyet Müdürü, Vali, Genel Müdür; Profesör, Sayıştay Denetçisi, Avukat, Savcı, Hakim, Yargıtay Üyesi; Danışma Meclisi Üyesi, Milletvekili, Senatör ve Bakan olmuştur. Atatürk’ün emriyle onu kaybettiğimiz 1938 yılında kurulan bu yuvanın 70. kuruluş yıldönümünde 58. dönem mezun olurken; bizlerde 28. dönem kolejliler olarak, 1978 yılının ardından tam tamına 30 yılı geride bıraktık.

Bu anlamlı tarihi kutlamak için 2008 yılında 30. mezuniyet günlerimiz anısına buluşmayı düşündük. Mezuniyet tarihi olan Haziran ayında mazeretler (öğrenci sınavları,  görev ve tatil gibi) çoğalınca bütünselliği kucaklamak amacıyla 11 Ekim 2008 tarihinde bir araya gelmeye karar verdik. 20 yıl sonra 1998 yılında bir araya gelebildiğimiz Ankara’da 2008 yılında 10 yıl sonra yeniden bu kez 30. yılı geride bırakacaktık.

20. yıl buluşmasını gerçekleştiren arkadaşlarımızdan Şerafettin Sağlam, Ömer Gurulkan ve diğer görüştüğümüz arkadaşlardan cesaret alarak Ayhan Çankaya ile kolları sıvadık.

Listeler, telefonlar, mailler, görüşmeler, eski fotoğraf ve albümler derken poliskoleji78@googlegroups.com isimli grup sitesini oluşturup mezuniyet tarihine rastlayan 12 Haziran 2008 tarihinde aktif hale getirdik. Üye sayısı olarak da 50’lerden 65’lere ulaştık.

 Günümüzden 33 yıl önce, 1975 yılında 110 kişiyle yola çıktığımız arkadaşlardan Uğur Salim Karaman 28. dönem birincisi olarak kolej tarihine geçerken mezuniyet öncesi 5 fire vererek devre olarak 105’e düştük.

[Kolejden 87 kişi (1978), 18 Kişi (1979) yılında mezun olmuştur.]

Ardından 6 arkadaşımız başka okul/meslek tercihiyle kolej diplomasını alarak bizlere veda ederken, 2 arkadaşımız da değişik nedenlerle yuvadan ayrılmıştır.

Polis Enstitüsü/Akademisi dönem birinciliğini 2004 yılında kaybettiğimiz rahmetli Zeki Küçük göğüslerken Necip Berber dönem ikincisi, U. Salim Karaman da dönem üçüncüsü olmuştur.

[Polis Enstitüsü/Akademisi’nden 71 Kişi (1982),  13 kişi (1983), 10 Kişi (1984), 3 kişi (1985) yıllarında olmak üzere 97 kişi mezun olmuştur.]

Geriye kalan arkadaşlarımızla yurdun dört bir yanında farklı sorun ve sıkıntılarla boğuşarak bugünlere gelirken 6 arkadaşımız daha değişik nedenlerle yollarını ayırdı.

15 Arkadaşımız emekliye (Hasan Argaç, A.Haluk Tarhan, Alaettin Cangöz, Ahmet Erez, Arif Bekiroğlu, Hakan Pıtırak, Gündüz Memişoğlu, Rüştü Yetkinbal, Salim Kaydırak, Lütfü Denizli, Mustafa Ata, Alaattin Başsan, Mehmet Satıcıoğlu, Levent Çalışkan, Mümtaz Tüntaş) ayrılırken, içimizde torun sahibi olan, aile büyükleri yanında eş ve çocuklarını kaybeden arkadaşlarımız olmuştur.

Yakup Aslan (1990), Nurettin Özbaş (1994) ve Zeki Küçük (2004 )…

3 arkadaşımızı Trafik terörüne kurban verdik. En acısı da bu arkadaşlarımızın genç yaşta aramızdan ayrılmaları oldu. Onları huzurlarınızda yad ederken, rahmet ve saygıyla anıyor, ailelerine/çocuklarına sabırlar diliyorum.

28. dönem adına iki arkadaşımız (Arif Öksüz, Sadettin Bora) mastır farkıyla 2004 yılında 1. sınıf Emniyet müdürlüğünü göğüslerken, devre olarak büyük çoğunluk 2005 yılında 1. sınıf olduk. 2004 yılında 1. sınıfa terfi sonrası Trabzon PMYO müdürlüğüne atanan Arif Öksüz arkadaşımız 2005 yılının ilk aylarında Batman il müdürlüğüne atanarak devremizin ilk asaleten İl Emniyet Müdürü olmuştur.

(Tabi burada kendime de bir paye çıkarayım. Asaleten olmasa da 2. sınıf rütbesiyle Erzurum Emniyet Müdürlüğü görevini 2003 yılı içersinde 6 aya yakın Vekaleten yürüterek 28. dönem adına ilklere imza atmıştım.)

Sonrasında 10 arkadaşımız (İbrahim Demirci, Halil Yılmaz, T. Erdal Ceren, Mehmet Özkan, Ahmet Türker, Ş. Rafet Mert, Sabri Durmuşlar, Sezai Boran, Ömer Gurulkan, Behzat Cambazoğlu) daha bu kulvara dahil olarak İl Emniyet Müdürü oldular.

3 arkadaşımız Daire Başkanı (Adnan Mutlu, Mustafa Çankal, Feridun Taşçı) olurken, 4 arkadaşımızda PMYO-POMEM (Necip Berber, Sezai Kıdıkoğlu, Ahmet Uzunçakmak, Sezai Konuklar) Müdürlüklerine atandılar.

Diğer arkadaşlarımızın çok azı Merkez Emniyet Müdürü, büyük bir bölümü ise Polis Başmüfettişi unvanı ile değişik bölgelerde görev yapmaktadırlar. 7 arkadaşımız ise 2. sınıf kulvarından bizlere katılma çabasında..

 Büyük Önder Atatürk’ün “Vatan sevgisi ona hizmetle ölçülür” sözünün gereğini yerine getirerek Vatanımıza-Milletimize-Teşkilatımıza yararlı hizmetler üretebildiysek, ne mutlu bizlere…

 Bu duygu ve düşüncelerle,

30. yılda beraber olmak isteyen, bu buluşmayı özleyen, soğuklukları, kırgınlıkları, küskünlükleri de geride bırakarak kaldığımız yerden “hayat devam ediyor” diyerek bir araya gelmemiz gerektiği inancıyla;

28. Dönem Kolejliler olarak, anılarımız yanında, birikimlerimizi, bundan sonraki birlikteliklerimizi de paylaşmak amacıyla 11 Ekim 2008 Cumartesi günü, mezuniyetimizin 30. yılında büyük buluşmayı gerçekleştirdik.

 11 Ekim 2008 Cumartesi günü saat 10.00 da polisevinde buluşularak, Saat 11.00’de Anıtkabir’e çelenk sunulmasının ardından özel defterin yazılması ve müzenin gezilmesinden sonra Polis Akademisi-Anıttepe Kampusuna gidildi. 30. yıl anı şapkalarının dağıtılmasının ardından spor salonunun yanındaki çam ağacı ve Polis Akademisi önünde toplu fotoğraf çekilimi sonrası öğle yemeği TADOC misafirhanesinde yenilerek kampus içersindeki bölümler, eski kolej sınıfları gezildi.

Hazırlanan program çerçevesinde; Saygı duruşu, İstiklal marşı, Tanıtım CD’si, konuşmalar, 28. Dönem slayt gösterisi,  görüş ve değerlendirmeler, 30. yıl buluşması nedeniyle hazırlanan DVD, katılım sertifikası, toplu resim ve belgeler dağıtılması şeklinde -50 arkadaşın katıldığı mazeret nedeniyle katılamayan arkadaşlarımızın da bir bölümünün tele-konferansla katıldığı-  etkinlik gerçekleştirildi. Akşam Gürkent Oteli-Aspendos salonunda ailelerle birlikte -85 kişinin katılmış olduğu- yemek sonrası yeni bir buluşma temennisiyle vedalaşıp ayrınıldı.

Sonrasında 2001 yılında talihsiz bir trafik kazası sonrası yatağa bağımlılığın ardından tekerlekli sandalye, koltuk değnekleri, yeniden tekerlekli sandalye sarmalında bitmez tükenmez bir mücadele veren Ahmet EREZ’i Ankara’da evinde ziyaret ettik. Hazırlamış olduğumuz dokümanlardan verdik, moral olmaya çalıştık. Geçtiğimiz günlerde tedavi amacıyla Almanya’ya giden, Ahmet arkadaşımızınki bir umuda yolculuk. O, mücadelesini sürdürürken bizlerin de devre arkadaşları olarak onu yalnız bırakmayacağımızı, her daim yanında olduğumuzu/olacağımızı vurgulamak istedik. Bahtı ve yolu açık olsun.

Ardından Zeki KÜÇÜK’ün Merzifon’da yaşayan anne-babasına Merzifon POMEM müdürü Sezai Kıdıkoğlu aracılığıyla ziyaret gerçekleştirildi. Babası ile telefonla görüştük. Tabi bu arada Antalya’da yaşayan eşi, oğullarını da unutmadık.

Nurettin ÖZBAŞ’ın Ankara kadrosunda Komiser rütbesindeki oğlu ve kızıyla Ankara emniyetinde bir araya gelip Eşi ile telefonla görüştük.

Son olarak da Yakup ARSLAN’ın İstanbul’da yaşayan babası ve Çanakkale Üniversitesinde okuyan oğluna telefonla ulaştık. Ahmet arkadaşımız dışında üç aileye dehazırlamış olduğumuz dokümanlardan ulaştırdık.

 Sonuç olarak,

Yıllar sonra olsa da gecikmiş bir vefa duygusunu yüzyüze/telefonla görüştüğümüzde duygu yoğunluğu yaşayarak, oğullarının, eşlerinin, babalarının arkadaşlarının kendilerini aramalarını, unutmamalarının sevincini, ruh halini anlatamam.

Geride kalanların yalnız olmadıklarını, rahmetli arkadaşlarımızın bizlere emaneti olarak daima yanlarında olacağımızı, çocukları, eşleri ve babalarının hatıralarını birlikte yaşatacağımızı,  bir nebzede olsa kendilerine hissettirmeye çalıştık.

Bundan sonraki süreçte sorunlarımızda birbirimizin yanında olabilmek, dayanışma içersinde olabilmek, acıları/hüzünleri, sevinçleri/güzellikleri paylaşabilmek umuduyla birlikteliğimizin devam edeceği inancıyla;

Yaşamımızdaki güzel anılar, resimlerle ebedi olsun, sağlık ve mutluluklar hiç eksilmesin. Yeniden bir araya gelebilmek umuduyla,

Her şey, hepimizin gönlünce olsun.

rkocoz@yahoo.com