BİR MAHKEME KARARI ANALİZİ: EMNİYET TEŞKİLATINDA FAZLA ÇALIŞMA

MAHKEME KARARI

Bir Polis Memuru tarafından, 12/24 yani “12 saat görev, 24 saat istirahat” esasına göre çalıştığı 2007 yılından itibaren, büro hizmeti yapan bir Polis Memurundan daha fazla çalıştığı iddiası ile bu süreye ilişkin fazla çalışma bedelinin kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek Tokat İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmıştır. Mahkeme, 2011/804 Esas sayısı ile incelediği davayı 2012/656 Karar sayısı ile sonuçlandırmış, aşağıdaki hükümlere varmıştır:

1. Kamu hizmeti gereği haftalık 40 saatten fazla çalışan kamu görevlilerinin fazla çalıştıkları sürelerin maaş karşılığı çalışılan süreden sayılabilmesi için ilgili kanun, tüzük veya yönetmelikte bu fazla çalışma sürelerine ilişkin açık bir düzenleme olması gerekir. “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar” dışında EHS Personelinin çalışma saat ve sürelerinin belirlendiği bir düzenleme bulunmamaktadır.

2. Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar, bir tüzük veya yönetmelik hükmünde olmadığından, buna göre haftalık 40 saatten fazla çalıştırılan personelin, fazla çalıştığı sürelerin tamamının fazla çalışma süresinden sayılması ve bu fazla çalışma süresine karşılık 657 sayılı Kanunun 178. Maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Ancak Kanunun 178/A. Maddesinde, yapılan fazla çalışmaların ücretle karşılanacağı haller tek tek sayılmak suretiyle açıklanmıştır. Sayılanların içinde emniyet hizmetlerine ilişkin bir ibare bulunmadığından, EHS Personelinin yaptığı fazla çalışmanın karşılığında ücret ödenmesi mümkün değildir. Bu konuya ilişkin olarak Kanunun 178/B. Maddesinde, personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalıştıran kurumların, fazla çalışma ücreti vermeyeceği, ancak yaptırılacak fazla çalışmanın her 8 saati için 1 gün hesabı ile izin verileceği düzenlemesi yer almıştır. Buna göre ilgili kanun, tüzük ve yönetmelikte yer almadığı halde haftada 40 saatten fazla çalıştırılan personelin çalıştığı her 8 saat için 1 gün izin kullandırılması gerekir.

3. Danıştay 11. Dairesinin 23.06.2009 tarih ve E:2006/6559, K:2009/6677 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, Emniyet Teşkilatı personeline “fazla çalışma ücreti” adı altına ödenen meblağ, mesai dışında fazla çalışmanın karşılığı değil, görevin niteliği, yapılan işin zorluğu ve önemi doğrultusunda EHS kadrolarında bulunanlardan görev yapılan birime göre, salt bu görevi yerine getirmeleri nedeniyle her ay sabit olarak yapılan bir ödemedir. Bu ödeme, 657 sayılı Kanunun 178. Maddesinde düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışma ücretinden nitelik olarak farklıdır. Dolayısıyla maktu olarak belirlenen “fazla çalışma ücreti” bir “tazminat” niteliğindedir, yapılan fazla çalışmanın karşılığı değildir.

4. 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun K Cetvelinde yer alan “aylık maktu fazla çalışma ücreti alanlara, her ne ad altında olursa olsun ayrıca fazla çalışmaya yönelik olarak başkaca bir ödeme yapılmaz.” şeklindeki düzenleme özel bir düzenlemedir. Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü Orman Muhafaza Memurları ve Belediyelerde zabıta ve itfaiye hizmetlerinde fiilen çalışan personel ve kadrolu olarak fiilen çalışan koruma ve güvenlik personeline uygulanacak bir düzenlemedir.

MUHTEMEL GELİŞMELER

Anayasamıza göre, kesinleşen mahkeme kararlarının mutlaka uygulanması gerekir. Söz konusu İdare Mahkemesi Kararının da uygulanması Anayasal bir zorunluluktur, esasen yol gösterici hükümler de içermektedir. Bu karar ışığında kısa ve orta vadedeki muhtemel gelişmeler şunlar olabilir:

1. Mahkemenin; “Danıştay 11. Dairesinin 23.06.2009 tarih ve E:2006/6559, K:2009/6677 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, Emniyet Teşkilatı personeline “fazla çalışma ücreti” adı altına ödenen meblağ, mesai dışında fazla çalışmanın karşılığı değil, görevin niteliği, yapılan işin zorluğu ve önemi doğrultusunda EHS kadrolarında bulunanlardan görev yapılan birime göre, salt bu görevi yerine getirmeleri nedeniyle her ay sabit olarak yapılan bir ödeme olduğu, bu ödeme, 657 sayılı Kanunun 178. Maddesinde düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışma ücretinden nitelik olarak farklıdır. Dolayısıyla maktu olarak belirlenen “fazla çalışma ücreti” bir “tazminat” niteliğindedir, yapılan fazla çalışmanın karşılığı değildir.” hükmüne göre idari işlem tesis edilmeli, bugüne değin “yapılan fazla çalışmanın karşılığı” olarak ödenen “aylık maktu fazla çalışma ücreti” bundan sonra bir “tazminat” olarak ödenmeye devam etmelidir.

2. 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun K Cetvelinde yer alan “aylık maktu fazla çalışma ücreti alanlara, her ne ad altında olursa olsun ayrıca fazla çalışmaya yönelik olarak başkaca bir ödeme yapılmaz.” şeklindeki düzenleme, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü Orman Muhafaza Memurları ve Belediyelerde zabıta ve itfaiye hizmetlerinde fiilen çalışan personel ve kadrolu olarak fiilen çalışan koruma ve güvenlik personeline uygulanacak bir düzenleme olduğu için İdare tarafından EHS’na dâhil kadrolarda bulunanlara da uygulanmasından sarfınazar edilmelidir.

3. Bakanlık Onayı ile düzenlenen “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar” çerçevesinde haftalık 40 saatten fazla çalıştırılan personelin, fazla çalıştığı sürelerin tamamının fazla çalışma süresinden sayılması ve bu fazla çalışma süresine karşılık İdarece 657 sayılı Kanunun 178. Maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu konuda İdare Mahkemesinin de bir kararı söz konusudur. 657 sayılı Kanunun 178/A. Maddesinde, yapılan fazla çalışmaların ücretle karşılanacağı haller tek tek sayılmak suretiyle açıklanmıştır. Sayılanların içinde emniyet hizmetlerine ilişkin bir ibare bulunmadığından, EHS Personelinin yaptığı fazla çalışmanın karşılığında ücret ödenmesi (şimdilik) mümkün değildir. Bu nedenle, aynı Kanunun 178/B. Maddesindeki, personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalıştıran kurumların, fazla çalışma ücreti vermeyeceği, ancak yaptırılacak fazla çalışmanın her 8 saati için 1 gün hesabı ile izin verileceği düzenlemesi derhal uygulanmalı; kanun, tüzük ve yönetmelik düzenlemesi olmadığı halde haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele çalıştığı her 8 saat için 1 gün “izin” kullandırılmalıdır.

4. Haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele çalıştığı her 8 saat için 1 gün “izin” kullandırılmadığı takdirde, “izin” vermeyen yöneticiler hakkında, İdare Mahkemesinin kararını uygulamayıp personeli maddi ve manevi olarak zarara uğrattığı için “tazminat” davalarının açılması, hatta “ceza davası” söz konusu olabilecektir. Bugüne değin İdare ile davalı olan personelin bundan sonra yöneticileri ile de davalı hale gelmesinin esasen bir “disiplin mesleği” olan polisliğe vereceği vahim zararlar düşünülmelidir.

5. EHS Personelinin çalışma saatlerinin ve sürelerinin Bakanlık Onayı ile yürürlüğe konulan “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar” ile düzenlenmiş olması yeterli değildir. Kamu hizmeti gereği haftalık 40 saatten fazla çalışan kamu görevlilerinin fazla çalıştıkları sürelerin maaş karşılığı çalışılan süreden sayılabilmesi için ilgili kanun, tüzük veya yönetmelikte bu fazla çalışma sürelerine ilişkin açık bir düzenleme olması gerekir.

6. Haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele çalıştığı her 8 saat için 1 gün “izin” kullandırılması, Emniyet Teşkilatının personel sıkıntısı nedeniyle sürdürülebilir değildir.

7. Mahkeme, Polisin haftalık 40 saatten fazla çalıştığı sürelerin tamamının “fazla çalışma” süresinden sayılması gerektiğini de hüküm altına almıştır. Bu nedenle haftada 40 saatten fazla çalış(tırıl)an personele, fazladan çalıştığı her saat için ücret ödenebilmesi için mutlaka yasal düzenlemeye gidilmelidir. Yapılacak olan yasal düzenlemede, hakkaniyet gereği fazla mesai, gece mesaisi, resmi ve dini bayram günleri mesaisi ayrı ayrı tanımlanmalıdır. Zira bu ayrım acil sağlık hizmetleri gibi günün 24 saatinde hizmet verilmesini gerektiren sektörlerde ilgili kamu kurumlarınca yapılmaktadır.

8. Mahkeme Kararında öngörülen hususlar yerine getirilmediğinde, personelin “hak arama” arayışları sürecektir. Bu noktada, gerek Kamu Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) gerekse Anayasa Mahkemesine ve ayrıca TBMM İnsan Haklarını Araştırma Komisyonuna da başvurmaları gündemde olacaktır.

9. Emniyet Teşkilatı ve bu teşkilatın personeli, temel hak ve özgürlüklerin kullanması ve Ülkemizin demokratikleşmesi sürecindeki en önemli aktörlerdir. Teşkilatın ve personelin temel hak ve özgürlüklere bakış açısı, Anayasal teminat altına alınmış olan temel hak ve özgürlüklerin kullanabilmesini etkilemektedir. Bunlara inanan polis, insanlara huzur ve güven verir ve sorunsuz kullanılmasını mümkün kılar. İdarenin de, Personelinin (Mahkeme Kararı ile de tescil edilen) fazla çalışma süresinden doğan haklarını teslim etmesi, çalışma barışının tesis edilmesini sağlayacaktır. Emniyet Teşkilatında tesis edilecek çalışma barışının Ülke barışına, temel hak ve hürriyetlerin korunup geliştirilmesine ve Ülkemizin demokratikleşmesine mutlak katkısı olacağından hiç kimsenin endişesi olmamalıdır.

BİR MAHKEME KARARI ANALİZİ: EMNİYET TEŞKİLATINDA FAZLA ÇALIŞMA” üzerine 2 düşünce

  1. Abdullah SELAM

    T.C.
    POLİS BİLDİRİSİ

    Konu: Emniyet Reformu ve
    Profesyonel Polis Teşkilatına Geçiş

    Devletimiz için çok önemli işlevler ve zor sorumluluklar yüklenmiş olan emniyet teşkilatının çok ciddi ve acilen çözüm bekleyen, kronikleşmiş sorunları vardır ve bu sorunların ancak Devlet büyüklerimizin bu işe sahip çıkıp takip etmesi ile çözümü mümkün olabilir.
    Yılın pek çok gününde öğretmenlerin, sağlıkçıların ve daha başka birçok meslek gurubunun sorunları gerek grevler gerek sendikalar ve gerekse basın yayın aracılığı ile gündeme getirilmekte olup Devlet yöneticilerinin kendileri ile ilgilenilmesi sağlanılmaktadır, lakin saydığım tüm bu kesimlerden daha çok birikmiş sorunu olan Polis memurları hep bir sabır ve beklenti içinde sorunlarını dile getirebilecekleri bir platformları olmadığı için mağdur ve mahzun kalmaktadırlar.
    Efendim her Polis aynı zamanda düşük ücret alan bir uzmandır; suç uzmanı. Polisler hem aldıkları eğitim, hem de yıllarca suç olgusu ile iç içe oldukları için suç ve suçlu konusunda uzmandırlar kimileri bununda üzerinde olarak; çok yönlü terör, kaçakçılık, kriminal, trafik, istihbarat, asayiş, olay yeri gibi birer düşük ücret alan A tipi uzman memurdurlar ve Devleti içten gelen ve gelebilecek olan her türlü tehlikeye karşı adeta vücudun antikor sistemi gibi koruyup gözetmektedirler.
    Efendim zatıâliniz daha iyi bilirler ki Polis demek asayişin emniyetin ve düzenin güvencesi demektir, huzur ortamı ancak işini severek yapan, verimli çalışan moral düzeyi ve aidiyeti yüksek bir Polis teşkilatı ile sağlanabilir.
    Efendim niçin Türk Polis teşkilatı da modern batı ülkelerindeki gibi iyi işleyen bir kariyer mesleği olmasın, niçin Türk emniyeti de bir Alman emniyet teşkilatı (BKA) gibi veya Amerikan emniyet teşkilatı (FBI) gibi olmasın bu sebeple sizlerden gizlenen ve çözüm gerektiren Türk emniyetinin sorunlarını ve âcizane çözüm önerilerimizi maddeler halinde meslektaşlarımız adına sıralıyoruz.
    Arz ederim.
    1) Polis koleji, Polis akademisi, Polis okulları ve Polis eğitim merkezleri diye yapılanmış ve hiçbir ülkede olmayan çok karışık, çok uzun zaman alan, maliyeti çok yüksek bir eğitim sistemi sonucunda karmaşık ve düzensiz bir yapının ortaya çıkması ve daha liyakat ve kabiliyete bakılmaksızın keskin bir amir, memur ayırımı yapılarak Polis akademisi mezunlarının oluşturduğu amir sınıfını ihtiva eden ve her konuda kayırılan imtiyazlı bir kesimin ortaya çıkarılması.
    Çözüm: Son derece karışık maliyeti çok yüksek ve gelişmiş hiçbir ülkede olmayan bu sistem yerine modern emniyet teşkilatlarındaki tek koldan, düşük maliyetli, hızlı, adil ve meslekten liyakat, kabiliyet ve liderlik vasıflarının ön plana çıktığı bir Polis eğitimi ile kariyer ve yükselme olanağı sunularak Polis yetiştirilmesi ve böylelikle fırsat eşitliği ve adalet temin edilmelidir, bu konuda Alman emniyet teşkilatı (BKA) iyi bir örnektir.
    2) Son derece düzensiz, belirsiz ve uzun çalışma saatlerinin düzenlenerek Polis teşkilatında bir çalışma düzeni standardının oluşturulması.
    Çözüm: Polisler üzerinde yapılan birçok bilimsel araştırma göstermiştir ki bir memur sınıfı olan Polislerin düzensiz, belirsiz ve uzun çalışma saatlerinin Polisler üzerinde büyük bir stres ve baskı oluşturduğudur. İnsan yaratılışına aykırı olan (12-12, 12-24, 24-24) gibi gerçek dışı çalışma düzenleri kaldırarak bunların yerine 8-9 saat verimli olarak çalışılabilecek net mesai süresi konulmalı ve bunun sonunda (gece gündüz çalışmaları, bayram ve hafta sonu tatillerinin bulunmaması nedeniyle) kesintiye uğratılmayacak en az 24 saatlik dinlenme süresi verilmeli ve bunun üzerindeki çalışma saatleri ek mesai olarak kabul edilmelidir.
    3) Özlük haklarındaki adaletsizliklerin günümüz şartlarına göre düzenlenmesi.
    Çözüm: Emekli olurken kadro derecesi, ek gösterge ve sosyal haklarda, Sahil Güvenlik ve Jandarma mensuplarının durumları göz önüne alınarak 30-40 yıl öncesinin şartlarına göre devam etmekte olan adaletsizlik ve haksızlıkların düzeltilerek eşit işe eşit ücret prensibi uygulanmalıdır. Mesela lisans mezunu bir Polis memuru ancak 2200 ek gösterge ile emekli olabilmektedir. Efendim Polis memurları en az bir öğretmen kadar fedakâr ve bir subay kadar disiplinli ve bir doktor kadar zor zamanlarda toplum için gerekli oldukları halde Polislik mesleğinde rütbe ve terfi almaları çok çeşitli sebepler ile engellenerek ancak 2200 ek gösterge ile emekli olabilmektedirler. Polis memurları; güvenlik kavramı çerçevesinde Sahil Güvenlik ve Jandarma mensuplarında olduğu gibi görevdeyken en son çalıştığı kadro derecesinden ve 3600 ek gösterge ile emekli olabilmelidirler.
    4) Emniyet’in çok başlı karmaşık yapıdan kurtarılması.
    Çözüm: Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Jandarma Genel Komutanlığı gibi İçişleri Bakanına doğrudan bağlı, Müsteşarlık düzeyinde ve MİT gibi tüzel kişilik haline getirilerek Türk Polis Teşkilatı (TPT) olarak profesyonel Polis teşkilatına geçilmeli ve çok başlı dağınık teşkilat yapısına son verilmelidir.
    5) Polisin yetki, sorumluluk ve görev alanının belirsiz olması.
    Çözüm: Polisin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir biçimde ortaya konarak buna uygun olarak çalıştırılması ve Polisin işi olmayarak Polislere yaptırılan (resepsiyonculuk, boyacılık, şoförlük, kantincilik, kasiyerlik vs.) bayağı işlerin önüne geçilerek meslek ciddiyet ve vakarı korunmalıdır.
    6) Eşit işe eşit ücret uygulanması.
    Çözüm: Örnek vermek gerekirse aynı işi yapan hassas bölgeleri korumadaki bir Polis memuru ile Başbakanlık koruma daire başkanlığında çalışan arasındaki ücret dengesizliğinin adil bir şekilde hakkaniyete kavuşturulması; öyle ki il emniyet müdürlüğü bünyesinde hassas bölgeleri korumada çalışan ve bu teşkilata 20 yılını vermiş olan bir Polis memuru, sırf Başbakanlık korumada işe başladı diye 6 aylık bir Polis memurundan 800 TL ye yakın az para almakta ve ondan daha kötü şartlar altında çalışmaktadır, bu çok büyük bir adaletsizlik ve haksızlıktır ve bu sadece bir örnekti ve bunun gibi daha nice adaletsizliklerin giderilerek kurum içinde ücret, taltif ve tazminat gibi konularda objektif ve adil olunmalı ve ülkenin her yanında çalışan teşkilat mensupları için eşit işe eşit ücret kuralı uygulanmalıdır.
    7) Personel istihdam politikasındaki büyük yanlışlar.
    Çözüm: Büyük bir kısmı lisans mezunu olan (mühendis, öğretmen, avukat, araştırmacı…) ve hatırı sayılır bir kısmı da yüksek lisans ve doktoralı olan Polis memurlarının basiretsizce ve acemice sırf eski kafa ve anlayışlar neticesinde verimli bir şekilde çalışabilecekleri birimlerde çalıştırılması yerine 3 yıl çevik kuvvet şubesi gibi, hassas bölgeler şubesi gibi atıl ve verimsiz, isteksiz ve birde kötü muameleye maruz kalarak (Ankara Çevik Şube, İstanbul Çevik Şube vb.) meslekten soğutulmaları sonucu bu kişilerin bilgi birikim ve enerjilerinden daha sonraki zamanda da yararlanılamaması; uzman personel istihdam politikası geliştirilmesi gerekmektedir.
    8) Döner sermaye uygulamasının başlatılması.
    Çözüm: Silah ruhsat gibi Trafik hizmetleri gibi Pasaport hizmetleri gibi Devlete büyük gelir getiren hizmetleri yapan emniyet mensuplarının ve kurumun döner sermaye sistemi ile bu hizmetlerden adil bir pay verilerek hem kurumun kendini çevirmesi sağlanmalı hem de Polislerin yaptıkları bu işlerden dolayı bir nevi taltif gibi ödüllendirilerek verimlilik ve aidiyetinin arttırılarak ekonomik doyumlarının ve iş verimliliğinin artırılmasının sağlanmalıdır.
    9) 40-50 sene öncesinin disiplin tüzüğü yönetmelik ve genelgeleri ile işleyen emniyet teşkilatının günümüze uygun bir yönetmelik ve disiplin tüzüğü çıkarılmak suretiyle sadeleştirilerek ayıklanması ve karmaşanın ortadan kaldırılması.
    Çözüm: Zamanımıza uygun bir şekilde emniyet teşkilatı kanunu, tüzük ve yönetmeliklerinin düzenlenerek personelini gereksiz yere sıkmayan, güncel ve ihtiyaca cevap veren bir kurumsal yönetmelik çalışması başlatılmalı ve 40 sene öncesinin şartlarına göre olan günümüzde ise suiistimal konusu olan gereksiz yetkiler (çalışma saatlerini 12-12 ye çevirmek gibi) kaldırılmalıdır.
    10) Şubelerde atıl bir şekilde duran personelin aktif göreve getirilmesi.
    Çözüm: Her şubenin personel bakımından ihtiyacının net ve objektif olarak belirlenerek buna göre birimlerde personel istihdamı sağlanmalıdır. Birçok şubede 1 kişinin rahatlıkla yapabileceği işi 3-4 kişi yapmak suretiyle bir iş kaybı ve kaynak israfı oluşmaktadır. Personel bakımından aşırı şişkin şubeler bulunmaktadır; Ankara Çevik kuvvet (2000 kişi), Ankara Hassas şube (1500 kişi) vb. iş ve hizmet üretmeyip kaynak ve personel israf eden şubeler bulunmaktadır. Tüm bunlar neticesinde Polis sayısı yetersizmiş gibi bir yanıltıcı durum ortaya çıkarılmaktadır. Bunun yerine Polislerin esas görevi olan emniyet ve asayiş hizmetlerine ağırlık verilen yerler olan Polis Merkezleri, Asayiş Şubeleri, Trafik Şubeleri gibi hizmet üreten yerler insan ve kaynak olarak güçlendirilmek suretiyle Polislerin asli görevi olan işe dönmeleri sağlanmalıdır.
    11) Mesleki standartlar oluşturularak bunlara titizlikle riayet edilmeli ve böylelikle profesyonel bir meslek anlayışı ortaya konmalıdır.
    Çözüm: Polislik gibi kıvrak bir zekâ, beceri, bilgi, tecrübe, özveri ve özel eğitim gerektiren bir mesleğin profesyonel Polis teşkilatlarında olduğu gibi kendine özgü standartlarının oluşturulması ve bunlara riayet edilmesi sağlanmalıdır ve bu standartlara uymayan abartılı her türlü uygulamadan vazgeçilmelidir. Mesela aşırı çalışma saatleri, gereksiz yetkiler, personelin yersiz ve ölçüsüz kullanımı, kaynak israfı, çalışma alanları ve koşullarının Polisliğin şerefini lekeleyecek kadar kötü olması vs. düzenlenerek toplumun gözünde Türk Devletini ve Kanunlarını en iyi şekilde temsil eden modern, etkin ve verimli çalışan bir emniyet teşkilatı oluşturulmalıdır.
    Devletimizin ve Milletimizin hizmetinde olan emniyet teşkilatı kapsamlı reform ve düzenlemelerin yapılarak Polisin, zor şartlar altında çok çalışan, yüksek riskli işler yapan psikolojisi bozulmuş kişiler görüntüsünden kurtarılması ve hak ettiği; özgüvenli, halka güven ve sükûnet telkin eden kanun adamı vasfının kendisine kazandırılarak Milletimizin huzur ve asayişinin temini, Devletimizin sürekliliği açısından azami önem taşımaktadır. Bizce EGM’nin Türkiyede ilk olarak yapabileceği ve yapması gereken en önemli iş her konuda kurum içi Adalet ve Hakkaniyeti sağlamaktır. Kendi personeli huzursuz, mutsuz ve haksızlıklara uğrayan bir kurum nasıl emniyet ve huzuru sağlayıp asayişi temin edebilir ki?
    Önümüzde Türk emniyetine örnek teşkil edebilecek ve bünyesinde çok sayıda Türk kökenli Almanın da çalıştığı bir Alman emniyet teşkilatı durmaktadır. Türk emniyeti de istenir ve azmedilir ise kısa zamanda bir Amerikan emniyet teşkilatı (FBI) veya bir Alman emniyet teşkilatı (BKA) gibi olabilir. Türk emniyeti değişerek; profesyonel Polis teşkilatı (TPT) olarak çağa ayak uydurabilmek için gerekli potansiyele sahiptir.
    Efendim bütün bu sayılanlar yapılırken; makamında oturarak üstlerinden rütbe ve taltif bekleyen, emeklilik için gün sayarak dert ve sıkıntıları görmezden gelenler yerine Türk emniyetinin iskeletini oluşturan, bütün iş yükünü üstlenen, fedakârca çalışan, yeri geldiğinde insanların dertleri ile dertlenen, gerektiğinde suçlular ile silahlı çatışmaya girip şehit olan, toplumun her kesimi ile bire bir muhatap olan ve teşkilatın % 90,4 lük kısmını oluşturan Polis memurları 1.derecede dikkate alınmalıdır.
    Emniyet teşkilatı 2011 yılı personel durumuna göre; emniyet hizmetleri sınıfı olarak (218794) kişi ile hizmet vermektedir. Polis memurları emniyet hizmetleri sınıfının (197796) kişi ile % 90,4 lük kısmını oluşturmaktadır. Efendim adeta emniyet teşkilatı demek Polis memuru demektir denirse yanlış söylenmemiş olsa gerek.
    Efendim yazılmış olan bu hakikatlerle dolu mektupta yüz binlerce Polis memurunun ve sağduyu sahibi Polis amirlerinin manevi imzaları bulunmaktadır.
    Emniyet teşkilatı adalet ve hakkaniyet ile köklü değişim, gelişim ve profesyonel Polis teşkilatına (TPT) dönüşüm için Devlet büyüklerimizin emir ve talimatlarını beklemektedir. Meslektaşlarımız adına;
    Arz ederim.

  2. Abdullah SELAM

    Alman Emniyet Teşkilatı ve Türk Emniyetiyle Kıyas
    EGM’ye en güzel örnek BKA

    1-Alman polis görevlilerinin % 50’si orta seviye rütbelilerden, % 45’i yüksek seviye rütbelilerden ve % 5’i de daha yüksek rütbelilerden oluşmaktadır. Türk emniyet görevlilerinin ise % 92,31’i (210897 kişi) hiçbir kariyer olanağı olmayan mutsuz rütbesizlerden , % 3,96’sı (9055 kişi) komiserlerden oluşan orta sınıf rütbeliden , % 3,73’ü (8513 kişi) ise emniyet amir-müdürlerinin oluşturduğu mutlu azınlıktan oluşmaktadır. (24.10.2011 yılı performans.) Dengesizlik her yönüyle kendini göstermektedir!

    2-Alman polis teşkilatında üç ayrı rütbe sistemi vardır. Polis okulu mezunları okul bitiminde iki yeşil yıldız alarak işe başlamaktadır, başarı ve çalışma yıllarına göre rütbe almaktadırlar. En fazla dört yeşil yıldıza kadar yükselebilmekte ve emekliliğe birkaç sene kala tek beyaz yıldız alabilmektedir. Göreve başladıktan üç yıl sonra komiserlik sınavına başvurulabilir. Dışarıdan komiserlik sınavına başvurmak için lise mezunu şartı aranırken görevli polisler için bu şart yoktur.

    3-Alman polisi haftada ortalama 40 saat görev yapmaktadır. Polis merkezlerinde polisler 4 vardiya halinde çalışmaktadır. Vardiyalar senelik olarak belirlenmiş durumdadır ve personel bir sene içerisinde hangi gün ve saatlerde çalışacağını çizelgeye bakarak öğrenebilmektedir.

    4-Almanya’da polis okuluna yeni başlayan bir öğrenci memur sayılmakta ve eğitimi süresince maaş almaktadır. Her öğrenci 400 (bazı eyaletlerde bekâr öğrenci 800, evli ise 900 ) Euro ile başlayan bir ücretle okula devam etmekte, okuldaki her türlü ihtiyacı için küçük denebilecek bir ücret okula ödemektedir. Komiser okulu öğrencileri ise bekâr 850, evli 950 Euro harçlık almaktadırlar. Görevde olan 21 yaşında bekâr polis memuru; 1.800 Euro, 27 yaşında evli bir çocuklu komiser ise 2.482 Euro maaş almaktadır. Polisler aldıkları maaş yönü ile toplumda üst sırada bulunmaktadırlar. Eğer devam eden bir olaya müdahale eden bir ekibin görev saati dolduysa fazla çalıştığı süre kadar izin alabilmekte ya da bu görev fazla mesai ücreti olarak telafi edilmektedir. Gündüz fazla mesai ücreti saati karşılığı 1.50 € gece ve bayram günlerinde 2.50 € karşılığı ücret verilmektedir. Yaptıkları her fazla mesai ücretlendirilmekte, bir haftalık fazla çalışma ücreti ortalama 350 Euro civarı tutmaktadır.

    5-Almanya’da hizmet aracı dışında makam aracı da bulunmamaktadır. En üst rütbeli polis dâhil herkes göreve özel araçları veya toplu taşıma araçları ile gelmektedir.

    6-Almanya’da polis teşkilatı sendikal hakka sahiptir. Polis sendikalarının ilgilendiği üç alan bulunmaktadır: aylıklar, çalışma saatleri ve çalışma şartları. Bu sendikalar polisin gündeme getirmediği ücret, çalışma şartları konusunda yetkililerle görüşme yapma imkânı bulunmaktadır.Bir polisin bir yere ataması yapılacağı zaman ve hakkındaki pek çok işlemde sendikanın onayı gerekmektedir. Eğer sendika gerekçeleri yeterli bulmaz ise atamayı engelleyebilmektedir.Ayrıca sendika memurun idare tarafından aleyhine yapılan tüm uygulamaları takip etmekte, idarenin keyfî uygulamaları engellenmekte ve mağduriyetine izin vermemektedir. Genelde idare ile sendika arasında ortak çözüm yolu bulunmaktadır. Fakat bir çözüm bulunamamışsa sorun eyaletin İçişleri Bakanlığındaki polis yetkilisine kadar gelmekte ve burada en yetkili kişi ile sendika görevlisi konuşup sorunu çözmektedirler. Herhangi bir suçun faili veya mağduru olduklarında idare de sendika kadar memurunun hakkını korumakta ve savunmaktadır. Polis izin alınması kaydıyla boş zamanlarında mesleğine zarar vermeyecek bir işte çalışabilmektedir.

    7-Alman iç güvenlik yapısı polisten ibaret bir tekli sistem özelliği göstermekte, jandarma teşkilatına rastlanmamakta, kırsal polis hizmetleri de yine polis aracılığıyla yerine getirilmektedir.

    8-Almanya’da polis araçları otomobil fabrikalarından leasing yöntemi ile kiralanmakta, araç boyanmayıp sadece şeritler yapıştırılmak suretiyle polis aracı haline getirilmekte, belirli bir süre (1-2 yıl) kullanıldıktan sonra tekrar iade edilmekte ve fabrikaca bu araçların bakımı yapıldıktan sonra tekrar ikinci el araç olarak satışa sunulmaktadır. Böylece polis hem son model araçları kullanmakta, hem de bakım-onarım gibi masraflardan kurtulmaktadır. Ülkemizde de buna benzer bir sistemin uygulanması faydalı olacaktır.
    Tüm bunların çözümü için Adalet ve Hakkaniyet ile değişim gerçekleştirilerek Profesyonel Polis Teşkilatına geçilmeli (TPT) ve sendikal haklar elde edilmelidir.

Yorumlar kapalı.