Kategori arşivi: Calismaalani

Polis Gazetesi

EMNİYET VE ASAYİŞ HİZMETLERİNİN TANITIMI[1]

“Ne yaptığınız değil nasıl anlaşıldığınız önemlidir.”

Japon Uluslararası İşbirliği Organizasyonu (JICA) tarafından düzenlenen, Türkiye ve Japonya dışında Brezilya, Kolombiya, Costa Rika, Mısır, Fiji, Moğolistan, Pakistan, Filipin ve Tanzanya’dan 23 polisin iştirak ettiği, 10. Suç Önleme Polisliği Semineri kapsamında, meslektaşım Dr. Ömer GURULKAN ile birlikte 14-21 Şubat 1999 tarihleri arasında Tokyo / Japonya’da bulunmuş idik. Bu seminerde, katılımcı ülkeler tarafından kendi polis sistemi hakkında brifingler verildi, özellikle ev sahibi Japon yetkililerce Japonya Polis Teşkilatı hakkında ayrıntılı bilgi ve belgeler sunuldu, değişik Japon polis birimlerine ve kültürel mekânlara geziler düzenlendi.

Gezi süresince edindiğim izlenimler ve bizlere sunulan belgelere dayanarak Japonya’daki suç önleyici polis faaliyetleri (Community Policing), polis faaliyetlerine halkın katılımı ve sonuçları hakkındaki tespitlerimi paylaşmak arzusu ile bir makale hazırladım ve bunu Japon Polis Teşkilatı başlığı ile Avrasya Dosyasında (Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, Yaz 1999) yayınladım. Aynı yazı Toplum Destekli Polislik başlığı ile Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara 2003, ISBN 975-93859-1-0) kitabımda da yer aldı.

Japonya’da birçok Polis Noktası (Koban) ve İkâmetsel Polis (Chuzaisho), kendi görev bölgeleri ile ilgili haber bülteni yayımlamakta, meydana gelen suçlar, kazalar ile ilgili haberler ve önemli olaylar bu bültende yer almaktadır. Ani patlak veren olaylar, “flaş haber” olarak yayınlanmakta ve önemli olayları herkesin görebileceği sokak köşelerine, bil boardlara veya demiryolu istasyonları ile bankalara asılmaktadır. Yararlı bilgilerin herkese etkin şekilde ulaşabilmesi için TV kanalları ile de ortaklaşa yayınlanmakta ve kapalı devre yayınından yararlanılmaktadır.

O tarihlerde, bazı il emniyet müdürlükleri tarafından süreli veya süresiz olarak yayımlanan polis dergilerinin içeriğin bu anlamda değiştirilmesi, meydana gelen suçlara, kazalara yer veren çalışmalarla halkın bilgilenmesinin sağlanabileceğini önermiştim.

İl Emniyet Müdürü olarak çalıştığım illerde, bir anlamda Polis Gazetesi diyebileceğimiz çalışmaları mesai arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdik.

Günümüzde, bir sosyal sorumluluk olarak ilimiz ve ilçelerinde güvenlik hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi, toplumda “güvenlik sorumluluğunda sosyal paydaş” anlayışının oluşturulması için çalışmalar yapmak ve Polis Teşkilatına destek vermek amacı ile hemen her il ve ilçede bir Güvenlik Hizmetlerini Geliştirme Derneği faaliyet yürütmektedir. Bu kapsamda teşvik ve desteklerimizle 2008 yılı başından itibaren Osmaniye ilinde “Osmaniye’de HUZUR” adı ile bir aylık gazete, 2009 yılının sonundan itibaren Gaziantep ilinde Gaziantep EMNİYET, 2010 yılından sonundan itibaren Bursa ilinde Bursa Emniyet adları ile birer aylık gazete çıkartmaya başladık.

Bu gazetelerin, güvenlik konularında o illerin bilgilendirilmesi ile güvenlik sorunlarının çözümünde enteraktif katılımın sağlanmasına katkı sunacağına yürekten inanıyorum.


[1] Halil YILMAZ’ın bu yazısı “Yenileşim Denemeleri Osmaniye Örneği” (Osmaniye Emniyet Müdürlüğü yayını – 2009) isimli yayında yer almaktadır.

Ceza Yargılamasında İşbirliğini Geliştirme Semineri

EGM – AB İŞBİRLİĞİ TWINNING PROJESİ

CEZA YARGILAMASINDA İŞBİRLİĞİNİ GELİŞTİRME SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

17 – 18 KASIM 2005 İSTANBUL

 

 

EGM – AB İşbirliği Twinning Projesi olan “Ceza Yargılamasında İşbirliğini Geliştirme Semineri”ne iştirak eden Saygıdeğer Katılımcılar,

Ceza adaleti sisteminin amaçlarından biri kamu düzenini sağlamaktır. Suç işlenmesi ile bozulan kamu düzeni suçun aydınlatılması ve failinin cezalandırılması ile tekrar sağlanmış olmaktadır. Ancak bu yapılır iken temel hak ve özgürlükleri korunacak, özüne zarar verilmeyecektir. Esasen temel hak ve özgürlükler korunabilmiş ise zaten kamu düzeni de sağlanmış demektir.

Kamu düzenini sağlamak amaçlı yasalardan mülki idare amirlerinin ve kolluk makamlarının yetkilerini düzenleyen yasalarda kısmi değişiklikler yapılmış, ceza muhakemesine ilişkin mevzuat tamamen değişmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Aynı konuları 2005 yılına kadar düzenleyen CMUK ile kıyaslandığında CMK, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasını güvence altına alan, kolluğun yetkilerini sınırlandıran, buna mukabil savcılık ve savunma makamını güçlendiren bir sistemdir.

CMUK uygulamasında Cumhuriyet savcıları, bazı istisnai durumlar hariç, suç soruşturmasını tamamen kolluğa bırakmışlardır[1]. Ancak CMK sistemi, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 25.3.2005 tarihli yönergesinde ifade edildiği üzere, “Cumhuriyet savcısının 78 yıldır kapandığı odasından çıkmasını ve bizatihi soruşturmaya öncülük etmesini, hatta soruşturmayı yürütmesini öngörmektedir.”

Cumhuriyet savcısının aktif hale getirilmek istenmesi düşüncesi, temelde doğru bir düşüncedir. Ancak, CMK’ya yansıtılan, benim ne yazık ki katıl(a)madığım anlayış, bunun en iyi yolunun kolluğu pasif hale getirmek olacağıdır. CMK’da açıkça yer alamayan fakat kanunu hazırlayanların bilinçaltında yer aldığı anlaşılan düşüncenin, “kolluk, her yetkiyi kullanmak için Cumhuriyet savcına ulaşmak, hatta yazılı emir almak zorunda kalırsa, hukukun içinde kalacaktır[2]” zannı olduğu görülmektedir.

Tabiî ki polisin geçmişte yapmış olduğu fedakârlığın, hatalı uygulamaların bunda etkisi vardır. Her ne şekilde olursa olsun terörün bitirilmesi, kamu güvenliğinin sağlanması endişe ve isteği ile kolluk hizmetinin yürütüldüğü 70’li ve 80’li yıllarda, suçların aydınlatılması, kamu düzeninin sağlanması görevi “bir şekilde” yerine getirilmiş, bu arada sanık hakları da ihlal edilmiştir. Ama bu konudaki sorumluluk sadece polise ait değildir, polisin bunu tek başına ve herkese rağmen yapabilmesi de olanaklı değildir. Hatırlanacağı üzere 70’li ve 80’li yıllarda ülkemiz normal bir sistemle yönetil(e)memiştir. Bu yılların çoğunda ya “sıkıyönetim” veya “olağanüstü” hal yönetimi yaşanmıştır. Polisin de içinde bulunduğu sistemin başında ve kontrol mekanizmasında mülki idare amirlerinin, sıkıyönetim komutanlarının, Cumhuriyet savcılarının bulunduğunu unutmamak gerekir.

Bu hatalı anlayış ve uygulama, sanık hakları kavramının CMUK’a ilk kez girdiği Aralık 1992 yılına kadar sürmüştür. Ceza muhakemesinin miladı sayılabilecek bu tarihten itibaren yürütülen suç soruşturmalarında daha sıkı kurallar uygulanmaya başlanmıştır. Ancak ne yazık ki önceki yıllarda yapılan yanlışlıkların tüm faturası sadece Polis Teşkilatına kesilmiş, her fırsatta haklı – haksız eleştirilmiş hatta saldırılara maruz kalmış, güçsüzleş(tiril)erek ne yazık ki “kurban” edilmiştir.

Emniyet Teşkilatı Kanunu, her bir polis karakolunda dahi, adli işlerle uğraşmak üzere adli polis kurulmasını öngördüğü halde CMK’ya kadar sadece fiili bir adli polis hizmeti yürütülür olmuş, bu hizmet kurumsallaştırılamamış, adının konmasından kaçınılmıştır[3]. Belki de bu nedenle 1990’lı yılların başından itibaren, her türlü sorunun kaynağı ve çözümü olarak -sanki Ülkemizde adli kolluk görevi yapılmıyormuş gibi- 1992 ve 1996 tasarılarında her yönü ile Adalet Bakanlığına bağlı, 2002 tasarısında ise sicil yönünden Cumhuriyet başsavcısına bağlı bir adli kolluk teşkilatı kurulması gündeme getirilmiştir[4]. Adli kolluk tasarıları polis teşkilatında ihtisaslaşma olmadığı iddiası ile hazırlanmıştır[5]. Bilinmemiştir ki, kriminal (polis adli bilimleri) laboratuarları 70’li yılların başından; kaçakçılık birimleri 80’li yılların başından; başlangıçta adı teknik büro olan olay yeri inceleme ve kimlik tespit birimleri 90’lı yılların ortalarından beri ihtisaslaşmıştır[6]. Hatta terörizmle ve organize suçlarla mücadelede polis ihtisas birimi yapılanmaları bu konulardaki yasal düzenlemelerden[7] çok önce gerçekleştirilmiştir[8].

1995–2003 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü merkez teşkilatında görev yapmış bir kişi olarak gönül rahatlığı ile şunu ifade edebilirim ki, özellikle 90’lı yıllardan itibaren Emniyet Teşkilatı, merkez ve taşra teşkilatında üzerine düşeni yerine getirmiştir. Branşlaşma, hizmet içi eğitim, yasal düzenlemelere katkı, fiili görevin hukuki düzlemde ve etkin olarak yerine getirilmesi konularında büyük performans gösterilmiştir.

Yapılanları kabul etmek istemeyenler bilmez ama ulusal ve uluslararası raporlarda görmek mümkündür. Bu işbirliği projesi bile CMK öncesi planlanmış bir faaliyettir.

Bu seminer, ceza adaleti sistemi içinde yer alan aktörlerin empati yeteneklerini geliştirebilecekleri önemli bir bilimsel etkinliktir. Bilimseldir zira burada hem mevzuat incelenecektir hem de uygulamanın nasıl olduğu mercek altına alınacaktır. Burada taraflar ast-üst ilişkisinden sıyrılacaklar, objektif olabilmek için subjektif bakış açılarını ortaya koyacaklardır.

Saygıdeğer Katılımcılar,

Oturumda yer alan değerli konuşmacılara söz vermeden önce bazı saptamalarımı paylaşmak istiyorum:

CMK’nın en az üç yerinde “emrindeki adlî kolluk”, “emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısı” gibi psikolojik etkisi olan vurgulamalar dikkati çekmektedir ki bu, yasal düzenlemelerde şimdiye kadar rastlanmayan bir üsluptur.

CMK, ceza muhakemesi sürecine katılan hâkim, savcı, avukat, bilirkişi, şüpheli, sanık ve tanıklar hakkında hak, yetki ve yükümlülükleri düzenlemekle birlikte bu süreçte yer alanlardan sadece adlî kolluk ve adlî işlem yürüten diğer kolluk görevlileri için herhangi bir hak düzenlenmemiştir. Bir kuruma yükümlülükler verip bunun karşılığında haktan mahrum edilmesinin bir çifte standart olduğunu ifade etmek gerekir.

CMK yürürlüğe girdikten sonra Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yayınlanan emirlerde, adli işlem yürüten kolluk birimlerinin jandarmada “adli kolluk komutanlığı veya adli kolluk” emniyette “adli kolluk amirliği veya adli kolluk” ismini kullanması istenmiş, adli kolluk işlem ve yazışmalarında sadece “adli kolluk sorumlusu – adli kolluk görevlisi” unvanının kullanılması istenerek idari hiyerarşiye tabi unvanların kullanılması yasaklanmıştır. Kolluk teşkilatının adli hizmet yürüten birimlerini, adeta esas kimliğini yok edercesine değiştirmeye çalışmak doğru olmasa gerek. Bu tür radikal bir anlayış ve uygulama yerine bütünleştirici bir anlayışa ihtiyacımız vardır. Birim isimleri ve görevlilerin unvanlarını belirlemek kolluk teşkilatlarının kendi özelidir.

Yönetmelik, adlî kolluk görevlilerine, adlî görevi bulunmayan üstleri tarafından, yürütülen soruşturma ile ilgili emir ve talimat verilmesini yasaklamaktadır. Bu, olması gereken bir düzenlemedir. Soruşturma, Cumhuriyet savcısı sorumluluğunda olduğu için emir ve talimat verecek makamın sınırlı olması doğaldır. Ancak Cumhuriyet Başsavcılıklarının talimatlarındaki gibi “adlî görevi olmayan hiçbir makama adlî kolluk birimlerince yürütülen adlî soruşturmalara ilişkin bilgi ve belge verilmeyecektir. Bu noktada mülki makamlara, adli görevi olmayan il kolluk makamlarına yazılı ve sözlü bilgi akışı kati surette engellenecektir. Adli soruşturmaların hiçbir unsuru, Cumhuriyet Başsavcılığımız bilgileri dışında adli görevli olmayan makamlara duyurulmayacak ve intikal ettirilmeyecektir”  yaklaşımları, kolluk teşkilatlarında iki başlı yönetim oluşturacaktır. Cezaevleri güvenliğinin yönetimindeki iki başlılığın sakıncalı görülmesi[9] nedeniyle benzeri sıkıntıların adli kolluk uygulaması sürecinde kolluk yönetiminde de görüleceği görüşü[10] ne yazık ki doğrulanmıştır. Ancak bunu kabul edebilmek mümkün değildir. Nitekim İçişleri Bakanlığı da bu konuda üzerine düşeni yapmıştır[11].

Kolluk teşkilatları zayıfladığı için ülkemizde suçla mücadelede otorite boşluğu oluşmuştur. Bundan da ne yazık ki suçlular istifade edecektir.Önümüzdeki süreçte emniyet ve asayiş bozulacaktır. Belki bu nedenle demokratik yaşam tekrar kesintiye uğrayacak, tahtarivallinin diğer ucuna basılarak demokratik hakların kullanımında, dengesiz ve tepkisel bir düzenlemeyle güvenliği önemseyen, buna mukabil özgürlükleri kısıtlayan bir süreç yeniden yaşanacaktır.

Kamu düzeninin sağlanması ile temel hak ve özgürlüklerin korunması arasındaki dengeyi bulamayan, lehte veya aleyhte hep uç noktalarda tepkisel düzenlemeler yapan bir sistem, geçmişte olduğu gibi “kamu düzeninin bozulduğu”, “iç güvenliğinin tehlikeye düştüğü” ve “vatandaşlarına özgürlük ortamının fazla geldiği” gerekçeleriyle, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı bir düzenlemeye gidebilecektir.

Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, İnsan Haklarını ve azınlıkların korunması ve saygı görmesini teminat altına alan kurumlardan biri polis teşkilatıdır ve bu nedenledir ki bu teşkilatın istikrara kavuşturulması AB üyeliğinin temel koşuludur[12].

AB üyelik müzakerelerinin yürütüldüğü yeni dönemde ülkenin güvenliğini, ekonomik ve sosyal gelişmeleri kalıcı hale getirmek, özgürlük mü, güvenlik mi sorusunda birisi için ötekini feda etmeden, vatandaşına ve polisine güvenen, yetkiyi veren, ancak bunu denetleyen mekanizmalarla, polis teşkilatının yapılanmasındaki, yetiştirilmesindeki, çalışma şartlarındaki ve özlük haklarındaki eksiklikleri ortadan kaldıran düzenlemelerle hassas dengeyi sağlamak mümkündür.


[1] Doç Dr. M. Bedri ERYILMAZ (PA GBF Öğretim Üyesi), Yeni CMK’da Kolluk Savcı İlişkisi

[2] Doç Dr. M. Bedri ERYILMAZ (PA GBF Öğretim Üyesi), Yeni CMK’da Kolluk Savcı İlişkisi

[3] YILMAZ Halil, Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara–2003, ISBN 975-93859-1-0)

[4] YILMAZ Halil, Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara–2003, ISBN 975-93859-1-0)

[5] Adalet Bakanlığının hazırladığı 2002 Adli Kolluk Kanunu Tasarısı Genel Gerekçesinde ‘… Ülkemizde polisin görev boyutlarının gelişmesi, organize suçlar ve terörizme karşı yapılanma ve etkinlikler, örgütlenmiş suçluların gelişimi, personel yetersizliği, haber alma, eğitim ve donanım eksikliği ve adli işlemlerin özellikleri göz önüne alındığında Devletin etkinliği ve halkın huzur ve refahı ile adalet hizmetlerinin hızla sonuçlandırılmasını sağlamak için polis teşkilatında ihtisaslaşmaya gidilmesi zorunlu hale gelmiştir.’ denilmektedir.

[6] Branş Yönetmeliği 11.6.2002 tarihinde İçişleri Bakanı onayı ile yürürlüğe girmiş; asayiş suçu soruşturma, balıkadam, bando, bilgi işlem, bomba imha, bütçe, çevik kuvvet, çocuk polisi, güvenlik, havacılık, istihbarat, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele, kriminal, lojistik, muhabere, olay yeri inceleme ve kimlik tespit, özel harekat, personel, sivil havacılık güvenliği, terörle mücadele, trafik, yabancılar ve pasaport branşları oluşturulmuştur, branşa girme, çıkma ve çıkarılma esaslara bağlanmıştır.

[7] 2845 sayılı DGM Kanunu 1983 yılında, 3713 sayılı TMK 1991 yılında, 4422 sayılı ÇASÖMK 1999 yılında yürürlüğe girmiştir.

[8] YILMAZ Halil, Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara–2003, ISBN 975-93859-1-0)

[9] TODAİE Kamu Yönetimi Araştırma Raporu (ULU Ömer, İlçe Yerel Yönetimleri 2000)

[10] YILMAZ Halil, Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara–2003, ISBN 975-93859-1-0)

[11] İçişleri Bakanlığının 07.11.2005 tarih ve B.050.ÖKM.000011-12/1684 sayılı 2005/115 genelgesi

[12] YILMAZ Halil, Aynasızdan Polise yol haritası (Atlas Yayıncılık, Ankara–2003, ISBN 975-93859-1-0)

Polis Teşkilatının Kuruluş Yıldönümü konuşmaları

POLİS TEŞKİLATININ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

KONUŞMALARI

162. YILDÖNÜMÜ (OSMANİYE)

Sayın Valim,

Demokratik hukuk devletinin, laik Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve

inkılâplarının, teminatı olan Türk Polis Teşkilatı’nın 162’nci kuruluş

yıldönümünü bu güzel yurt köşemizde, Osmaniye’de halkımız ile iç içe, birlikte

kutlamaktan büyük bir onur duyuyorum.

Bu vesile ile törenimize iştirak eden siz saygıdeğer konuklarımıza hoş

geldiniz diyor, şahsım ve Osmaniye Emniyet Müdürlüğü adına hepinizi saygı ile

selamlıyorum.

Saygıdeğer Konuklar,

Teşkilatımız “iç güvenliği sağlama” görevini, 162 yıldan

beri “polis” adı ile, ondan önce de değişik adlar altında, ama hep çağının

hukuk kuralları içerisinde, vatandaşlarına sevgi ve saygı ile yaklaşarak,

onların gönüllerini kazanarak yerine getirmiştir.

Bugün Türk Polis Teşkilatı; eğitim seviyesi, nitelikli insan

kaynakları ve teknolojik imkânlarıyla tüm dünyada örnek gösterilen bir kuruluş

haline gelmiştir. Bu başarı, sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuksal gelişmelere

paralel olarak, sürekli yenilenerek elde edilmiştir.

Yaklaşık 200 bin kişilik bir personele sahip olan Teşkilatımızda 108 bin

üniversite mezunu polis bulunmaktadır. Osmaniye Emniyet Müdürlüğü’nde de

personelimizin %50’si üniversite mezunudur. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde tüm

personel üniversite mezunu olacaktır.

Teşkilatımız, diğer gelişmiş

ülkelerdeki emsallerinde olduğu gibi teknolojiyi en üst seviyede kullanmakta,

bunların pek çoğu ile Osmaniye ilinde de hizmet verilmektedir. Özel İdare

tarafından gerekli finansal destek sağlandığında umarım çok yakın bir gelecekte

MODERN KENT GÜVENLİK SİSTEMİ – MOBESE OSMANİYE de kurulabilecektir.

Günümüzde

Türk Polisi, değişik ülkelerindeki uluslar arası polis güçlerinde diğer

devletlerin polisleri ile birlikte çalışarak, hatta yöneticilik sorumluluğunu

taşıyarak Ülkemizi başarı ile temsil etmektedir. Büyük Devlet olmak, her alanda

söz sahibi olmayı gerektirmektedir. Ve Türk Polisi bu konuda da üzerine düşen

sorumluluğun gereğini yerine getirmektedir.

Sayın Valim, Saygıdeğer Konuklar,

Teşkilatını seven, gelişimi arzulayan ve bunun için çaba

gösteren bir yönetici olarak bir hususu ifade etmeliyim. Özellikle hizmet

sektöründe insan kaynağının önemi yadsınamaz. Güvenlik sektöründe teknoloji

yoğun olarak kullanılsa da yine de en önemli sermaye “insan kaynağı”dır. Bu

nedenle güvenlik ile özgürlük arasındaki hassas dengeyi yakalaması gereken

“polis” asgari olarak yüksek niteliklere sahip olmak zorundadır. Ancak bu

yeterli değildir. Polisin çalışma koşulları da mutlaka “insani” olmalıdır. Zira

bir “yorgun polis” tarafından verilecek güvenlik hizmetinde telafisi imkânsız

hatalar kaçınılmaz olur. Aynı şekilde emeğinin, fazla mesaisinin karşılığını

alamayan birinin neden olacağı yanlışlıkların da devlete maliyeti yüksek

olacaktır.

Saygıdeğer Konuklar,

Polis,

toplumun desteğini almak zorundadır, çünkü hedef kitlesi toplumdur. Suçla

mücadelede Polis yalnız bırakılmamalıdır. Bu güzel yurt köşesi Osmaniye’de

bizlere verdiğiniz destek için teşekkür ederiz. Yürüttüğümüz “Ceza Yeme Fıstık

Ye” kampanyamızda trafik denetimlerinde amacımızın ceza yazmak olmadığını

göstermek istedik. Bunu yaparken de ilimizin ismi ile tescil edilmiş bir

değerimize, Osmaniye Fıstığı’na da sahip çıktık. Osmaniyeli ne kadar “mert”

olduğunu ispatladı, bizim bir adımımıza on adım yaklaşarak karşılık verdi. Sağ

olasınız, var olasınız.

Saygıdeğer Konuklar,

Geçmişte olduğu gibi yakın bir gelecekte bir “Dünya Devleti”

olacağına inandığımız Türkiye Cumhuriyeti Devletimize ve aziz Türk Milletine

hizmetle dolu daha nice kuruluş yıldönümlerini gururla, şanla, şerefle

kutlayacak, her geçen yıl daha da güçlenecek ve milletimizle bütünleşmesini

devam ettirecek Polis Teşkilatımızın halen çalışan ve emekli mensuplarına

BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN diyorum.

Sizler için, Vatanımızın bölünmezliği için canlarını hiç

çekinmeden feda eden aziz şehitlerimizi, daha dün toprağa verdiğimiz

personelimiz Polis Memuru Uğur Kurt başta olmak üzere ebedi âleme göçmüş

mensuplarımızı rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla yâd ediyor,

kıymetli ailelerine de şükranlarımızı sunuyorum.

163. YILDÖNÜMÜ (OSMANİYE)

Sayın Valim,

Milletimizin bütünlüğünü, ülkemizin bölünmezliğini, Cumhuriyetimizi,

demokrasiyi, kişi temel hak ve hürriyetleri korumak için çalışan Emniyet

Teşkilatının 163. Kuruluş Yıldönümü Programına teşrifleriniz için teşekkür

ediyor, şahsım ve Osmaniye Emniyet Müdürlüğü adına sizleri saygı ile

selamlıyorum.

Saygıdeğer Konuklar,

Polis Teşkilatı olarak, Atatürk’ün işaret ettiği, topluma huzur ve sükûn

temin eden Cumhuriyetin, kanunlarına ve medeniyet düşmanlarına karşı kullandığı

bir kalkan olduğumuzun idraki içerisindeyiz.

Ancak ifade etmem gerekir ki; kanunlara, memleketin huzur ve asayişine

karşı gelebilecek, kişi temel hak ve özgürlüklerine tecavüz edebilecek şer

odaklarının kafasının bu kalkana çarpması ve parçalanması için bu kalkanın yani

Polis Teşkilatının güçlü olması gerekir. İşte bize bu gücü veren sizlerin

desteğidir.

İl Emniyet Müdürü olarak Osmaniyelilere içtenlikle teşekkür ediyorum.

Zira bu ilde görev yaptığım iki yıla yaklaşan sürede bizlere hep destek olundu.

2006 yılında 1239 olan personel sayımızı 1370’e çıkartarak, 892’si ön

lisans ve lisans düzeyinde eğitimli, hizmet içi eğitimlerle desteklenen

personelimizle, 2006 yılında %60 olan suç aydınlatma oranı 2007’de %64’e,

2008’de %71’e çıkarılmıştır. 2006 yılında %59 seviyesinde olan aranan

şahısların yakalanma oranı 2007’de %80’e ulaşmıştır. Hırsızlık, tehlikeli

maddelerin bulundurulması ve el değiştirmesi, kolluk kuvvetlerine direnme,

konut dokunulmazlığını ihlal suçlarında azalma olmuştur. Kaçakçılık ve organize

suçlarla mücadele çalışmalarımız %60 oranında artmıştır.

Değerli mesai arkadaşlarımla birlikte, Yüce Türk Milletinin bizlere

emaneti olan Osmaniye ilinde huzur ve sükûnun temin edilmesi için kanunlara,

kişi temel hak ve özgürlüklerine tecavüz edeceklere bugüne değin olduğu gibi

bundan sonra da fırsat verilmeyecektir.

İç güvenlik yaklaşımlarında ve Polis Teşkilatının yapılanması ile kolluk

yetkilerinin düzenlenmesinde; temel hak ve hürriyetler alanındaki kazanımlardan

geriye gidileceği gibi bir korkuya kapılmaksızın, temel hak ve hürriyetlerin

esas, devletin, dolayısı ile kolluk teşkilatlarının / görevlilerinin

yetkilerinin istisna olduğunu kabul ederek, “temel hak ve hürriyetlerin kötüye

kullanılmasına izin vermeden özgürlükleri koruyup geliştirecek” bir anlayışla

hareket edilecektir. Bu yaklaşım, güçlü bir Polis Teşkilatının temel hak ve

hürriyetlerin teminatı olduğunu da ispatlayacaktır.

Saygıdeğer konuklar,

Bu program vesilesi ile belirtmek isterim ki; güçlü polis teşkilatı

olmayan bir ülkede demokrasiyi yerleştirip yürütmek mümkün olamayacağı için

bütün çağdaş devletler polis teşkilatının sorunlarını çözüme kavuşturmaktadır,

Dünyanın her yerinde polis teşkilatını kuvvetlendirmeye yönelik çabalar ortaya

konulmuştur. Belçika, İspanya ve Yunanistan bunu AB üyeliği sürecinde

başarmışlardır.

Ülkemizde de Türk Polis Teşkilatının sorunlarının acil olarak çözüme

kavuşturulması zorunludur. Bu yapıl(a)madığı takdirde, öncelikle iç güvenlik

sorunları artacak, daha sonra temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması yönünde

talepler dile getirilecek ve bu yaklaşım bir çözüm olarak takdim edilecektir.

Hatta ülkemizin demokrasi sürecinin tekrar kesintiye uğraması bile söz konusu

olabilecektir. Bu yönü ile iç güvenlik sorunlarının iyi yönetil(e)me(me)si demokrasi

süreci ile doğrudan ilgili olabilmektedir.

Ayrıca uyuşturucu üretim merkezi oldukları iddiası ile Columbia’nın,

teröristleri destekledikleri iddiasıyla Libya’nın, insan hakları ihlali,

teröristleri destekledikleri, uyuşturucu üretim merkezi oldukları iddiaları

nedeniyle Afganistan’ın, insan hakları ihlali, teröristleri destekledikleri

iddiaları nedeniyle Irak’ın ulusal egemenliklerine bir başka ülke tarafından

müdahale edilmesi gibi bir sonuç da hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Zira

uyuşturucu ve terörizmle mücadele, insan hakları ihlalleri gibi iç güvenlik

sorunlarının iyi yönetil(e)memesi nedeniyle başka ülkelerin güvenliği

etkilenmeye başladığında, ilgili ülke, uluslar arası hukuka dayanarak müdahale

hakkı kullanabilmektedir. Bu noktada iç güvenlik sorunlarının iyi

yönetil(e)me(me)si, ulusal egemenlik ile de ilgili/ilintilidir.

Öte yandan bir polis memuru, yasa kendisine yetki ve görev verdiği için

gerektiğinde anayasa ile teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklere

ilişkin eylem ve işlemler yapmaktadır. Yaşam hakkı, özel hayatın gizliliği,

haberleşme ve seyahat özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükleri yasal çerçevede

kısıtlayabilen ender kamu görevlilerinden biri de polistir.

Bu nedenle, sonuçları itibariyle önemli yetki, görev ve sorumluluğu

bulunan polislik mesleği, herkesin elde edebildiği değil, sadece seçilenlerin

kabul edildiği, uygun eğitimle desteklendiği bir “kariyer mesleği” olarak kabul

edilmektedir. Ancak ne yazık ki polislik mesleği diğer kariyer mesleklerindeki

gibi haklarla donatılmamıştır. Bu eksikliğin en kısa sürede giderilmesi

gerekmektedir ki bu şekilde Ülkemizin AİHM tarafından tazminata mahkûm

edilmesinin önlenmesi yanında bir Türk kamu görevlisinin uluslararası ceza

mahkemesinde cezalandırılmasının da önü alınabilecektir. Her iki uluslararası

mahkemenin yargılama sonuçları dikkate alındığında, müfettişlik; DPT ve hazine

uzmanlıkları gibi “kariyer mesleği” haklarına kavuşturulacak polislik

mesleğinin önemi ve Ülkemizin saygınlığına ve demokrasimizin gelişmesine

katkısı çok daha iyi anlaşılabilecektir.

Sevgili Meslektaşlarım,

Atatürk’ün ifadeleriyle biz bir kanun adamı yani kanun uygulayıcıyız.

Saygı görmek ve görevimizi tam olarak yerine getirebilmek için bir asker kadar

disiplinli, bir hukukçu kadar hukuk adamı ve bir anne kadar da şefkatli

olacağız. Bu nitelikleri ortaya koyduğumuzda, hali tavrımızdaki mertlik,

duruşumuzdaki intizam ve ciddiyet, bize olan itimadı kuvvetlendirecek ve polisi

ile gurur bu necip milletimizi memnun edecektir.

Saygıdeğer konuklar,

Bir şehit polis eşinin ifadeleriyle “gencecik saçlarına aklar düşürüp

uykularının en derin vaktinde çalan saat sesleri ile uyanıp görevlerine koşan”

aziz şehitlerimizi ve geçmişlerimizi rahmetle yad ediyorum.

Büyük sanatçı Nejat Uygur’un Cibali Karakolu isimli oyununda tanımladığı

“annesi ölse gömemeden, çocuğu olsa göremeden” hizmet etmiş ve şerefi ile

emekli olmuş değerli büyüklerimize en derin saygılarımı sunuyorum ve bu vesile

ile Sayın Uygur’a da acil şifalar diliyorum.

Meşakkatli görevimiz nedeniyle ailevi sorumluluklarımızı tam olarak

yerine getiremediğimiz eşlerimize, çocuklarımıza, anne ve babalarımıza ve diğer

yakınlarımıza, bize katlandıkları için şükranlarımızı sunuyorum.

Üstlendikleri bu kutsi görevi en iyi şekilde yerine getirmek için

çalışan değerli meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer konuklar,

Konuşmamı halen ABD’de doktora çalışmasını yürüten sevgili Fatih

BALCI’nın tanımlamaları ile bitirmek istiyorum:

“Bir tutkudur polis olmak, vazgeçilemeyen.

Bir hayat tarzıdır, kendisine has özellileri olan.

Bir yaşam felsefesidir, hayat kurtarmak ve hayatlara hayat katmaktır.

Adanmışlıktır, benliği vatan ve milleti uğruna adanmış.

İnsanıyla coşup kanatlanmak, onların mutluluğunu paylaşmaktır.

Belki hakkıyla eş-anne-baba-abi-hala-kardeş bile olamamaktır.

Zevk almaktır, hayattan zevk aldırdıkça insanına.

Mutlu olmaktır, gülen çehreleri gördükçe.

Üniformanın altında sağlam bir yürek taşımaktır.

Söz vermek, verilen sözden dönmemektir.

Türk Polisi olmak, hayata hayat katmaktır.”

164. YILDÖNÜMÜ (OSMANİYE)

Sayın Valim,

Milletimizin bütünlüğünü, ülkemizin bölünmezliğini, Cumhuriyetimizi,

demokrasiyi, temel insan hak ve hürriyetleri korumak için çalışan Emniyet

Teşkilatının 164. Kuruluş Yıldönümü Kutlama Programına teşrifleriniz için

hepinize teşekkür ediyor, şahsım ve Teşkilatımız adına sizleri saygı ile

selamlıyorum.

Saygıdeğer Konuklar,

İnovasyon yani yenileşim; “yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün,

mal ya da hizmet veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş

uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya ilişkilerde yeni bir

organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”

Gelişmiş ülkelerin tamamı ve gelişmekte olan ülkelerin önemli bir kısmı,

yenileşimi önemli bir alan olarak görmektedir. Ülkemizde de son yıllarda

özellikle sanayi ve finans sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar, ulusal ve

uluslar arası alanda rekabet edebilmek için yenileşimin gerekli olduğunu görmüş

ve uygulamaya geçmiştir.

Rekabet gücünün yenileşime bağlı olarak artması, eğitim sisteminin

yenileşim için gereken insan kaynağını yetiştirecek şekilde yapılanması,

yenileşim için gerekli ortamın ve teşviklerin oluşturulması yenileşim

politikasının temelini oluşturur. Yenileşim, keşfedilmemiş olanı icat etmeyi

değil; değer yaratma yollarını keşfetmeyi hedefler.

Emniyet Teşkilatı insan temel hak ve özgürlüklerinin korunması, emniyet

ve asayişin sağlanması, işlenmiş suçların delillerinin toplanması, faillerin

tespit edilmesi, yakalanması ve adli makamlara teslim edilmesi gibi son derece

önemli ve doğrudan insana yönelik bir hizmet sektöründe 164 yıldır görev

yapmaktadır. Bu Teşkilattan suçların önlenmesi, ceza adaletinin sağlanması,

temel hak ve özgürlüklerin korunması, eşit ve 1. sınıf kamu hizmeti verilmesi,

demokrasinin geliştirilmesi, provokasyonların / kışkırtmaların önlenmesi

beklenmektedir.

Her ne kadar bu alan Devlet tarafından sunulan bir hizmet olduğu için

rekabet söz konusu değilse de bu, yenileşimin gerekli olmadığı anlamına

gelmemelidir. Aksine, emniyet hizmetinde, üretilen hizmetlerin tanıtılmasında,

iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda, kurum içi ve kurum dışı

ilişkilerin yönetilmesinde yenileşim gerekli hatta zorunludur. Yenileşim, …

Bank ya da … Holding kadar Emniyet Teşkilatının da gündemindedir. Öte yandan

Emniyet Teşkilatının özellikle üst yönetiminde görev yapmak için bir rekabet

söz konusudur. Hem bu rekabette hem de yukarıda belirtilen hizmetlerin

geliş(tiril)mesi için yenileşime ihtiyaç duyulmalıdır ve duyulmaktadır.

Emniyet Teşkilatında, özelde de Osmaniye Emniyet Müdürlüğünde eksisiyle

artısıyla “yenileşim” kavramının gerekleri yerine getirilmeye çalışılmaktadır.

Değer yaratma yollarını keşfedebilmek için öncelikle Teşkilatın insan

kaynağının kişisel ve sosyal kapasitesinin artırılması yönünde projeler ve

programlar ortaya koyulmakta ve uygulanmaktadır.

Hizmet üretilen ve sunulan ortamlar banko sistemli açık ofisler, sıra

yönetim sistemi ve elektronik rehber uygulamaları ile çağdaş bir fiziki

yapıdadır.

Değer yaratacak yolların ve uygulamaların üstten emirle değil içten

gelerek keşfedilebilmesi için personelimiz teşvik edilmekte, bunun sonucu

olarak pek çok projemizin teklifi personelimizden gelmektedir.

Kask kampanyasında olduğu gibi halkımızın yasalara uymasını ceza yazarak

değil özendirerek teşvik edecek projeler yürütülmektedir. İlkemiz “tedip” değil

“teşvik” etmektir.

İstatistiklere göre Osmaniye’de 100.000 kişiye düşen olay ile 100.000

kişiye düşen şüpheli oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bu durum sayısal

açıdan Osmaniye ilinde hakkında adli işlem yapılan şüpheliler yelpazesinin

fazla olduğunu, dolayısıyla Teşkilatımızın iş yoğunluğunun fazla olduğunu

göstermektedir.

Son 3 yıl itibari ile Osmaniye’de asayiş olayları azalmış, kaçakçılık,

güvenlik ve terör olayları aynı oranda kalmıştır. Ancak trafik olayları

artmıştır ki bu durum trafikte can ve mal güvenliği sağlamak amacıyla yapılan

denetimlerin sonucunda tespit edilen yasaya aykırılıklardır.

Suçlar il merkezinde azalmış, Kadirli ve Düziçi ilçelerinde ise artmış,

Bahçe, Sumbas ve Hasanbeyli ilçelerinde aynı oranda kalmıştır. Bu veriler

ışığında gerek personel istihdamı gerekse araç-gereç ve malzeme tahsisi

açısından Kadirli ve Düziçi ilçelerinin desteklenmesine son 3 yıldır gayret

edilmektedir.

Osmaniye’de meydana gelen asayiş olaylarının aydınlatılmasında her yıl

bir önceki yıla göre artış gerçekleştirilmiştir. 2008 yılı için suç aydınlatma

oranı %84’dür. Suç soruşturması yürüten birimlerimiz ile olay yeri inceleme ve

kimlik tespit birimimizin teknoloji kullanımı neticesinde suç aydınlatma

oranları da sistematik bir şekilde artmıştır. Osmaniye’de asayiş olayları

aydınlatma oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir.

2007 yılında başlattığımız trafik kurallarına uy Ceza Yeme Fıstık Ye

kampanyasından sonra bu kez de Kenan SOFUOĞLU’nun yer aldığı “Başıma Gelen En

Güzel Şey” sloganlı kampanya “Kaskını tak, Bayrağını al, Gel” sloganı ile 19

Nisan 2009 Pazar günü motosiklet kullanıcılarının Osmaniye’de toplanması ile

sürecektir. Amacımız, 2009 yılı sonunda tüm motosiklet kullanıcılarının ve hatta

artçı olarak oturanların kask taktığı bir il görmektir.

Ortaya konulan anlayış ve hizmetlere ilişkin görüş ve öneriler bizleri

motive edecek, dahası yangını söndürmek için su taşıyan karıncaların sayısının

artmasına ve etkili yangın söndürme sistemlerinin uygulamaya konulmasına,

böylelikle “muasır medeniyet” sisteminin esası olan temel hak ve özgürlüklerin

geliş(tiril)mesine katkı sunacaktır.

Teşkilatımız, diğer gelişmiş

ülkelerdeki emsallerinde olduğu gibi teknolojiyi en üst seviyede kullanmakta,

bunların pek çoğu ile Osmaniye ilinde de hizmet verilmektedir. En önemli

eksikliğimiz olan KENT GÜVENLİK YÖNETİMİ SİSTEMİ – MOBESE OSMANİYE’nin

kurulabilmesi için İl Özel İdaresi ve Emniyet Genel Müdürlüğünden bütçe

ayrılmıştır. Hala çözümleyemediğimiz sorunumuz binadır. Bu konuda Osmaniye

Belediyesi tarafından sağlanabilecek destek ilimize önemli bir katkı olacaktır.

Saygıdeğer konuklar,

Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Yardımlaşma ve

Dayanışma Derneği (EMŞAD), 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 9. maddesine

istinaden, İçişleri Bakanlığı’nın 25.5.1998 tarihli kararı ile 02.6.1998

tarihinde kurulmuştur. EMŞAD Osmaniye Şubesi, Dernek Yönetim Kurulu’nun

04.04.2007 tarih ve 232 Kararı ile açılmıştır. Osmaniye Emniyet Müdürlüğü,

EMŞAD Osmaniye Şubesi üyelerine ve faaliyetlerine destek olmayı onurlu ve de

zorunlu bir görev bilmektedir. Sizlerin de desteği şehitlerimizin ruhunu şad

edecektir.

Osmaniye Güvenlik Hizmetlerini Geliştirme Derneği, 6 Haziran 1984

yılında kurulmuştur. Bir sosyal sorumluluk olarak ilimiz ve ilçelerinde

güvenlik hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi, toplumda “güvenlik

sorumluluğunda sosyal paydaş” anlayışının oluşturulması için çalışmalar

yapmaktadır. Dernek yönetimine ve faaliyetleri destekleyenlere teşekkür

ediyorum.

Sayın Valim, Saygıdeğer konuklar,

Bu program vesile ile emniyet hizmetlerine ilişkin bazı sorunları çözüm

arayışı adına ifade etmek istiyorum.

Devletin asli görevi sayılan hizmetlerden sağlıkta ve yargıda katma

bütçe ve döner sermaye, eğitimde ise ek ders ücreti gibi sistemlerin bu

hizmetlerde iyileşmeyi ve gelişmeyi sağladığını memnuniyetle izliyoruz. Yine

devletin bir başka asli görevi olan emniyet hizmetinde de katma bütçe ve döner

sermaye sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Haftada 72-80 saat arasında çalışan polis dinlenememekte, kendisine ve

ailesine ayıracak zaman bulamamaktadır. Çalışma süresinin gerek iç hukukumuza

gerekse uluslar arası hukuka uygun olmadığı, özlük haklarının da polisin

mesaisi, mesleğinin riski ve güçlüğüne uygun olmadığı, bölge idare mahkemesi ve

il insan hakları kurulu gibi yetkili mercilerin kararlarını içeren pek çok

resmi belgede ifade edile gelmektedir. Endişem odur ki bu sorunlardaki

çözümsüzlük emniyet hizmetinde ve teşkilatında bir tükenmişlik sendromuna neden

olmasın.

Öte yandan spor müsabakalarının, kamu kurum ve kuruluşları bina ve

tesisleri ile lojmanlarının koruma ve güvenliği bir özel güvenlik hizmeti

şekline getirilmeli, mutlaka polis görevlendirilmek isteniyorsa da bu hizmetin

karşılığı döner sermaye şeklinde polise ödenmelidir.

Seçmen kütüklerinin dahi Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile yapıldığı

günümüzde kişi, kurum ve kuruluşlar artık adres tespitini polisten

istememelidir.

E-posta, telefon, posta ve kargo sistemleri adeta kusursuz ve süratli

işlediği için artık tebligatlar polise yaptırılmamalıdır.

Bilinmelidir ki, günümüz itibari ile polisin yapmasına gerek olmayan

işler polisten istenmediğinde polis suç önleme faaliyetlerine daha fazla imkân

bulabilecektir.

Saygıdeğer Konuklar,

Geçmişte olduğu gibi yakın bir gelecekte bir “Dünya Devleti” olacağına

inandığımız Türkiye Cumhuriyeti Devletimize ve aziz Türk Milletine hizmetle

dolu daha nice kuruluş yıldönümlerini gururla, şanla, şerefle kutlayacak, her

geçen yıl daha da güçlenecek ve milletimizle bütünleşmesini devam ettirecek

Polis Teşkilatımızın halen çalışan ve emekli mensuplarına BAYRAMIMIZ KUTLU

OLSUN diyor, hizmetleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

Hiçbir başarı tek başına elde edilemez. Başta Sayın Valimiz olmak üzere

adli, idari ve askeri teşkilatların yöneticilerine ve personeline, Osmaniye

halkına, sivil toplum kuruluşlarına, muhtarlarımıza, medya mensuplarına

şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Sizler için, Vatanımızın bölünmezliği için canlarını hiç çekinmeden feda

eden aziz şehitlerimizi ve ebedi âleme göçmüş mensuplarımızı rahmet ve

minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla yâd ediyor, kıymetli ailelerine

şükranlarımı sunuyorum.

165. YILDÖNÜMÜ (GAZİANTEP)

Sayın Valim,

Demokratik hukuk devletinin, laik Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve

inkılâplarının, insan temel hak ve özgürlüklerinin teminatı olan Türk Polis

Teşkilatı’nın 165’nci kuruluş yıldönümünü bu güzel yurt köşemizde, dünyadaki

tek “Gazi Şehir” Gaziantep’de halkımız ile iç içe, birlikte kutlamaktan büyük

bir onur duyuyorum.

Bu vesile ile törenimize iştirak eden siz saygıdeğer konuklarımıza hoş

geldiniz diyor, şahsım ve Gaziantep Emniyet Müdürlüğü adına hepinizi saygı ile

selamlıyorum.

Saygıdeğer Konuklar,

Teşkilatımız 165 yıldan beri “polis” adı ile, hep çağının hukuk

kuralları içerisinde, vatandaşlarına sevgi ve saygı ile yaklaşarak, onların

gönüllerini kazanarak görevini yerine getirmiştir.

Bugün Türk Polis Teşkilatı; eğitim seviyesi, nitelikli insan kaynakları

ve teknolojik imkânlarıyla tüm dünyada örnek gösterilen bir kuruluş haline

gelmiştir. Bu başarı, sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuksal gelişmelere

paralel olarak, sürekli yenilenerek elde edilmiştir. Personelimizin %75’i

üniversite mezunudur. Teşkilatımız,

gelişmiş ülkelerdeki emsallerinde olduğu gibi teknolojiyi en üst

seviyede kullanmakta, bunların pek çoğu ile ilimizde de hizmet verilmektedir.

Günümüzde Türk Polisi, değişik ülkelerindeki uluslar arası polis

güçlerinde diğer devletlerin polisleri ile birlikte çalışarak, hatta

yöneticilik sorumluluğunu taşıyarak Ülkemizi başarı ile temsil etmektedir.

Büyük Devlet olmak, her alanda söz sahibi olmayı gerektirmektedir. Ve Türk

Polisi bu konuda da üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmektedir.

Saygıdeğer Konuklar,

Bilindiği üzere şehrimize “Gazi” unvanının verilmesine neden olan şanlı

savunmada muvazzaf asker, askerden yeni gelmiş delikanlı, annesini korumaya

çalışan küçük bir çocuk, doktor, eczacı, hatta mahallenin kabadayısı; çocuk,

genç, yaşlı, kadın, erkek herkes elinden gelen fedakârlığı yaptı; şehrin üçte

biri şehit düştü, kalanlar da şehrin kendisi ile birlikte gazi oldu. Gaziantep

topyekûn savaşmıştı da bilinen bir “polis” adı yoktu. Bir şehir ve bu şehrin

ahalisi dara düştüğünde, mahalle bekçisi, karakol polisi, emniyet müdürü buna

bigâne/kayıtsız kalabilir mi? Hele bu “varoluş” ya da “yok oluş”, bir başka

deyişle “sözün bittiği an” ise, Emniyet Müdürü olarak göreve başladığım ilk

günden itibaren kafamı kurcalayan bu soruya cevap aradım. Ön araştırma

mahiyetinde burada, mesai arkadaşlarım çalışmalar yaptılar. Bu arada Polis

Tarihçisi değerli dostum, Emniyet Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanı 1.

Sınıf Emniyet Müdürü Eyüp ŞAHİN, başta Emniyet Genel Müdürlüğü arşivleri olmak

üzere pek çok kaynaktan yapmış olduğu araştırma ile “Gaziantep’in İstiklal

Madalyalı Polisleri’ni tespit etti. Ve bu çalışmayı Ticaret Odasının destekleri

ile kitaplaştırıyoruz.

Saygıdeğer Konuklar,

Tarihte, Akyol Polis Karakolunda dalgalanan bayrağımızı indirmek isteyen

işgalci Fransız askerlerini silahla karşılık vererek durdurmaya çalışan, ancak

mermisi tükendiği için şehit olan Polis Memuru Mehmet Hamdi Bey, nasıl gazilik

destanı yazan Antep halkının direnişinin başlangıç noktalarından biri olmuş ise

Mehmet Hamdi Bey’in varisleri olan bizler de aynı şekilde Gaziantep için,

Ülkemiz için görevimizi başarı ile yerine getirmeye kararlıyız.

Suç önleme hizmetlerinde “KOMİSER ZEUGMA” gibi, başta çocuklarımız olmak

üzere vatandaşlarımızın madde bağımlılığının önlenmesi ve kurtarılmaları için

“ÇİÇEKLER SOLMASIN” ve “DOST ELİ” gibi projelerde, suç örgütlerinin ortaya çıkartılarak

adalete teslim edilmelerinde “PROJELİ ÇALIŞMALAR”da bilimsel yöntemler

kullanarak, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğini en üst seviyede

gerçekleştirerek, “MARKA ŞEHİR”de “MARKA POLİS” olmak üzere yolumuza devam

ediyoruz.

Saygıdeğer Konuklar,

Polis, halkın desteğini almak zorundadır, çünkü hedef kitlesi toplumdur.

Suçla mücadelede Polis yalnız bırakılmamalıdır. Gaziantep, her zaman Polis

Teşkilatına yardımcı olmuştur, güç vermiştir. Bizlere verdiğiniz destek için

teşekkür ederiz. İnanıyoruz ki ne zaman ihtiyaç duysak sizler bizim yanımızda

oluyorsunuz.

Sayın Valim, Saygıdeğer Konuklar,

Teşkilatını seven, gelişimi arzulayan ve bunun için çaba gösteren bir

yönetici olarak bir hususu ifade etmeliyim. Özellikle hizmet sektöründe insan

kaynağının önemi yadsınamaz. Güvenlik sektöründe teknoloji yoğun olarak

kullanılsa da yine de en önemli sermaye “insan kaynağı”dır. Bu nedenle güvenlik

ile özgürlük arasındaki hassas dengeyi yakalaması gereken “polis”, asgari

olarak yüksek niteliklere sahip olmak zorundadır. Ancak bu yeterli değildir.

Polisin çalışma koşulları da mutlaka “insani” olmalıdır. Zira bir “yorgun

polis” tarafından verilecek güvenlik hizmetinde telafisi imkânsız hatalar

kaçınılmaz olur. Aynı şekilde emeğinin, fazla mesaisinin karşılığını alamayan

birinin neden olacağı yanlışlıkların da devlete maliyeti yüksek olacaktır.

Saygıdeğer Konuklar,

Geçmişte olduğu gibi yakın bir gelecekte bir “Dünya Devleti” olacağına

inandığımız Türkiye Cumhuriyeti Devletimize ve aziz Türk Milletine hizmetle

dolu daha nice kuruluş yıldönümlerini gururla, şanla, şerefle kutlayacak, her

geçen yıl daha da güçlenecek ve milletimizle bütünleşmesini devam ettirecek

Teşkilatımızın halen çalışan ve emekli mensuplarına BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

diyorum.

Sizler için, Vatanımızın bölünmezliği için canlarını hiç çekinmeden feda

eden aziz şehitlerimizi, ebedi âleme göçmüş mensuplarımızı rahmet ve minnetle,

kahraman gazilerimizi şükranla yâd ediyor, kıymetli ailelerine de

şükranlarımızı sunuyorum.

Kask Kampanyası

2008 yılı sonu itibari ile Osmaniye ilinde kayıt ve tescilli araçların %33’ü (31.222) motosiklet. “Motosiklet, mobilet ve bisikletleri kurallara aykırı olarak kullanmak” suçu en çok ihlal edilen kurallar arasında 6. sırada. Kask takma alışkanlığı / özeni olmadığı içindir ki motosiklet, mobilet ve bisiklet kullanımında meydana gelen kazaların faturası ağır oluyor.

Motosiklet kullanımının yaygın olduğu Roma/İtalya ve Tahran/İran’da istisnasız her motosiklet sürücüsünün kask taktığını, hatta artçı olan kişinin de kask kullandığını bizzat gördüm. Tabii, ülkemizde de Antalya gibi bazı şehirlerde de kask kullanımı yaygın.

Osmaniye ilinde güvenlik sorumluluğu taşıyan bir kuruluşun, Osmaniye Emniyet Müdürlüğünün yöneticisi / İl Emniyet Müdürü iken bu sorunu ve çözümünü 2009 yılı öncelikleri arasına aldık.

İlk olarak, daha önce 2007 yılında trafik kurallarına uy Ceza Yeme Fıstık Ye sloganı ile kuralara uyanları ödüllendiren, kurallara aykırı davrananlara da yasada öngörülen yaptırımları uygulayan bir teşkilat olarak, Osmaniye Emniyet Müdürlüğü trafik birimleri yöneticileri ve personeli bir çalışma yaptı: Kask takmayı (ceza yazarak değil de özendirerek) yaygınlaştırmak amacıyla, Kaza Anında Seni Korur (baş harfler KASK) sloganı ile açık hava reklâmcılığı görselleri hazırlandı ve bunlar hem kendi internet sitemize konuldu, hem de şehirdeki billboardlara asıldı ve bunlar uzun süre asılı kaldı.

Daha sonra Kenan SOFUOĞLU ile bir telefon görüşmesi yaptım, projemizden bahsettim, yaptıklarımızı anlattım. “Güvenlik sorumluluğunda sosyal paydaş” anlayışı içinde bu projede bize destek verip veremeyeceğini / resimlerini kullanıp kullanamayacağımızı sordum, kendisi de büyük bir memnuniyetle, bizimle birlikte hareket edebileceğini ifade etti.

Projemize profesyonel destek Hakan SENDİR / Art Grup’tan geldi. Kenan SOFUOĞLU’nun resimleri Art Grup tarafından grafik tasarımda kullanıldı ve “Başıma Gelen En Güzel Şey” sloganlı afiş ortaya çıktı.

Art Grup’un hazırladığı ikinci bir afişte de “Kaplumbağaların ömrü neden uzun olur? Sorusuna “Kask takın, hayatınızı tehlikeye atmayın” sloganı ile cevap veriliyor.

Kampanyamızdaki tüm görsellerimiz http://www.osmaniye.pol.tr/ adresinde yer aldığı gibi bunları ilgili web adreslerine ve medya kuruluşlarına göndererek PR yapmak istedik. Projemiz, motosiklet web adreslerinde ve internet gruplarında gerçekten ilgi gördü ve konuşuldu/konuşuluyor / tartışıldı/tartışılıyor.

Polis Teşkilatının Kuruluşunun 164. Yıl Dönümü etkinliklerimiz kapsamında, “Kaskını tak, Bayrağını al, Gel” sloganı ile 5 Nisan 2009 Pazar günü motosiklet kullanıcıları Osmaniye’ye geldiler. Polis Teşkilatından Yunuslar (asayiş motosiklet grubu), Şahinler (trafik motosiklet grubu) ve TDP (Toplum Destekli Polis) motosiklet grupları; halkımızdan motosiklet tutkunları ile birlikte bir toplumsal soruna hep birlikte sahip çıkıldı.

“Motosiklet kullanımında kask takma alışkanlığı” kazan(dır)ma için yürütülen iletişim projeleri yanında, kamu düzeninin devamı için denetim görevi / faaliyetleri de “sıfır tolerans” ile devam etmelidir. Zira denetimler sonunda, motosiklet kullanıyorken kask takmadığı tespit edilenlere Karayolları Trafik Kanununda düzenlenen cezanın tatbik edilmesinin hukuk devletinin bir gereği olduğu tartışmasızdır.

Amacımız, tüm motosiklet kullanıcılarının ve hatta artçı olarak oturanların kask taktığı iller ve Türkiye görmek.

“Komiser Zeugma” Öğrenen Organizasyon Uygulama Takımı

Öğrenen Organizasyon Uygulama Takımı
Komiser Zeugma

 

Yaşam, doğası gereği sürekli öğrenmeyi ve gelişmeyi gerekli kılmaktadır. Günümüzde öğrenmek ve gelişmek bir lüks olmaktan çıkıp zorunluluk haline gelmiştir.

İstekli, verimli ve üretici insanları yönetebilmek için yöneticiler, çalışanlarına öğretmek yerine öğrenme fırsatı vermeyi denemelidirler.“Peki bu nasıl gerçekleşebilir?” sorusuna cevap ararken, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin “Öğrenen Organizasyon” uygulamaları ile tanıştım.

“Öğrenen Organizasyon”, Beşinci Disiplin kitabının yazarı ABD Massachusetts Institute of Technology öğretim görevlisi Peter M. Senge tarafından geliştirilmiş ve dünyaya tanıtılmış bir sistemdir.

Öğrenen bir organizasyon, arzu ettikleri ortak bir geleceğe ulaşmak için hem birlikte hem birey olarak kendilerini sürekli geliştiren bir insan grubudur. Öğrenen Organizasyonlarda, yeni ve insanı geliştiren eğitim ve düşünce yöntemleri teşvik edilmektedir.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin desteğini alarak Öğrenen Organizasyon Takım Uygulamasını Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne tanıştırmak ve hizmetlerine yansıtmak istedik. İlk olarak en büyük ilçemiz olan Şahinbey’de İlçe Emniyet Müdürlüğü sorumluluk alanında, takım koçları Evrim ÇALKAVUR DURMUŞ ve Yavuz DURMUŞ başkanlıklarında yapılan üç günlük program neticesinde faaliyetine başlamıştır.

Takım ismi, yoğun arayış, uğraş ve müzakereler sonucunda “Komiser Zeugma” olarak benimsenmiş ve yuvarlak sarı halka içerisinde üst yarısında polis yıldızı, alt yarısında ise Zeugma’nın simgesi Çingene Kızı mozaiğinin yer aldığı simgeler bütünleştirilerek hem yöresel kimlik hem de Polis Teşkilatı ile bir sinerji elde edilmiştir. Halkanın üst kısmına Komiser Zeugma, alt kısmına ise 2010 ibareleri lacivert tonda eklenmiştir.

Komiser Zeugma; Şube Müdüründen Polis Memuruna kadar Gaziantep Emniyet Müdürlüğünün değişik kademe ve birimlerinde görev yapan toplam 9 personelden oluşan bir Öğrenen Organizasyon Uygulama Takımı projesidir.

Bu proje ile Emniyet Teşkilatında öğrenen bir kültür oluşturulması; sistem kuran ve bunu sorgulayan yöneticiler yetiştirilmesi; ölçülebilir, somut iş sonuçları ve doğrusal değil pekiştiren başarı elde edilmesi amaçlanmaktadır.

Takımın vizyonu, Şahinbey İlçesi’nde 2010 yılı Temmuz ayına kadar;
1-Kurumlar arası işbirliğini sağlayarak,
2-Halkın desteğini alarak,
3-Polise olan güveni artırarak, seçilen pilot bölgelerde yapılan çalışmalar neticesinde 2 yıl içerisinde Türkiye’nin en düşük suç oranına sahip ilçesi olmaktır.

Takım üyelerince takımın değerleri;
1-“Ben” yerine “Biz” anlayışı (Takım ruhu),
2-Moral, sevgi ve saygı,
3-Verilen kurallara uyulması,
4-Amacın farkında olunması,
5-Özgür bir ortamın sağlanması olarak belirlenmiştir.

Takım çalışmalarını Gaziantep Emniyet Müdürlüğünün vizyonuyla ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların üst düzey yöneticilerinin destek ve yardımlarıyla yürütmektedir. Değerlerinin ışığı altında, amaçlanan vizyona ulaşılabilmesi için önceden planlanmış ve haftada en az iki kez olmak üzere 2010 Temmuz ayı sonuna kadar toplam 54 adet toplantı yapacaktır. 2010 Mayıs ayı içerisinde de gelinen noktayı neden-sebep ilişkisi dâhilinde ortaya koyarak bir ara sunum gerçekleştirilecektir.

Komiser Zeugma, Türkiye genelinde kurulan, güvenlik sektöründeki ilk Öğrenen Organizasyon Uygulama Takımı olma özelliğini taşımaktadır.

Silahlar Kalem Olsun

Tüm toplumların yasalarında, anayasalarında, insan hakları sözleşmelerinde ve kutsal kitaplarda teminat altına alınmış en temel hak, insanın yaşam hakkı ve vücut bütünlüğüdür. Çağdaş yaşamın öngördüğü ilkelerden birisi, bir başkasının haklarına saygı duyulmasıdır. Bu şekilde, toplumsal barış ve huzur da beraberinde gelecektir.
Ülkemizde futbol maçlarında, düğünlerde, asker uğurlamalarında, hemen her tür suçta silah kullanılmaktadır. Bu suçlarda vatandaşlarımız mağdur olmuştur. Aslında bu suçların faili olan vatandaşımızı da silah mağduru olarak kabul etmek gerekir.
2006 yılında Osmaniye 19 Mayıs Lisesi öğrencisi olan Hasan POLAT, sergilenen bir resminde, bir tüfeği 6 çizimle mutasyona uğratarak kalem haline dönüştürmüş ve toplumsal bir özlemi dile getirmiştir.
Osmaniye Emniyet Müdürü olarak “silahlar kalem olsun” adı altında “toplumsal sorumluluk projesi” yaparak bir kampanya başlatılmıştır. Kampanya ile bireysel silahsızlanmasının desteklenmesi, başta öğrenciler olmak üzere geniş toplumsal kesimlerin silah simgesinden kalem simgesini tercih etmelerini sağlamak ve böylece eğitimi destekleyerek karanlıktan aydınlığa geçişi özendirmek amaçlanmıştır.
Silahlar kalem olsun ki vatandaşlarımız silah nedeniyle mağdur olup hayatı kararacağına, kalem ile aydınlığa yönelsin.
Hazırlanan broşürler başta okullar olmak üzere değişik yerlere asılmış, halkla ilişkiler (PR) faaliyeti gerçekleştirilmiştir.
www.osmaniye.pol.tr adresinde projeye e-destek portalı açılmış, ayrıca imza kampanyası yapılmıştır.
Başta Osmaniye ilinde olmak üzere lise ve dengi okul öğrencilerinin katıldığı konferanslar düzenlenmiştir.
Silahsızlanmayı arzulayan öğrenciler adına, Hasan POLAT’a plaket verilmiştir.
Grafik tasarımı kupa/bardak, mause pet, temizlik mendilleri gibi özendirme materyallerinde kullanılmış, başta öğrenciler olmak üzere geniş toplumsal kesimlere ulaştırılmıştır.
Bu kampanya nedeni ile Umut Vakfı tarafından Halil YILMAZ’a teşekkür plaketi verilmiştir.

Bilimsel Çalışmalar

MESLEKİ VE BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

  • Ankara Üniversitesi, 3. AIDS Kongresi Cinsel Yollarla Bulaşan Hastalıklar ve AIDS Paneli, tebliğ sunumu, (Ankara)
  • Hacettepe Üniversitesi SHYO – Friedrich & Naumann Vakfı işbirliği, Türkiye’de Çalışan Çocuklar Sorunu ve Çözüm Yolları Paneli, tebliğ sunumu, (Ankara)
  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı – UNICEF Türkiye Temsilciliği işbirliği, Hacettepe Üniversitesi SHYO koordinatörlüğü, Küçükleri Koruma Hizmetleri Yönetici Semineri, seminer organizasyonu ve tebliğ sunumu (Ürgüp, 30 Haziran 5 Temmuz 1997)
  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı ile 9 Eylül ve Marmara Üniversiteleri Hukuk Fakülteleri işbirliği, Organize Suç Semineri, seminer organizasyonu ve tebliğ sunumu (İzmir, 16/17 Ekim 1997),
  • Polis Akademisi, Ceza Adalet Sistemi ve Polis Sempozyumu, tebliğ sunumu (Ankara, 6/8 Mayıs 1998),
  • AB Avrupa – Akdeniz İşbirliği, Uluslararası Organize Suçlarla Mücadele Semineri, (Roma (İtalya), 12/16 Ekim 1998),
  • JICA, 10. Uluslararası Suç Önleme Polisliği Semineri (Tokyo (Japonya), 14/21 Şubat 1999),
  • Dünya Yerel Yönetim Akademisi (WALD), Çocuk ve Demokrasi: Küçüklere Özgü Yargılama Hukuku Sempozyumu, tebliğ sunumu (İstanbul, 10/11 Haziran 1999),
  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı, Asayiş Şube Müdürleri Semineri, seminer organizasyonu (Ankara, 1/5 Kasım 1999),
  • EGM – The British Counsil işbirliği, Terörle Mücadele Polisliği Semineri (Ankara, 21/24 Mart 1999) ve Çağdaş Polis Stratejileri Semineri (Ankara, 09/17 Şubat 2000) seminer organizasyonu,
  • Fırat Üniversitesi – Elazığ Emniyet Müdürlüğü işbirliği, 1. Milletlerarası Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Güvenlik ve Huzur Sempozyumu, tebliğ sunumu (Elazığ, 27/29 Mart 2000),
  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı – UNICEF Türkiye Temsilciliği işbirliği, Uluslararası Standartlara Göre Çocuk Polisi Semineri, seminer organizasyonu ve tebliğ sunumu (Ürgüp, 6 Eylül 2000)
  • SHÇEK koordinatörlüğü, Çocuk Hakları Tanıtım Kampanyası, çalışma grubu üyeliği (20.11.1999 – 20.11.2000)
  • TC – UNICEF işbirliği, “Çocuklar İçin Elele” Kampanyası, organizasyon komitesi üyeliği (23.4.2001 – 31.8.2001)
  • Türkiye Kuyumcuları Toplantısı, tebliğ sunumu (Antalya, 12/15 Nisan 2001),
  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı, Çevik Kuvvet Lider Yöneticilik Semineri (İstanbul, 3/6 Eylül 2001)
  • EGM Yabancılar Hudut İltica Dairesi Başkanlığı – BM Mülteciler Yüksek Komiserliği işbirliği,
  • Sığınmacı ve Mülteci Meseleleri Semineri, tebliğ sunumu (Antalya, 7/9 Kasım 2001)
  • DPT koordinatörlüğü, 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Aile ve Çocuk Özel İhtisas Komisyonu komisyon üyeliği,
  • IPA Uluslararası Polis Birliği, 31. IPA IEC Konferansı (Sun City (Güney Afrika), 9/15 Eylül 2002),
  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı ile Avrupa Konseyi Spor Daimi Komitesi ve Türkiye Futbol Federasyonu işbirliği, Uluslararası Spor Güvenliği Semineri, seminer organizasyonu ve tebliğ sunumu (Antalya, 3/4 Ekim 2002),
  • The British Counsil, Euro 2004’e doğru: Türkiye ve İngiltere’nin Bakış Açıları ve Çözümler; FUTBOL, TARAFTAR PROFİLİ, MEDYANIN ROLÜ VE ŞİDDET, tebliğ sunumu (İstanbul, 21 – 22 Ekim 2003)
  • Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Uluslararası İç Güvenlik Yönetimi Konferansı, tebliğ sunumu (22-23 Ocak 2004, Ankara)
  • Prof. Dr. Feridun YENİSEY koordinatörlüğü, Hukuk İhtisas Seminerleri (13. “Terör, Örgütlü Suç ve İnsan Hakları” Ankara, 24/26 Aralık 2001; 18. “Özel Hayatın Korunması” İstanbul, 18/20 Ekim 2002)
  • Prof. Dr. Feridun YENİSEY koordinatörlüğü, İnsan Hakları ve Devletin Yetkileri: Hukuk Devleti Yetkileri Seminerleri, Kolluğun Önleme –Denetleme ve İzin- Yetkileri, (İstanbul, 21/22 Şubat 2004)
  • EGM – TÜRKAB (AB – Türkiye İşbirliği Derneği) işbirliği, AB Uygulamaları Işığında Türk Polisi Paneli, panel önerisi ve tebliğ sunumu (Ankara, 22 Nisan 2004)
  • TC – ABD işbirliği, Anti-Terörizm Yardım Programı / Rehine Müzakereleri (Lousiana State Police Academy, Baton Rouge-Lousiana/USA, 13/28 Mayıs 2004)
  • EGM Demokrasi ve Küresel Güvenlik Kongresi, “DEMOKRASİ VE EGEMENLİĞİN KORUNMASI AÇISINDAN POLİS” tebliği sunumu (İstanbul, 9/11 Haziran 2005)
  • Beşiktaş Jimnastik Kulübü  (BJK) Divan Kurulu Sporda Şiddetin Önlenmesi Komisyonu, Sporda Şiddetin Önlenmesi Paneli tebliğ sunumu (29 Ocak 2005, Condrad  Hoteli / Konferans Salonu Beşiktaş / İstanbul)
  • Kadir Has Üniversitesi Spor Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi (SHAUM) Spor Hukuku Sertifika Programı Spor Güvenliği Öğretim Elemanlığı
  • Gaziantep Üniversitesi Oğuzeli Meslek Yüksek Okulu Özel Güvenlik Öğretim Elemanlığı
    Bahçeşehir Üniversitesi – Polis Akademisi işbirliği, Prof. Dr. Feridun YENİSEY koordinatörlüğünde “Kolluk Görevlileri Açısından TCK-CMK Semineri, “TCK-CMK KAPSAMINDA KOLLUK KUVVETLERİNE YÖNELİK SUÇLAR” tebliği sunumu” İstanbul, 5/6 Mayıs 2007
  • İstanbul Etiler Polis Mesleki Eğitim Merkezi (POMEM) 2006 yılı Öğretim Elemanlığı
    Polis Meslek Yüksek Okulu (PMYO) ve Polis Mesleki Eğitim Merkezi (POMEM) Müdürlüklerinde konferanslar
  • Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü, “Silahlar Kalem Olsun!” Kampanyası, kampanya yönetimi (Başlangıç tarihi 28 Eylül 2006 Bireysel Silahsızlanma Günü) Bu kampanya nedeniyle Umut Vakfı tarafından 2007 yılında teşekkür plaketi verildi.
  • Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü, “Ceza Yeme Fıstık Ye” Kampanyası, kampanya yönetimi (Başlangıç tarihi Mart 2007) Bu kampanya nedeniyle Osmaniye Ticaret Borsası ve Osmaniye Ticaret İş Merkezi (OSTİM) tarafından 2007 yılında birer ödül verildi.
  • ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Nükleer Terörizmle Mücadele İçin Küresel Girişim, “Kanun Uygulayıcılar Semineri” (ABD Miami, 09/17 Haziran 2007)
  • Polis

    Akademisi Uluslararası Terörizm ve Sınır Aşan Suçlar Araştırma Merkezi UTSAM, Uluslararası Terörizmle Mücadele Konferansı,

    26 Nisan 2010, Antalya

Spor Güvenliği

SPOR GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN ÇALIŞMALARI

  • EGM Asayiş Dairesi Başkanlığı ile Avrupa Konseyi (AK) Spor Daimi Komitesi ve Türkiye Futbol Federasyonu işbirliği, Uluslararası Spor Güvenliği Semineri, seminer organizasyonu ve tebliğ sunumu (Antalya, 3/4 Ekim 2002),
  • The British Counsil, Euro 2004’e doğru: Türkiye ve İngiltere’nin Bakış Açıları ve Çözümler; FUTBOL, TARAFTAR PROFİLİ, MEDYANIN ROLÜ VE ŞİDDET semineri tebliğ sunumu (21 – 22 Ekim 2003, İstanbul)
  • Beşiktaş Jimnastik Kulübü Divan Kurulu Sporda Şiddetin Önlenmesi Komisyonu, Sporda Şiddetin Önlenmesi Paneli tebliğ sunumu (29 Ocak 2005, Condrad Hoteli / Konferans Salonu, Beşiktaş / İstanbul)
  • Kadir Has Üniversitesi Spor Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi (S.H.A.U.M.) Spor Hukuku Sertifika Programı Spor Güvenliği Öğretim Elemanlığı
  • Motosiklette Kask Kullanımı Kampanyası (Kenan SOFUOĞLU ile birlikte)
  • İstanbul, Ankara, İzmir ve Erzurum İllerinde özellikle milli maçlarda ve Süper Lig’de müsabaka güvenlik planlarının hazırlanması ve Müsabaka Güvenliği Amirliği
  • Spor Güvenliği kitabı (Türkiye Futbol Federasyonu Yayını, Mart 2005, ISBN 975-8592-9)
  • Özel Güvenlik Meslek Mevzuatı kitabı (Rota Yayınları, Aralık 2004, ISBN 975-8296-79-5)
  • Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları kitabı (yayına hazırlanıyor)