Aylık arşivler: Mayıs 2013

Her Yeşil Işıkta Tek Araç Geçişi

Yollardaki işaret levhası, yol çizgisi ve trafik lambası gibi üst yapı ya da bir başka ifade ile donanım sürücüler için adeta birer can simididir. Bunların olmadığı yerlerde özellikle ‘başkasına saygı gösterme’ zaafiyeti de varsa ‘gözü açık’ davranma adına trafik tehlikeye düşürülmektedir.

Sürücüleri en zora sokan hususlardan biri, tali yoldan ana yola katılımdır. Hem tali yolda hem de ana yolda şayet trafik lambası varsa mesele yok; sürücüler kendi yönlerindeki trafik lambasının ışığına göre davranırlar ve büyük oranda bir sorun çıkmaz. Ancak tali yolun katıldığı yol bir otoyol ya da yüksek yoğunluklu bir yol ise özellikle ana yola trafik lambası kurulamaz, zira ana yolda trafik kesintisiz devam etmelidir.

Bu durumda en uygun çözüm ne olabilir? Bu konuda ABD’de başarı ile uygulanan ‘her yeşil ışıkta bir araç geçişi’ kuralı dikkate değer bir `iyi uygulama örneği`dir. Tali yoldan ana yola katılımda uygulanan ‘her yeşil ışıkta tek araç geçişi’ kuralı sadece hafta içi günlerde, sabah ve akşam trafiğin yoğun olduğu birkaç saat diliminde güvenli sürüş ve katılım imkanı vermektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki ana yolda, tali yol katılımı olmadan önce sağ şerite bir fazla şerit daha eklenmiştir ki katılım noktasında trafik şişmesi ve sıkışıklığı olmasın.
Ayrıca tali yol kesinlikle tek şeritlidir, bu da katılım noktasında yığılmayı onlemektedir.

İkinci olarak, tali yolun ana yola katılım noktasında yolda kesintisiz bir çizgi bulunmaktadır, bu çizgi araçların duracağı noktadır ve trafik işaret levhası ile de desteklenmiştir.

Üçüncü olarak tali yolda, sol tarafta iki adet trafik levhası bulunur ki bunlardan biri kesintisiz bir çizgiyi destekleyen ‘kırmızı ışıkta dur’ ikazıdır, diğeri de ‘her yeşil ışıkta tek araç geçecek’ uyarısıdır.

Dördüncü olarak, tali yolun sol tarafında, trafik levhalarının yanında bir de trafik lambası vardır; bu lamba periyodik olarak ‘kırmızı’ ve ‘yeşil’ yanar.

Tali yolda seyreden bir araç, ana yola katılım noktasına yaklaştığında kesintisiz çizgiye geldiğinde `kırmızı` ışıkta durmak zorundadır, ancak trafik lambası ‘yeşil’ yandığında hareket eder. Bu yeşil ışık sadece tek bir araca geçiş hakkı verir. Bir başka aracın sürücüsünün ‘uyanıklık’ yapması söz konusu olamaz, ‘erken öten horoz’ misali kamera kaydına dayanan ‘ceza makbuzu’ kural ihlali yapan her araç sahibinin adresine gelir.

‘Trafikte saygı’ sürücüler için gereklidir; öncelikle ‘kurallara saygı’ ki her kural özenle belirlenmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak “özellikle yaya`ya ve sonra da diğer sürücüye saygı”.

Trafikte bir başka husus bundan daha da önemlidir ki o da yollarda işaret levhası, yol çizgisi ve trafik lambası gibi üst yapı ya da bir başka ifade ile donanımın eksiksiz olarak tesis edilmesi. Bu konuda o yolun bakım ve onarımından sorumlu olan karayolları idaresi ya da özel idare ve belediye gibi yerel yönetim. Bu konuda eksiklik ve ihmal söz konusu ise sürücülerin saygılı olmalarını beklemek beyhudedir.

En nihayetinde ise kural ihlallerini fotograf ile tespit etmek ve kural ihlal eden herkese, kartvizitine bakmaksızın gerekli müeyyideyi uygulamak gerekir.

20130504-231152.jpg

 

Washington’da Rizeli Polis Memuru

Star Gazetesi
03 Mayıs 2013 Cuma 11:36
Namık GÖZ/ BURSA, (DHA)

‘GREEN Card Lottery’ ile 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne giden Rizeli Hakan Hüseyin Karaali, Washington DC’deki polis akademisini bitirerek kentte görev yapan tek Türk polisi oldu. Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği Emniyet Müşaviri, eski Bursa Emniyet Müdürlerinden Halil Yılmaz, Karaali’nin Washington’daki yemin törenine katılarak kendisini ilk kutlayan Türk yetkili oldu. Halil Yılmaz, töreni sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan da duyurdu.
DHA muhabirinin telefon ve elektronik posta aracılığıyla iletişim kurduğu Hakan Hüseyin Karaali aslen Rizeli olduğunu, Ailesinin İstanbul Maltepe’de oturduğunu belirtti. 1994 yılında Bolu İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun olduğunu kaydeden Karaali, ABD’ye 2001 yılında Green Card piyangosu ile gittiğini ve 11,5 yıldan beri Amerika’da oturduğunu anlattı. Karaali polis olmasını da, “Kelimenin tam anlamıyla azmettim. Allah da yolumu açtı, nasip oldu” sözleriyle özetledi.

‘YALAN MAKİNESİNE BİLE BAĞLANMIŞ

Akademiye kabul edilmesinin 2.5 yılını aldığını kaydeden Karaali polisliğe gidiş sürecini şöyle anlattı:
“Başvurudan sonra İngilizce yeterlilik sınavını geçtim. Ondan sonra bayağı bir geçmiş araştırması yaptılar. Yalan makinesi bağlanmaktan tut, fiziksel yeterlilik, dürüstlük ve psikolojik sağlamlık testleri. Daha sonra beni cep telefonumdan arayıp, ‘Tebrikler Sayın Karaali, Washington DC Polis akademisine kabul edildiniz’ diye haber verdiler. Ben oradan sonrasının, sadece hazırlanma kısmı olduğunu zannediyordum. Nerede? 2 büyük fiziksel, 17 akademik test, silah eğitimleri, testlerden geçtim ve sonunda mezun olmayı başardım.”

‘MÜSLÜMAN OLMAM İŞİME YARIYOR’

Çalışma düzeni ve mesai saatlerinin bu aylarda en zor dönem olduğunu ifade eden Karaali, 21.30- 06.00 saatleri arası çalıştığını, Salı ve Çarşamba akşamları da izinli olduğunu belirtti. Türk olmasının mesleğine hiçbir olumsuz etkisini görmediğini de vurgulayan Karaali, şöyle devam etti:
“Çünkü sıradan Amerikalı beyazı, siyahı, Çinli ve Latini biliyor o kadar. Ama Türklüğü bilene denk geldin mi de onun da tadı başka oluyor. Allah şahit, benim yerime hava atıyorlar, Söylememe gerek kalmıyor. En cok Müslüman olmam işime yarıyor. Bir olaya müdahale ederken, tutuklama yaparken işi ırkçılığa çekmeye çalışana soyadımı göstermem yetiyor. İslamiyeti daha çok biliyorlar. Ne kadar iyi İngilizce konuşursam konuşayım nihayetinde aksanım var. o yüzden insanlar soruyor ‘neredensin’ diye tek cevabım oluyor ‘Ben Türküm.'”

TÜRK POLİSİNE ÖNERİLER

Karaali, Türk polis teşkilatıyla hiçbir ilişkisinin olmadığını, ama işin içinde olunca aksayan yönlerini görmeye başladığını kaydederek şunları anlattı:
“Çünkü gazete ve TV de gördüğüm kadarıyla, Türk Polis Teşkilatı’nın polis memurları lehine acil olarak yapılması gereken değişiklikler var. Özelikle polisin kendi güvenliği için. En başta o tutukluyu önden kelepçelemek deliliğine son vermek gerekir. Kesinlikle eller arkadan kelepçelenmeli, mahkemeye elleri kelepçesiz getirip götürmeler, öyle yanlış uygulamalar ki.”

‘POLİSİ İTMEK TUTUKLANMA NEDENİ’

Polisin kavgaya müdahale ederken, tarafları sakinleştirmekle uğraşmasına da bir anlam veremediğini belirten Hakan Hüseyin Karaali şöyle devam etti:
“Polisi itmeye çalışıp kavgaya devam etmek isteyenler veya polis soru sorarken takmayanlar çok garip. Sadece bunlardan biri Amerika’da direkt tutuklanma nedeni. Polisin işi her ne sebeple olursa olsun kavga edene, toplumun huzurunu bozana fırsat vermemek. Hele aile içi olaylarda hiç taviz yok. Sistem, uzak durma emri ve takibi, telefon açmayı, mesaj atmayı bırak, üçüncü kişiler aracılığıyla görüşmeyi yasaklıyor. Sıkıysa aksi şekilde davran. Mutlaka hapistesin. En güzeli saldırıya uğrayan ‘yok davaci değilim’ dese bile tutuklusun. Devlet kendine yapılmış kabul ediyor.”

‘ADIM POLİS KARAALİ OLDU’

ABD’de tanıdığı Türklerle boş zamanlarında bir araya geldiğini anlatan Karaali, “Akademiye kabulümden sonra adim Polis Karaali oldu. Bilmeyenlere söylediğimde ise çok hoş karşılanıyor. Geçenlerde bir Türk aileyle 5 dakika konuştuktan sonra birbirimizin Türk olduğunu ancak fark ettik” dedi.
Türkiye en son 2010 yazında geldiğini kaydeden Karaali, “İnşallah bir gün hizmet için de Türkiye’ye gelirim” diye konuştu.

20130504-065220.jpg

Mesai Saati Dışında Özel Güvenlik Hizmeti

Liberalizmin tüm boyutlarıyla yaşandığı, bu kapsamda özel güvenlik hizmetinin ve şirketlerinin de son derece yaygın olduğu ABD’de hemen tüm eyaletlerde Polis tarafından da özel güvenlik hizmeti verilmektedir.
Sadece Mahalli Polis (County Police) değil Eyalet Polisi (State Police) mensupları da mesai saatleri dışında üniformaları (tam donanımlı) ve kendi zimmetlerindeki resmi polis araçları ile birlikte herhangi bir markette ya da alışveriş merkezinde -adeta bir özel güvenlik görevlisi gibi- saat ücreti karşılığı (özel) güvenlik hizmeti verebilmektedir.
Polisin saat ücreti karşılığı özel güvenlik hizmeti vermesi Polis Teşkilatı ve Meclis tarafından da teşvik edilmektedir. Bu şekilde Polislerin şahsi kazançlarının ve gelirinin artması söz konusu olduğu gibi, o market ya da alışveriş merkezinin bulunduğu bölgeye o zaman diliminde görevli olan bir polis ekibini görevlendirmeye gerek kalmayacağı için Polis Teşkilatı da kazançlı çıkmakta, hem “kurumsal memnuniyet” hem de “personel memnuniyeti” olmaktadır.
Ayrıca bu konunun özel güvenlik şirketlerine de ‘kaliteli bakış açısı’ öğreteceği ifade edilmektedir. (Çalışır 2013)
Çok değil birkaç ay önce bile değil ifade etmek akla bile getirilmeyen konuların hayata geçirildiği Ülkemizde bu konularda da yenilikci (inovatif) yaklaşımlara ihtiyaç yok mu sizce?
Kanımca tek yapmamız gereken ‘başka nasıl yapılabilir’ yaklaşımı.
Referans:
1. 2007 yılında Florida Eyaleti Miami’de bir markette gördüğüm, o anda özel güvenlik hizmeti vermekte olan bir polis memuru ile yapmış olduğum kısa görüşme
2. 2012 yılında Virginia Eyaleti Fairfax County’de çekilen aşağıdaki fotoğraf, fotograftaki Polis ve Fairfax County Emniyet Müdürü ile yaptığım sobbet

20130430-164149.jpg